<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>UİPORTAL</title>
	<atom:link href="http://uiportal.net/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://uiportal.net</link>
	<description>Uluslararası İlişkiler Portalı</description>
	<lastBuildDate>Fri, 18 May 2012 16:38:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Ortadoğu Denkleminde Son Gelişmeler Ve Türkiye</title>
		<link>http://uiportal.net/ortadogu-denkleminde-son-gelismeler-ve-turkiye.html</link>
		<comments>http://uiportal.net/ortadogu-denkleminde-son-gelismeler-ve-turkiye.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 May 2012 19:52:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>uiportal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çağdaş DUMAN]]></category>
		<category><![CDATA[Arap Baharı]]></category>
		<category><![CDATA[diplomatik baskı]]></category>
		<category><![CDATA[füze kalkanı projesi]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[ISAF]]></category>
		<category><![CDATA[NATO gücü]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer silah]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu coğrafyası]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye politikası]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://uiportal.net/?p=3060</guid>
		<description><![CDATA[Arap baharı ile başlayan süreçte genel kanı asıl hedefin İran olduğu ve İran’ın etrafındaki çemberin daraldığı yönündedir. Özellikle Suriye’de meydana gelen gelişmeler bölgedeki jeo-stratejik konumu gereği İran’ı her geçen gün biraz daha tartışılır kılmaktadır. İşte tam bu noktada 8 Aralık 2011 tarihinde İran’ın doğusunda Amerika’ya ait RQ-170 tipi insansız casus uçağının İran’ın eline geçmesi gözleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://uiportal.net/wp-content/uploads/2012/02/OD-articles.png"><img class="alignleft size-full wp-image-1756" title="OD-articles" src="http://uiportal.net/wp-content/uploads/2012/02/OD-articles.png" alt="" width="250" height="250" /></a><a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/arap-bahari" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Arap Baharı">Arap baharı</a> ile başlayan süreçte genel kanı asıl hedefin <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/iran" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with İran">İran</a> olduğu ve <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/iran" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with İran">İran</a>’ın etrafındaki çemberin daraldığı yönündedir. Özellikle Suriye’de meydana gelen gelişmeler bölgedeki jeo-stratejik konumu gereği <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/iran" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with İran">İran</a>’ı her geçen gün biraz daha tartışılır kılmaktadır. İşte tam bu noktada 8 Aralık 2011 tarihinde <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/iran" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with İran">İran</a>’ın doğusunda Amerika’ya ait RQ-170 tipi insansız casus uçağının <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/iran" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with İran">İran</a>’ın eline geçmesi gözleri yeniden bu ülkeye çevirdi. Afganistan’daki <acronym title="North Atlantic Treaty Organization/Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü. 4 Nisan 1949\'da Washington Antlaşması ile kurulan NATO bir kollektif savunma örgütü olarak bilinmektedir.">NATO</acronym> gücü <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/isaf" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with ISAF">ISAF</a>, düşürüldüğü açıklanan insansız uçağın Afganistan’ın batısında kaybolan insansız hava aracı olabileceğini belirten bir açıklama yaptı.</p>
<p>Genel olarak böyle durumlarla karşılaşan ülkelerin sorumluluk almamak için ‘bilgimiz dışındadır’ ya da ‘söz konusu uçak bize ait değildir’ gibi açıklamalar beklerken <acronym title="Amerika Birleşik Devletleri (kısaca ABD) (İngilizce: United States of America (USA), ayrıca Birleşik Devletler olarak da bilinir), elli tane eyalet ve bir tane federal bölgeden oluşan bir federal anayasal cumhuriyettir. Ülkenin çoğu (48 tane eyaleti olan Kıta ABD\'si ve ülkenin federal bölgesi olan Washington, DC), Kuzey Amerika\'nın ortasında, Büyük Okyanus ve Atlas Okyanusu\'nun arasında bulunmaktadır.">ABD</acronym> Başkanı Obama, <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/iran" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with İran">İran</a>’ın düşürdüğü insansız hava aracını Tahran’dan resmen istediklerini açıkladı. <acronym title="Amerika Birleşik Devletleri (kısaca ABD) (İngilizce: United States of America (USA), ayrıca Birleşik Devletler olarak da bilinir), elli tane eyalet ve bir tane federal bölgeden oluşan bir federal anayasal cumhuriyettir. Ülkenin çoğu (48 tane eyaleti olan Kıta ABD\'si ve ülkenin federal bölgesi olan Washington, DC), Kuzey Amerika\'nın ortasında, Büyük Okyanus ve Atlas Okyanusu\'nun arasında bulunmaktadır.">ABD</acronym> Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi Başkanı Rogers: ‘Hava aracı teknik problemler yüzünden <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/iran" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with İran">İran</a>’ın eline geçti.’ Şeklinde bir açıklamada bulundu. <acronym title="Amerika Birleşik Devletleri (kısaca ABD) (İngilizce: United States of America (USA), ayrıca Birleşik Devletler olarak da bilinir), elli tane eyalet ve bir tane federal bölgeden oluşan bir federal anayasal cumhuriyettir. Ülkenin çoğu (48 tane eyaleti olan Kıta ABD\'si ve ülkenin federal bölgesi olan Washington, DC), Kuzey Amerika\'nın ortasında, Büyük Okyanus ve Atlas Okyanusu\'nun arasında bulunmaktadır.">ABD</acronym> Dışişleri Bakanı Clinton ise ‘İran’ın izlediği yolun, hem kendileri, hemde bölge için tehlike oluşturduğunu, provokasyonlara ilaveten birçok yerde terörizme verdiği kasıtlı destek ve <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/nukleer-silah" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with nükleer silah">nükleer silah</a> edinme gayretini devam ettirerek bu tehdidin katlanarak arttığını belirtti.[i]</p>
<p>Bu kadar yoğun bir diplomatik baskıya rağmen İran’ın tavrı oldukça sert oldu ve İsra ajansının haberine göre, İran Savunma Bakanı Ahmet Vahidi: ‘Amerikan predatörünün İran hava sahasını ihlal ettiğini ve bu sebepten dolayı casus uçağının geri verilmeyeceğini bildirdi. Peki o casus uçağının İran’da ne işi vardı? İşte bu noktada casus uçağının ele geçmesinden önce İngiliz Telegraph gazetesinin yaptığı haberler bize bu konuda önemli ip uçları vermektedir. İngiliz Telegraph gazetesinin istihbarat kaynaklarına dayandırdığı haberinde İran’ın olası bir saldırıya karşı savaşa hazır olduğunu öne sürdü. Ayrıca Tahran yakınlarındaki füze tesislerinde yaşanan patlamanın, <acronym title="Amerika Birleşik Devletleri (kısaca ABD) (İngilizce: United States of America (USA), ayrıca Birleşik Devletler olarak da bilinir), elli tane eyalet ve bir tane federal bölgeden oluşan bir federal anayasal cumhuriyettir. Ülkenin çoğu (48 tane eyaleti olan Kıta ABD\'si ve ülkenin federal bölgesi olan Washington, DC), Kuzey Amerika\'nın ortasında, Büyük Okyanus ve Atlas Okyanusu\'nun arasında bulunmaktadır.">ABD</acronym> ve İsrail tarafından sürpriz bir saldırıya maruz kalma olasılığına yönelik endişelerin arttığına dikkat çekti. Tahran’ın yaklaşık 50 km batısındaki tesiste 12 Kasın 2011 tarihinde yaşanan patlamanın İran’ın balistik füze programının önemli isimlerinden Tuğgeneral Hasan Tehrani Mukaddem’in de aralarında bulunduğu 17 kişi hayatını kaybetti.[ii]</p>
<p>Son dönemde askeri tesislerinde esrarengiz patlamalar ve İsrail’in olası bir saldırısından çekinen İran, nükleer tesisleriyle ilgili ciddi bir çalışmaya yöneldi.[iii] Bu durum İran’ın nükleer tesislerinin deşifre olmasından duyduğu endişenin en somut göstergesidir. <acronym title="Amerika Birleşik Devletleri (kısaca ABD) (İngilizce: United States of America (USA), ayrıca Birleşik Devletler olarak da bilinir), elli tane eyalet ve bir tane federal bölgeden oluşan bir federal anayasal cumhuriyettir. Ülkenin çoğu (48 tane eyaleti olan Kıta ABD\'si ve ülkenin federal bölgesi olan Washington, DC), Kuzey Amerika\'nın ortasında, Büyük Okyanus ve Atlas Okyanusu\'nun arasında bulunmaktadır.">ABD</acronym> casus uçağının İran’ın nükleer tesisleriyle ilgili ne gibi çalışmalar yaptığı merak konusudur. Yaşanılan casus uçağı krizi egemen güçler ile İran arasındaki restleşmenin nasıl doruk noktasına geldiğini gözler önüne sermektedir. <acronym title="Amerika Birleşik Devletleri (kısaca ABD) (İngilizce: United States of America (USA), ayrıca Birleşik Devletler olarak da bilinir), elli tane eyalet ve bir tane federal bölgeden oluşan bir federal anayasal cumhuriyettir. Ülkenin çoğu (48 tane eyaleti olan Kıta ABD\'si ve ülkenin federal bölgesi olan Washington, DC), Kuzey Amerika\'nın ortasında, Büyük Okyanus ve Atlas Okyanusu\'nun arasında bulunmaktadır.">ABD</acronym>’nin İran’ı köşeye sıkıştırmaya yönelik yaptığı hamleler, İran’ı bölgede iyice hırçınlaştırmaktadır. Özellikle son günlerde İranlı yetkililerin art arda yaptığı açıklamalar bu durumun ciddiyetini gözler önüne sermektedir.</p>
<p><acronym title="Amerika Birleşik Devletleri (kısaca ABD) (İngilizce: United States of America (USA), ayrıca Birleşik Devletler olarak da bilinir), elli tane eyalet ve bir tane federal bölgeden oluşan bir federal anayasal cumhuriyettir. Ülkenin çoğu (48 tane eyaleti olan Kıta ABD\'si ve ülkenin federal bölgesi olan Washington, DC), Kuzey Amerika\'nın ortasında, Büyük Okyanus ve Atlas Okyanusu\'nun arasında bulunmaktadır.">ABD</acronym> casus uçağının İran tarafından düşürülmesiyle ilgili olarak Fars Haber ajansına açıklamalarda bulunan İran Meclisi Milli Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkan Vekili Muhammed Kevseri, ‘İran’a yönelik olası bir saldırı durumunda savunmanın sadece kendi coğrafyalarıyla sınırlı kalmayacağını belirtti. Kevseri, <acronym title="Amerika Birleşik Devletleri (kısaca ABD) (İngilizce: United States of America (USA), ayrıca Birleşik Devletler olarak da bilinir), elli tane eyalet ve bir tane federal bölgeden oluşan bir federal anayasal cumhuriyettir. Ülkenin çoğu (48 tane eyaleti olan Kıta ABD\'si ve ülkenin federal bölgesi olan Washington, DC), Kuzey Amerika\'nın ortasında, Büyük Okyanus ve Atlas Okyanusu\'nun arasında bulunmaktadır.">ABD</acronym> savaş uçaklarının İran hava sahasını ihlal etmesi halinde bölgedeki tüm <acronym title="Amerika Birleşik Devletleri (kısaca ABD) (İngilizce: United States of America (USA), ayrıca Birleşik Devletler olarak da bilinir), elli tane eyalet ve bir tane federal bölgeden oluşan bir federal anayasal cumhuriyettir. Ülkenin çoğu (48 tane eyaleti olan Kıta ABD\'si ve ülkenin federal bölgesi olan Washington, DC), Kuzey Amerika\'nın ortasında, Büyük Okyanus ve Atlas Okyanusu\'nun arasında bulunmaktadır.">ABD</acronym> üslerini vuracaklarını açıkladı.[iv]</p>
<p>Burnumuzun dibinde meydana gelen bu olayların ülkemizi etkilemesi elbette kaçınılmazdır. Nitekim <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Türkiye">Türkiye</a> ile İran arasındaki bölgesel çekişme giderek tırmanmaktadır. İran parlamentosundan Hüseyin İbrahim’in; eğer İran saldırıya uğrarsa ilk hedefiniz Malatya’da inşa edilen Kürecik üssü olacaktır demecinin üzerine İran Milli Güvenlik ve Dış Politika komisyon başkanvekili M.Kevseri’nin bölgedeki tüm <acronym title="Amerika Birleşik Devletleri (kısaca ABD) (İngilizce: United States of America (USA), ayrıca Birleşik Devletler olarak da bilinir), elli tane eyalet ve bir tane federal bölgeden oluşan bir federal anayasal cumhuriyettir. Ülkenin çoğu (48 tane eyaleti olan Kıta ABD\'si ve ülkenin federal bölgesi olan Washington, DC), Kuzey Amerika\'nın ortasında, Büyük Okyanus ve Atlas Okyanusu\'nun arasında bulunmaktadır.">ABD</acronym> üslerini vururuz resti acaba İran’ın İncirlik <acronym title="Amerika Birleşik Devletleri (kısaca ABD) (İngilizce: United States of America (USA), ayrıca Birleşik Devletler olarak da bilinir), elli tane eyalet ve bir tane federal bölgeden oluşan bir federal anayasal cumhuriyettir. Ülkenin çoğu (48 tane eyaleti olan Kıta ABD\'si ve ülkenin federal bölgesi olan Washington, DC), Kuzey Amerika\'nın ortasında, Büyük Okyanus ve Atlas Okyanusu\'nun arasında bulunmaktadır.">ABD</acronym> üssüne yönelik olarak yapılan üstü kapalı bir mesaj olabilir mi?</p>
<p><a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Türkiye">Türkiye</a> ve İran arasındaki yükselen gerginliği anlamamız açısından Financial Times gazetesinde yapılan haber ve yorumlar bu konunun ne kadar çarpıcı olduğunu gözler önüne sermektedir. İran’da dini lider Ali Hamaney’in danışmanı Ali Ekber Velayeti’nin yaptığı basın toplantısında dile getirdiği, ‘<a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Türkiye">Türkiye</a>’deki seküler İslam’ın Batı liberal demokrasisinin bir ürünü olduğu ve kendi ifadesiyle İslami uyanış yaşayan ülkeler için kabul edilemez  olduğu’ görüşüne yer verilen haberde, <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Türkiye">Türkiye</a>’nin <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/suriye-politikasi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Suriye politikası">Suriye politikası</a> ve füze kalkanı projesine ev sahipliği yapmasından kaynaklanan rahatsızlığı dile getirmiştir. İki ülkenin ayrıca Irak konusunda bir nüfus mücadelesi içinde olduğuna dikkat çeken haberde görüşlerine yer verilen eski AK Parti milletvekillerinden Suat Kınıklıoğlu’nun; ‘Amerikan ordusunun Irak’tan çekilmesiyle beraber <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Türkiye">Türkiye</a> ile İran arasında Irak konusundaki rekabetin tırmanması muhtemel. Eğer Esad devrilirse <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Türkiye">Türkiye</a> ile İran arasındaki gerilim daha da artabilir’ görüşlerine yer veriliyor.</p>
<p><a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Türkiye">Türkiye</a> ile İran arasındaki güvensizliğin her geçen gün arttığı görülmektedir. İran’da yakalanan <acronym title="Amerika Birleşik Devletleri (kısaca ABD) (İngilizce: United States of America (USA), ayrıca Birleşik Devletler olarak da bilinir), elli tane eyalet ve bir tane federal bölgeden oluşan bir federal anayasal cumhuriyettir. Ülkenin çoğu (48 tane eyaleti olan Kıta ABD\'si ve ülkenin federal bölgesi olan Washington, DC), Kuzey Amerika\'nın ortasında, Büyük Okyanus ve Atlas Okyanusu\'nun arasında bulunmaktadır.">ABD</acronym> casus uçağı ve buna benzer olaylar <acronym title="Amerika Birleşik Devletleri (kısaca ABD) (İngilizce: United States of America (USA), ayrıca Birleşik Devletler olarak da bilinir), elli tane eyalet ve bir tane federal bölgeden oluşan bir federal anayasal cumhuriyettir. Ülkenin çoğu (48 tane eyaleti olan Kıta ABD\'si ve ülkenin federal bölgesi olan Washington, DC), Kuzey Amerika\'nın ortasında, Büyük Okyanus ve Atlas Okyanusu\'nun arasında bulunmaktadır.">ABD</acronym>’nin bölgedeki en önemli askeri üstlerinden birisi olan İncirlik üssü sebebiyle Türkiye’yi taraf yapabilir. Nitekim İranlı yetkililerin yaptıkları açıklamalarda bu casus uçağın İncirlik üssünden kalktığına dair imalar mevcuttur. Bu askeri üs, Suriye’ye olan coğrafi yakınlığı sebebiyle büyük bir ihtimalle tarihinin en hareketli günlerinden birisini geçirmesine rağmen medyada hiç yer almaması düşündürücü bir konudur. Bu denkleme bir de Irak cumhurbaşkanı yardımcısı Tarık Haşimi’ye yönelik çıkartılan kırmızı bültenle aranma kararı eklenince ipler iyice gerilme noktasına gelmiştir. Türkiye, <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/ortadogu" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ortadoğu">Ortadoğu</a> coğrafyasında daha etkin rol almak isterken uluslararası hukuku göz ardı etmemelidir. Çünkü uluslararası hukuk egemen güçlerin manipülasyonuna son derece açıktır. Bu bağlamda <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/ortadogu" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ortadoğu">Ortadoğu</a> denkleminde bu durumun Türkiye’nin aleyhinde kullanılmasına karşı Türkiye’nin son derece uyanık bir dış politika vizyonu izlemesi gerekmektedir.</p>
<p><strong>Çağdaş DUMAN</strong></p>
<p>17.05.2012</p>
<div>
<hr align="left" size="1" width="33%" />
<div>
<p>[i] İran: <acronym title="Amerika Birleşik Devletleri (kısaca ABD) (İngilizce: United States of America (USA), ayrıca Birleşik Devletler olarak da bilinir), elli tane eyalet ve bir tane federal bölgeden oluşan bir federal anayasal cumhuriyettir. Ülkenin çoğu (48 tane eyaleti olan Kıta ABD\'si ve ülkenin federal bölgesi olan Washington, DC), Kuzey Amerika\'nın ortasında, Büyük Okyanus ve Atlas Okyanusu\'nun arasında bulunmaktadır.">ABD</acronym> Prodatörü Bizim Malımız. NTV, 13 Aralık 2011</p>
</div>
<div>
<p>[ii] İran Savaşa Hazırlanıyor, Milliyet, 6 Aralık 2011</p>
</div>
<div>
<p>[iii] İran Nükleer Tesislerini Taşıyor, Milliyet, 6 Aralık 2011</p>
</div>
<div>
<p>[iv] <acronym title="Amerika Birleşik Devletleri (kısaca ABD) (İngilizce: United States of America (USA), ayrıca Birleşik Devletler olarak da bilinir), elli tane eyalet ve bir tane federal bölgeden oluşan bir federal anayasal cumhuriyettir. Ülkenin çoğu (48 tane eyaleti olan Kıta ABD\'si ve ülkenin federal bölgesi olan Washington, DC), Kuzey Amerika\'nın ortasında, Büyük Okyanus ve Atlas Okyanusu\'nun arasında bulunmaktadır.">ABD</acronym>’nin Tüm Üslerini Vururuz, Milliyet, 9 Aralık 2011</p>
</div>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://uiportal.net/ortadogu-denkleminde-son-gelismeler-ve-turkiye.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye-AB ilişkilerindeki son durum</title>
		<link>http://uiportal.net/turkiye-ab-iliskilerindeki-son-durum.html</link>
		<comments>http://uiportal.net/turkiye-ab-iliskilerindeki-son-durum.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 May 2012 07:40:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>uiportal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[AB Müktesebatı]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[Nicolas Sarkozy]]></category>
		<category><![CDATA[Stefan Fule]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye-AB ilişkileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://uiportal.net/?p=3057</guid>
		<description><![CDATA[Avrupa Birliği&#8217;nin genişlemeden sorumlu yetkilisi Stefan Fule bugün ilerleyen saatlerde Ankara&#8217;da beklenirken, gözlemciler ziyaretin amacının her iki taraf açısından da gayet negatif bir hal alan ilişkileri yeniden düze çıkarmak olduğunu söylüyorlar. Üyelik müzarekerelerine başlanması üzerinden yedi yıl geçmesine rağmen, kimi üye ülkelerin Türkiye&#8217;nin katılımına itirazı ve Kıbrıs konusundaki anlaşmazlıklar müzakere sürecini sürüncemeye sokmuş durumda. BBC&#8217;nin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://uiportal.net/wp-content/uploads/2012/02/avrupa-birligi-ab-turkiye.png"><img class="alignleft size-medium wp-image-1725" title="avrupa-birligi-ab-turkiye" src="http://uiportal.net/wp-content/uploads/2012/02/avrupa-birligi-ab-turkiye-300x167.png" alt="" width="300" height="167" /></a><a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/avrupa-birligi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Avrupa Birliği">Avrupa Birliği</a>&#8217;nin genişlemeden sorumlu yetkilisi <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/stefan-fule" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Stefan Fule">Stefan Fule</a> bugün ilerleyen saatlerde Ankara&#8217;da beklenirken, gözlemciler ziyaretin amacının her iki taraf açısından da gayet negatif bir hal alan ilişkileri yeniden düze çıkarmak olduğunu söylüyorlar.</p>
<p>Üyelik müzarekerelerine başlanması üzerinden yedi yıl geçmesine rağmen, kimi üye ülkelerin <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Türkiye">Türkiye</a>&#8217;nin katılımına itirazı ve <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/kibris" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kıbrıs">Kıbrıs</a> konusundaki anlaşmazlıklar müzakere sürecini sürüncemeye sokmuş durumda.</p>
<p>BBC&#8217;nin İstanbul&#8217;daki muhabiri Jonathan Head&#8217;in ifadesiyle, yedi yıl önce gözlenen büyük umutların ve coşkunun yerini artık karşılıklı suçlamalar ve şüpheci bir soğukluk aldı.</p>
<p>Yedi yıl içinde <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Türkiye">Türkiye</a>, üyelik için şart koşulan <acronym title="Avrupa Birliği ya da kısaca AB, yirmi yedi üye ülkeden oluşan ve toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenmedir. 1992 yılında, Avrupa Birliği Antlaşması olarak da bilinen Maastricht Antlaşması\'nın yürürlüğe girmesi sonucu, var olan Avrupa Ekonomik Topluluğu\'na yeni görev ve sorumluluk alanları yüklenmesiyle kurulmuştur."><a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/ab" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with AB">AB</a></acronym> müktesebatındaki 35 bölüm başlığından sadece birini tamamlayabildi.</p>
<p>Son iki yıldır, yeni bir bölüm başlığı açılmadı.</p>
<p><acronym title="Avrupa Birliği ya da kısaca AB, yirmi yedi üye ülkeden oluşan ve toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenmedir. 1992 yılında, Avrupa Birliği Antlaşması olarak da bilinen Maastricht Antlaşması\'nın yürürlüğe girmesi sonucu, var olan Avrupa Ekonomik Topluluğu\'na yeni görev ve sorumluluk alanları yüklenmesiyle kurulmuştur."><a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/ab" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with AB">AB</a></acronym> yasalarına uyum için hayata geçirilmesi gereken müktesebattaki bölüm başlıklarının yarıdan fazlası, ya <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/kibris" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kıbrıs">Kıbrıs</a> ya da <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Türkiye">Türkiye</a>&#8217;nin tam üyeliğine karşı çıkan diğer <acronym title="Avrupa Birliği ya da kısaca AB, yirmi yedi üye ülkeden oluşan ve toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenmedir. 1992 yılında, Avrupa Birliği Antlaşması olarak da bilinen Maastricht Antlaşması\'nın yürürlüğe girmesi sonucu, var olan Avrupa Ekonomik Topluluğu\'na yeni görev ve sorumluluk alanları yüklenmesiyle kurulmuştur."><a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/ab" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with AB">AB</a></acronym> üyeleri tarafından bloke edilmiş durumda.</p>
<p>Uzmanlar, <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/kibris" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kıbrıs">Kıbrıs</a>&#8217;ın <acronym title="Avrupa Birliği ya da kısaca AB, yirmi yedi üye ülkeden oluşan ve toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenmedir. 1992 yılında, Avrupa Birliği Antlaşması olarak da bilinen Maastricht Antlaşması\'nın yürürlüğe girmesi sonucu, var olan Avrupa Ekonomik Topluluğu\'na yeni görev ve sorumluluk alanları yüklenmesiyle kurulmuştur.">AB</acronym> dönem başkanlığını devralmaya hazırlandığı bir dönemde, Türkiye-<acronym title="Avrupa Birliği ya da kısaca AB, yirmi yedi üye ülkeden oluşan ve toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenmedir. 1992 yılında, Avrupa Birliği Antlaşması olarak da bilinen Maastricht Antlaşması\'nın yürürlüğe girmesi sonucu, var olan Avrupa Ekonomik Topluluğu\'na yeni görev ve sorumluluk alanları yüklenmesiyle kurulmuştur.">AB</acronym> ilişkilerinin de daha çetrefilleşmesini olası gördüklerini söylüyorlar.</p>
<p>BBC muhabiri Jonathan Head&#8217;e göre, <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/stefan-fule" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Stefan Fule">Stefan Fule</a>&#8217;nin <acronym title="Avrupa Birliği ya da kısaca AB, yirmi yedi üye ülkeden oluşan ve toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenmedir. 1992 yılında, Avrupa Birliği Antlaşması olarak da bilinen Maastricht Antlaşması\'nın yürürlüğe girmesi sonucu, var olan Avrupa Ekonomik Topluluğu\'na yeni görev ve sorumluluk alanları yüklenmesiyle kurulmuştur.">AB</acronym> ve Türkiye&#8217;nin halihazırda yakın işbirliği gösterdiği dış politika ya da enerji gibi konulara vurgu yapması ve ilişkilerdeki soğukluğu gidermeye çalışması bekleniyor.</p>
<p>Head, <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/fransa" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Fransa">Fransa</a>&#8217;da yeni bir liderin cumhurbaşkanı seçilmesinin de ilişkileri düzeltmeye yardımcı olabileceği kanısında. Eski cumhurbaşkanı <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/nicolas-sarkozy" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Nicolas Sarkozy">Nicolas Sarkozy</a>, Türkiye&#8217;nin üyeliği konusunda <acronym title="Avrupa Birliği ya da kısaca AB, yirmi yedi üye ülkeden oluşan ve toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenmedir. 1992 yılında, Avrupa Birliği Antlaşması olarak da bilinen Maastricht Antlaşması\'nın yürürlüğe girmesi sonucu, var olan Avrupa Ekonomik Topluluğu\'na yeni görev ve sorumluluk alanları yüklenmesiyle kurulmuştur.">AB</acronym> içindeki en güçlü muhalif seslerden biriydi. <em>BBC Türkçe</em></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://uiportal.net/turkiye-ab-iliskilerindeki-son-durum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İşgal Altındaki Dağlık Karabağ Sorunu</title>
		<link>http://uiportal.net/isgal-altindaki-daglik-karabag-sorunu.html</link>
		<comments>http://uiportal.net/isgal-altindaki-daglik-karabag-sorunu.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 08:08:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>uiportal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Devletler]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkasya]]></category>
		<category><![CDATA[Abhazya]]></category>
		<category><![CDATA[Acaristan]]></category>
		<category><![CDATA[Aland Planı]]></category>
		<category><![CDATA[Ayaz Muttalibov]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Dağlık Karabağ]]></category>
		<category><![CDATA[Ermenistan]]></category>
		<category><![CDATA[Gubl Barış Planı]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Kafkasya]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Osetya]]></category>
		<category><![CDATA[Minsk Grubu]]></category>
		<category><![CDATA[Nursultan Nazarbayev]]></category>
		<category><![CDATA[Saharov Planı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://uiportal.net/?p=3050</guid>
		<description><![CDATA[Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte Güney Kafkasya cumhuriyetleri bağımsızlıklarını kazanmıştır. Bu süreçte Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın da dâhil olduğu Azerbaycan topraklarının yüzde yirmisine tekabül eden bölgeyi işgal etmiştir. 1994’ün ilkbaharında Rusya’nın arabuluculuğuyla ateşkes yapılmışsa da bugüne dek bölgede esen savaş rüzgârları devam etmektedir. Dönem dönem ateşkesin bozulduğu bölge, Kafkasya’nın en önemli kriz sahalarından birine dönüşmüştür. Sorunun nasıl [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://uiportal.net/wp-content/uploads/2012/02/Ortasya-articles.png"><img class="alignleft size-full wp-image-1758" title="Ortasya-articles" src="http://uiportal.net/wp-content/uploads/2012/02/Ortasya-articles.png" alt="" width="250" height="250" /></a>Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte Güney <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/kafkasya" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kafkasya">Kafkasya</a> cumhuriyetleri bağımsızlıklarını kazanmıştır. Bu süreçte <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/ermenistan" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ermenistan">Ermenistan</a>, <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/daglik-karabag" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Dağlık Karabağ">Dağlık Karabağ</a>’ın da dâhil olduğu <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/azerbaycan" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Azerbaycan">Azerbaycan</a> topraklarının yüzde yirmisine tekabül eden bölgeyi işgal etmiştir. 1994’ün ilkbaharında Rusya’nın arabuluculuğuyla ateşkes yapılmışsa da bugüne dek bölgede esen savaş rüzgârları devam etmektedir.</p>
<p>Dönem dönem ateşkesin bozulduğu bölge, <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/kafkasya" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kafkasya">Kafkasya</a>’nın en önemli kriz sahalarından birine dönüşmüştür. Sorunun nasıl çözülebileceğine ilişkin öneriler içeren veya bölgede yeni krizler ortaya çıkabileceğine işaret eden çeşitli teoriler ortaya atılmıştır.</p>
<p>Bu analizde, Birleşmiş Milletler, <acronym title="Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı adı altında 1970\'li yılların başında soğuk savaş koşullarındaki Avrupa’nın bölünmüşlüğüne son verilmesi, güvenlik ve istikrarın sağlanması ve katılan devletler arasında bu amaca yönelik işbirliğinin geliştirilmesi düşüncesiyle kurulmuş teşkilattır.">AGİT</acronym> Minsk Grubu ve diğer arabuluculuk girişimleri göz önüne alınarak krizin tarihsel süreci ve günümüzde geldiği durum değerlendirmeye tabii tutulacaktır. Analizde; Azeriler ile Ermeniler arasındaki ihtilafın kökeni, iki ülkedeki radikal siyasi çizgilerin ve baskı gruplarının lobi faaliyetleri üzerinde durulacak, krizin bölgenin istikrarına ve güvenliğine etkileri ele alınacaktır.</p>
<p>1991 yılında Güney <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/kafkasya" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kafkasya">Kafkasya</a> cumhuriyetlerinin bağımsızlığını ilan etmesiyle birlikte bölgede kanlı bir savaş başlamıştır. Savaş, <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/daglik-karabag" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Dağlık Karabağ">Dağlık Karabağ</a> bölgesi dâhil olmak üzere <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/azerbaycan" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Azerbaycan">Azerbaycan</a>’ın 7 ilçesini kapsayan ülke topraklarının % 20’sine tekabül eden önemli bir bölgenin <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/ermenistan" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ermenistan">Ermenistan</a> işgali altına girmesiyle sonuçlanmıştır. Bu savaşı tetikleyen hadiseler savaştan 3 yıl önce 20 Şubat 1988 yılında <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/azerbaycan" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Azerbaycan">Azerbaycan</a> hâkimiyeti altında bulunan <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/daglik-karabag" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Dağlık Karabağ">Dağlık Karabağ</a>’ın yerel konseyindeki üyelerin 110 oyuyla bölgenin <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/ermenistan" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ermenistan">Ermenistan</a>’a bağlanması kararıyla başlamıştır. Dağlık Karabağ’ın <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/ermenistan" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ermenistan">Ermenistan</a>’a bağlanma kararını müteakip <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/ermenistan" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ermenistan">Ermenistan</a>’daki Azeriler ve <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/azerbaycan" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Azerbaycan">Azerbaycan</a>’ın Sumgayıt bölgesindeki Ermeniler ikamet ettikleri yerlerden kovulmuş ve gerilim tırmanmıştır.</p>
<p>1990 yılında çatışmalar hızlanmıştır. Çatışmalar sürerken birçok uluslararası kuruluş ve bölge devletleri, iki tarafın da onayını alarak ateşkes yapılması için büyük çaba göstermiştir. Nihayet 1994 ilkbaharında Rusya’nın arabuluculuğuyla iki taraf da ateşkes yapmayı kabul etmiştir. Ateşkesin kabulüyle birlikte iki taraf arasında bugüne dek süren soğuk savaş neticesinde barışın sağlanması doğrultusunda atılan adımlar sonuçsuz kalmıştır. Halen çeşitli düzeylerde ve merkezlerde müzakereler devam etmektedir. Dönem dönem ateşkes ihlalleri yaşanmakta ve yerel çatışmalar meydana gelmektedir. Şimdi sorulması gereken soru, kalıcı barış ne zaman sağlanacak ve Karabağ sorunu nasıl çözümlenecektir?</p>
<p>Karabağ sorununu tarihsel olarak 4 kategoride değerlendirmek mümkündür.</p>
<p>•  Dinsel-kavimsel çatışma açısından Azerbaycanlılar ve Ermeniler,<br />
•  Bölgesel çatışma açısından <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/azerbaycan" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Azerbaycan">Azerbaycan</a>, Karabağ, Ermenistan,<br />
•  Tarihsel olarak Sovyetler Birliği, Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti, Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti,<br />
•  Uluslararası boyutu açısından Azerbaycan, Ermenistan ve diğer önemli aktörler, yani Rusya, Amerika Birleşik Devletleri, <acronym title="Avrupa Birliği ya da kısaca AB, yirmi yedi üye ülkeden oluşan ve toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenmedir. 1992 yılında, Avrupa Birliği Antlaşması olarak da bilinen Maastricht Antlaşması\'nın yürürlüğe girmesi sonucu, var olan Avrupa Ekonomik Topluluğu\'na yeni görev ve sorumluluk alanları yüklenmesiyle kurulmuştur."><a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/ab" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with AB">AB</a></acronym> ülkeleri, Türkiye ve <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/iran" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with İran">İran</a>.</p>
<p>Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte Güney Kafkasya petrol kaynakları ve jeostratejik konumundan dolayı hızlı bir şekilde Batı dünyasıyla irtibat sağlamış, küreselleşmenin etkili olduğu bir bölgeye dönüşmüştür. Böylelikle bu coğrafyada zuhur eden bölgesel sorunlar hızlı bir şekilde uluslararası boyut kazanmış ve derinleşmiştir. Mayıs 1994’ten sonra kırılgan bir şekilde sağlanan ateşkesin kalıcı hale dönüşmemesinin en önemli sebeplerinden birisi kuşkusuz Azerbaycan’ın stratejik petrol kaynaklarına sahip olmasıdır. Rusya, bölge üzerindeki eski nüfuzunu yeniden tesisi için çabalarken bölgenin <acronym title="Amerika Birleşik Devletleri (kısaca ABD) (İngilizce: United States of America (USA), ayrıca Birleşik Devletler olarak da bilinir), elli tane eyalet ve bir tane federal bölgeden oluşan bir federal anayasal cumhuriyettir. Ülkenin çoğu (48 tane eyaleti olan Kıta ABD\'si ve ülkenin federal bölgesi olan Washington, DC), Kuzey Amerika\'nın ortasında, Büyük Okyanus ve Atlas Okyanusu\'nun arasında bulunmaktadır.">ABD</acronym> ve <acronym title="North Atlantic Treaty Organization/Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü. 4 Nisan 1949\'da Washington Antlaşması ile kurulan NATO bir kollektif savunma örgütü olarak bilinmektedir.">NATO</acronym> etkisine girmesinden rahatsızlık duymaktadır. <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/iran" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with İran">İran</a> ve Rusya, bölgesel konularda bazı tezat yaklaşımlara sahip olsalar da Batılı ülkelerin Güney Kafkasya ve Orta Asya’da hegemonya kurma girişimlerine karşı taktik düzeyde işbirliğine gitmiştir. Ermenistan bu durumu kullanarak kriz sürecinde Rusya’nın desteğini sağlamayı başarmıştır. Bazı rakamlara göre Rusya 1996’dan 1998 yılına kadar Ermenistan’a 1 milyar dolar değerinde ağır silah ve (Bakü’yü menziline alan) füze hibe etmiştir.</p>
<p>Güney Kafkasya’da en büyük ülke konumundaki Türkiye ise <acronym title="North Atlantic Treaty Organization/Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü. 4 Nisan 1949\'da Washington Antlaşması ile kurulan NATO bir kollektif savunma örgütü olarak bilinmektedir.">NATO</acronym> üyesi ve <acronym title="Amerika Birleşik Devletleri (kısaca ABD) (İngilizce: United States of America (USA), ayrıca Birleşik Devletler olarak da bilinir), elli tane eyalet ve bir tane federal bölgeden oluşan bir federal anayasal cumhuriyettir. Ülkenin çoğu (48 tane eyaleti olan Kıta ABD\'si ve ülkenin federal bölgesi olan Washington, DC), Kuzey Amerika\'nın ortasında, Büyük Okyanus ve Atlas Okyanusu\'nun arasında bulunmaktadır.">ABD</acronym>’nin müttefiki olarak bölgedeki nüfuzunu geliştirmeye yönelik bir siyaset uygulamaktadır. Türkiye Azerbaycan’la olan etnik ve dini ortaklıktan dolayı Karabağ sorununda Bakü’nün yanında yer almaktadır. Türkiye yalnızca maddi ve askeri sahalarda değil manevi anlamda da dost ve kardeş ülke olarak Azerbaycan’a destek sağlamaktadır. Türkiye’nin Ermenistan’la olan kara sınırlarını kapatması, Ermenistan’a ekonomik ambargo uygulanması anlamını taşımaktadır. Öte yandan Türkiye ile Ermenistan arasında Karabağ sorununun yanı sıra Ermenistan’ın 1915 hadiseleriyle ilgili iddiaları da iki ülke arasındaki münasebetlerin normalleşmesini engellemeye devam etmektedir.</p>
<p>Ermenistan’ın kayda değer hiçbir yer altı kaynağına sahip bulunmaması bu ülkeyi ekonomik dar boğazla karşı karşıya bırakmıştır. Ermenistan resmi rakamlarına göre 1 milyona yakın Ermeni vatandaşı iş bulmak için yurt dışına muhaceret etmiştir. Bazı uzmanlar bu rakamın daha da yüksek olduğu kanaatindedir. Üstelik Ermenistan işgali altında bulunan Dağlık Karabağ Ermenilerinin de bölgeyi terk etmeleri sonucunda şu anda işgal toprakları çoğu yerde nüfustan yoksundur. Bölgenin bir diğer ülkesi konumundaki Gürcistan ise kendi iç sorunlarıyla baş başa kalmış, toprak bütünlüğünü sağlayamamıştır. Abhazya, <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/acaristan" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Acaristan">Acaristan</a> ve <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/guney-osetya" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Güney Osetya">Güney Osetya</a> sorunları ülkenin en önemli müşkülleri olarak çözümsüz bir şekilde ortada durmaktadır. Rusya’nın bu sorunlara doğrudan müdahil olması Batı ülkeler yanında yer almaya çalışan Gürcistan yönetimini zorlamaktadır.</p>
<p><strong>Karabağ Sorununa Kısa Bir Bakış</strong></p>
<p>Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki anlaşmazlığın kökü çok eski dönemlere dayanmaktadır. İki toplumun birbirlerine karşı önyargıları ve güvensizlik duygularının varlığı en azından son yüzyılda bilinen bir gerçektir. Ermenilerin sözde Ermeni soykırımı söylemleri ve bu doğrultuda Azerbaycan’ı hasım olarak görmeleri konunun en temel ayaklarından birisidir. Sovyetler Birliği’nin otoriter rejiminin baskısı altında Azerbaycan ve Ermenistan ilişkileri normal bir süreç ve seyir izlerken, Sovyetlerin dağılma sürecine girmesiyle birlikte iki toplum da özellikle aşırı milliyetçilerin iktidara gelmesi veya iktidarı etkileyecek güce kavuşması neticesinde bölgede sular ısınmıştır. İki toplum arasında küllenmiş olan ateş tekrar alevlenerek etrafa yayılmaya başlamıştır.</p>
<p>Otorite boşluğu ile birlikte bu anlaşmazlıklar, söylemden öteye geçip fiili saldırıya dönüşünce, 1988 yılında Gorbaçov’un iki taraf arasındaki çatışmayı önlemeye yönelik çabaları yetersiz kalmıştır. 1989 yılında Bakü-Nahçıvan demiryolu hattında Ermenilerin gerçekleştirdiği terör saldırısıyla 1990’larda olaylar hız kazanmıştır. Eylül 1991’de Rus lider Boris Yeltsin ve Kazakistan lideri Nursultan Nazarbayev’in arabuluculuğuyla dönemin Azerbaycan Cumhurbaşkanı <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/ayaz-muttalibov" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ayaz Muttalibov">Ayaz Muttalibov</a> ve dönemin Ermenistan Cumhurbaşkanı Levon Ter Petrosyan arasında bir anlaşma imzalanmıştır. Anlaşma gereğince çatışmaların durması, bağımsız gözlemcilerin bölgeye gelmesi ve ateşkes öngörülmüştü, ama bu çabalar Ocak 1992 yılında gazetecileri taşıyan helikopterin düşmesiyle sonuçsuz kalmıştır.</p>
<p>Şubat 1992 yılında <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/iran" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with İran">İran</a>’ın girişimiyle Azerbaycan ve Ermenistan yetkilileri Tahran’da bir araya gelerek ateşkes antlaşması imzalamıştır. Anlaşmayı Azerbaycan cumhurbaşkanlığına vekâlet eden Yakup Mehmetov, Ermenistan’dan Ter Petrosyan, <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/iran" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with İran">İran</a>’dan ise cumhurbaşkanı Haşimi Rafsancani imzalamıştır. Fakat devlet başkanları ülkelerine döndüklerinde Rusya’nın tahrikiyle Ermenistan birliklerinin Şuşa, Laçin ve Nahçıvan bölgesindeki Sedrek bölgelerine saldırmasıyla ateşkes antlaşması akim kalmıştır.</p>
<p>25 Mart 1992’de ise <acronym title="Amerika Birleşik Devletleri (kısaca ABD) (İngilizce: United States of America (USA), ayrıca Birleşik Devletler olarak da bilinir), elli tane eyalet ve bir tane federal bölgeden oluşan bir federal anayasal cumhuriyettir. Ülkenin çoğu (48 tane eyaleti olan Kıta ABD\'si ve ülkenin federal bölgesi olan Washington, DC), Kuzey Amerika\'nın ortasında, Büyük Okyanus ve Atlas Okyanusu\'nun arasında bulunmaktadır.">ABD</acronym>’nin de desteğini alan Ankara planı açıklanmıştır. Buna göre, Ermenistan; Karabağ ve Laçin koridoru karşılığında güneydeki Zengezur bölgesini Azerbaycan’a bırakıyordu. Böylece İran’la Ermenistan’ın sınırı ortadan kalkarken Türkiye Azerbaycan ile komşu oluyordu. Bu plan da yürürlüğü giremeyince 1992 ve 1993 yıllarında Minsk Planı gündeme geldi ve <acronym title="Birleşmiş Milletler Örgütü ya da kısaca Birleşmiş Milletler (BM), 24 Ekim 1945\'te kurulmuş dünya barışını, güvenliğini korumak ve uluslar arasında ekonomik, toplumsal ve kültürel bir iş birliği oluşturmak için kurulan uluslararası bir örgüttür.">BM</acronym>’nin girişimi ile mültecilerin durumu ve işgal altındaki toprakların boşaltılması doğrultusunda kararlar yayımlandı. Bu kararlar;</p>
<p>•  <acronym title="Birleşmiş Milletler Örgütü ya da kısaca Birleşmiş Milletler (BM), 24 Ekim 1945\'te kurulmuş dünya barışını, güvenliğini korumak ve uluslar arasında ekonomik, toplumsal ve kültürel bir iş birliği oluşturmak için kurulan uluslararası bir örgüttür.">BM</acronym> Güvenlik Konseyi 822 sayılı kararı 30 Nisan 1993 yayımlandı. Buna göre, derhal ateşkes yapılmalı ve Ermeni birlikleri işgal ettikleri Azerbaycan topraklarını boşaltmalı.<br />
•  <acronym title="Birleşmiş Milletler Örgütü ya da kısaca Birleşmiş Milletler (BM), 24 Ekim 1945\'te kurulmuş dünya barışını, güvenliğini korumak ve uluslar arasında ekonomik, toplumsal ve kültürel bir iş birliği oluşturmak için kurulan uluslararası bir örgüttür.">BM</acronym> Güvenlik Konseyi 853 sayılı kararı 29 Haziran 1993 yılında yayımlandı. Minsk Grubu kararlarını açıkladı.<br />
•  <acronym title="Birleşmiş Milletler Örgütü ya da kısaca Birleşmiş Milletler (BM), 24 Ekim 1945\'te kurulmuş dünya barışını, güvenliğini korumak ve uluslar arasında ekonomik, toplumsal ve kültürel bir iş birliği oluşturmak için kurulan uluslararası bir örgüttür.">BM</acronym> Güvenlik Konseyi 874 sayılı kararı 14 Ekim 1993’te yayımlandı.<br />
•  <acronym title="Birleşmiş Milletler Örgütü ya da kısaca Birleşmiş Milletler (BM), 24 Ekim 1945\'te kurulmuş dünya barışını, güvenliğini korumak ve uluslar arasında ekonomik, toplumsal ve kültürel bir iş birliği oluşturmak için kurulan uluslararası bir örgüttür.">BM</acronym> Güvenlik Konseyi 884 sayılı kararı 12 Kasım 1993’te yayımlandı. Bu kararda Ermenistan ateşkesi ihlal etmekle suçlandı.</p>
<p>Nihayet Mayıs 1994 yılında Rusya’nın arabuluculuğuyla ateşkes yapıldı. O tarihten sonra pek çok barış planı devreye girdi. Bunların en önemlileri:</p>
<p>1) <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/gubl-baris-plani" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gubl Barış Planı">Gubl Barış Planı</a> 1: Bu planda Laçin ve Karabağ’ın bir kısmının Ermenistan’a bırakılmasına karşılık, Ermenistan topraklarından geçen ve Nahçıvan’ı Azerbaycan ana karasına bağlayacak 15 km genişliğinde bir koridorun Bakü’ye bırakılması tavsiye edildi. Böylelikle Ermenistan’la İran’ın sınırı kesilecekti. Plan, Ermenistan tarafından reddedildi.</p>
<p>2) <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/gubl-baris-plani" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Gubl Barış Planı">Gubl Barış Planı</a> 2:  Bu plana göre Bakü-Nahçıvan-Türkiye demiryolu onarılacak, bu bölgeden gaz ve petrol boru hatlarının transit geçişine izin verilecek, bölge Ermenistan hâkimiyetinde kalmasına rağmen <acronym title="North Atlantic Treaty Organization/Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü. 4 Nisan 1949\'da Washington Antlaşması ile kurulan NATO bir kollektif savunma örgütü olarak bilinmektedir.">NATO</acronym>’nun denetiminde olacaktır. Ayrıca Ermenistan Azerbaycan’a ait Kelbecer, Füzuli’nin kuzeyi, Cebrailli, Gubatlı ve Zengilan’ın bir kısmını Azerbaycan’a bırakacaktı. Bu plan da Ermenistan Başbakanı Vazgen Serkisyan’ın öldürülmesinin ardından Erivan tarafından reddedildi.</p>
<p>3) Minsk Grubu Planları: Minsk grubu yani <acronym title="Amerika Birleşik Devletleri (kısaca ABD) (İngilizce: United States of America (USA), ayrıca Birleşik Devletler olarak da bilinir), elli tane eyalet ve bir tane federal bölgeden oluşan bir federal anayasal cumhuriyettir. Ülkenin çoğu (48 tane eyaleti olan Kıta ABD\'si ve ülkenin federal bölgesi olan Washington, DC), Kuzey Amerika\'nın ortasında, Büyük Okyanus ve Atlas Okyanusu\'nun arasında bulunmaktadır.">ABD</acronym>, Fransa ve Rusya’nın dâhil olduğu devletler, 1996 yılında Lizbon’da Azerbaycan-Ermenistan müzakerelerini başlatıp, ardından Paris ve <acronym title="Amerika Birleşik Devletleri (kısaca ABD) (İngilizce: United States of America (USA), ayrıca Birleşik Devletler olarak da bilinir), elli tane eyalet ve bir tane federal bölgeden oluşan bir federal anayasal cumhuriyettir. Ülkenin çoğu (48 tane eyaleti olan Kıta ABD\'si ve ülkenin federal bölgesi olan Washington, DC), Kuzey Amerika\'nın ortasında, Büyük Okyanus ve Atlas Okyanusu\'nun arasında bulunmaktadır.">ABD</acronym>’de devam ettirmiştir. Mink Grubu devletleri nihayet 2001 yılında 3 aşamalı bir plan ortaya koymuştur. Bu plana göre:</p>
<p>• Aşamalı Plan: Karabağ bölgesi hariç Ermenilerce işgal edilmiş Azerbaycan’ın bütün topraklarının aşamalı olarak tahliye edilmesi, buna karşılık Azerbaycan hâkimiyeti altında Karabağ bölgesinin özerkliğinin Azerbaycan tarafından tanınması. Bu planın yürütülmesi <acronym title="North Atlantic Treaty Organization/Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü. 4 Nisan 1949\'da Washington Antlaşması ile kurulan NATO bir kollektif savunma örgütü olarak bilinmektedir.">NATO</acronym> ve Rusya’ya bırakılmış, ancak plan Ermenilerce kabul görmemiştir.</p>
<p>• Genel Plan: Azerbaycan’ın işgal edilen bütün topraklarının aynı anda tahliye edilmesi karşılığında Azerbaycan devletinin Karabağ hükümetinin özerkliğini resmen tanıması ve Karabağ ile Ermenistan arasında karayolu irtibatına izin vermesi. Bu plan da Ermenistan tarafından reddedilmiştir.</p>
<p>• Ortak Devlet Planı: Bu plana göre Karabağ bölgesi Azerbaycan ve Ermenistan’ın ortak idaresine bırakılmalı, işgal altındaki topraklar boşaltılmalıdır. Bu plan Ermenilerce kabul görünce Azerbaycan tarafından kabul edilmemiştir.</p>
<p>4) <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/aland-plani" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Aland Planı">Aland Planı</a> (1): Aland modeli ilk kez Aralık 1993 yılında Bağımsız Devletler Topluluğu öncülüğünde Rusya, Finlandiya, Azerbaycan, Ermenistan ve Dağlık Karabağ’ın temsilcilerinin Aland adasında katıldıkları bir sempozyumda ele alındı. Ermenistan ve Dağlık Karabağ bölgesinden gelen temsilciler Aland modelinin Karabağ’da uygulanmasına karşı çıktılar. <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/aland-plani" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Aland Planı">Aland planı</a> çerçevesinde <acronym title="Amerika Birleşik Devletleri (kısaca ABD) (İngilizce: United States of America (USA), ayrıca Birleşik Devletler olarak da bilinir), elli tane eyalet ve bir tane federal bölgeden oluşan bir federal anayasal cumhuriyettir. Ülkenin çoğu (48 tane eyaleti olan Kıta ABD\'si ve ülkenin federal bölgesi olan Washington, DC), Kuzey Amerika\'nın ortasında, Büyük Okyanus ve Atlas Okyanusu\'nun arasında bulunmaktadır.">ABD</acronym>’li uzmanlar David D. Laitin ve Grigor Suny bir plan önermiştir. Bu plan gereğince:</p>
<p>• Karabağ, Azerbaycan hâkimiyetinde bırakılsın. Karabağ’da Azerbaycan bayrağı dalgalansın, buna karşılık Karabağ özerkliği tanınsın.</p>
<p>• Karabağ’da seçilen temsilciler Azerbaycan parlamentosunda görev yaparak parlamentodan çıkacak kararları önleme yetkisine sahip olsun.</p>
<p>• Azerbaycan yasaları çerçevesinde Karabağ’ın yerel parlamentosu oluşturulsun ayrıca Karabağ yerel hükümetinin güvenlik, kültür ve yatırımlar konusunda hukuki hâkimiyeti olsun.</p>
<p>• Azerbaycan hükümeti ve Karabağ yerel hükümeti anlaşamadıkları sürece birbirlerinin topraklarında askeri ve polis gücü konuşlandıramasın</p>
<p>• Dağlık Karabağ bölgesinde yaşayan Ermenilerin ve Azerbaycanlıların çifte vatandaşlıkları veya kendi vatandaşlıkları olsun. Bu plan da çeşitli nedenlerden dolayı yürürlüğe girmemiştir.(2)</p>
<p>5) Saharov Planı: 1988 yılında Andrey Saharov başkanlığındaki bir grup, Karabağ sorunu çerçevesinde Ermeniler ve Azerbaycanlıların yaşadıkları bölgelerin birbirinden ayrılması tezini ileri sürdü. Bu öneri çok fazla dikkate alınmadı. Aslında bu öneri ilk defa <acronym title="Amerika Birleşik Devletleri (kısaca ABD) (İngilizce: United States of America (USA), ayrıca Birleşik Devletler olarak da bilinir), elli tane eyalet ve bir tane federal bölgeden oluşan bir federal anayasal cumhuriyettir. Ülkenin çoğu (48 tane eyaleti olan Kıta ABD\'si ve ülkenin federal bölgesi olan Washington, DC), Kuzey Amerika\'nın ortasında, Büyük Okyanus ve Atlas Okyanusu\'nun arasında bulunmaktadır.">ABD</acronym>’li siyasetçi Pol Goble tarafından “Karabağ Krizi Nasıl Çözülür?” adlı makalede gündeme getirilmişti. Goble’a göre Karabağ sorunu üç esas temelde çözülmelidir. Birincisi Karabağ bölgesindeki Ermenilerin bölgeyi terk etmeleri; ikincisi dış güçlerin birliklerinin konuşlandırılması, üçüncüsü bölgenin Ermenistan’a bırakılması. (3) Bu planın uygulama imkânı olmadığı baştan belliydi. Zira insani, fiziki ve siyasal nedenlerden dolayı uygulanması mümkün görünmemektedir. Üstelik plan gereğince Azerbaycan’ın topraklarının bir kısmında hâkimiyeti yitirmesi kabul edilecek bir öneri değildir.</p>
<p><strong>Karabağ Sorununun Hukuksal ve Uluslararası Yönü</strong></p>
<p>Azerbaycan devletine ait Karabağ’ın Ermenilerce işgalinin uluslararası ve hukuksal yönü araştırıldığında bu sorun kapsamında kendi kaderini tayin hakkı ve ülkelerin toprak bütünlüğünü koruma ilkelerinin çeliştiği görülmektedir. İki taraf da Karabağ sorunu bağlamında bu ilkeleri kendi lehine yorumlamaktadır. Uluslararası camiada konunun hukuksal ve uluslararası boyutunu incelerken 1997 yılında <acronym title="Amerika Birleşik Devletleri (kısaca ABD) (İngilizce: United States of America (USA), ayrıca Birleşik Devletler olarak da bilinir), elli tane eyalet ve bir tane federal bölgeden oluşan bir federal anayasal cumhuriyettir. Ülkenin çoğu (48 tane eyaleti olan Kıta ABD\'si ve ülkenin federal bölgesi olan Washington, DC), Kuzey Amerika\'nın ortasında, Büyük Okyanus ve Atlas Okyanusu\'nun arasında bulunmaktadır.">ABD</acronym>’nin Maryland Üniversitesi tarafından yayımlanan Kafkasya’daki etnik sorunların kökleri ve çözüm yolları adlı eserde yayımlanan makalelere rastlanmaktadır:</p>
<p>A. Gurbanov’un “Karabağ Çatışmasında Kendi Kaderini Tayin Hakkı ve Uluslararası Hukuk”<br />
A. İskenderyan’ın “Kominizm’den Sonra Etnik Azınlıklar Arasındaki Çatışmalar ve Uluslararası Hukuk”<br />
N. Ohanesiyan’ın “Dağlık Karabağ Sorunu ve Dağlık Karabağ Sorununun Çözümünde Değişken Parametreler”</p>
<p>Kendi yönetimini tayin hakkı ve ülkenin toprak bütünlüğünün korunması meselesi hususlarında uluslararası camianın kesin ve nihai çözüm yolu gösterdiğine pek rastlanılmamıştır. Özellikle Soğuk Savaş döneminde ülkelerin toprak bütünlüğü konusu, kendi kaderini tayin hakkının önüne geçerek uluslararası dengelerin sağlanmasında önemli rol oynamıştır. Ama Soğuk Savaşın bitmesiyle birlikte <acronym title="Amerika Birleşik Devletleri (kısaca ABD) (İngilizce: United States of America (USA), ayrıca Birleşik Devletler olarak da bilinir), elli tane eyalet ve bir tane federal bölgeden oluşan bir federal anayasal cumhuriyettir. Ülkenin çoğu (48 tane eyaleti olan Kıta ABD\'si ve ülkenin federal bölgesi olan Washington, DC), Kuzey Amerika\'nın ortasında, Büyük Okyanus ve Atlas Okyanusu\'nun arasında bulunmaktadır.">ABD</acronym> ve Rusya bu konularda farklı tutumlar takınmaya başlamıştır.</p>
<p>Amerikalı düşünürler M. Halperin ve D. Sceffer, yeni durumu şöyle özetlemişlerdir: Soğuk Savaş’ın bitmesi uluslararası camiayı tahmin edilmeyen bir ortamla karşılaştırdı. Bu yeni koşullarda milletler çeşitli kalıplarda kendi yönetimlerini tayin etme hakkını ileri sürdü. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte sınırların aynı kalamayacağı fikri ortaya çıktı. Böylece toplulukların kendi idaresini belirleme hakkı ile devletlerin toprak bütünlüğü ilkeleri arasında bir tezat meydana geldi. (4)</p>
<p>Kendi yönetimini tayin hakkı ve ülkelerin toprak bütünlüğü meselesiyle ilgili farklı değerlendirmeler vardır. Bazı araştırmacılara göre bağımsızlık ve kendi kaderini tayin etme hakkı, <acronym title="Birleşmiş Milletler Örgütü ya da kısaca Birleşmiş Milletler (BM), 24 Ekim 1945\'te kurulmuş dünya barışını, güvenliğini korumak ve uluslar arasında ekonomik, toplumsal ve kültürel bir iş birliği oluşturmak için kurulan uluslararası bir örgüttür.">BM</acronym>’nin 1960 yılında yayımladığı beyanname esas alınarak gerçekleştirmelidir. Çin’de Tibet, Hindistan’ın Pencap eyaletinde yaşayan Sihler, Rusya’da Çeçenler ve Fransa’da Korsika bu doğrultuda ele alınmalıdır.(5) Azerbaycanlı uzmanlar, kendi yönetimini belirleme hakkının Ermenistan tarafından istismar edildiğine işaret etmektedir. Azerbaycanlı uzmanlara göre Ermenistan tarafından öne sürülen kendi kaderini tayin hakkı tezi, Azerbaycan’ın Ermenilerce işgaline bahanedir. Nitekim Erivan hükümeti, uluslararası camiada kendi geleceğini tayin hakkını ileri sürerek fiili işgal durumuna meşruiyet kazandırmaya çaba göstermektedir.</p>
<p>Ermeniler, O. Lukhterhandt adlı bir Alman hukukçunun Dağlık Karabağ’da bağımsız bir devletin kurulması tezinin uluslararası hukuka uygun olduğu düşüncesini ileri sürmektedir. Lukhterhandt’a göre kendi kaderini tayin hakkıyla merkezi devletin hâkimiyeti prensibi arasında tezat söz konusudur ve normal şartlarda ülkelerin toprak bütünlüğü ve ulusal hâkimiyet kendi kaderini tayin hakkının üzerindedir. Ama eğer azınlıklar ülke içinde zor şartlar altında ise kendi yönetimini tayin hakkı, toprak bütünlüğü ilkesinin önüne geçebilir.(6)</p>
<p>Ermenilerin bir tezi de Dağlık Karabağ’ın bağımsızlık ilanının zamanlaması ile ilgilidir. Dağlık Karabağ sözde bağımsızlığını 1991 Eylül ayında Azerbaycan’ın bağımsızlık beyanından 3 ay önce ilan ettiği için Erivan, bu bağımsızlık ilanının Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü ile bir ilgisi olmadığını iddia etmektedir. Azerbaycanlılar ise bu yaklaşımın Ermenistan’ın Azerbaycan toprakları üzerinde hâkimiyet kurma fikrinden ileri geldiğini belirtmekte, Karabağ meselesinin yalnızca <acronym title="Birleşmiş Milletler Örgütü ya da kısaca Birleşmiş Milletler (BM), 24 Ekim 1945\'te kurulmuş dünya barışını, güvenliğini korumak ve uluslar arasında ekonomik, toplumsal ve kültürel bir iş birliği oluşturmak için kurulan uluslararası bir örgüttür.">BM</acronym> tarafından onaylanan Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü çerçevesinde ele alınması gerektiğini vurgulamaktadır. Dağlık Karabağ bölgesinin bağımsızlığı hiçbir devlet ve uluslararası kuruluş tarafından tanınmış değildir. Azerbaycan tezlerine göre Ermecilerce yapıldığı ileri sürülen Dağlık Karabağ’daki halk oylaması geçerli değildir. Nitekim oylama esnasında bölgedeki meskûn Azeriler zorla yerlerinden edilmiş, halk oylamasına katılımı engellenmiştir. Bu süreçte ve daha sonraki aşamalarda:</p>
<p>•  Nisan 2001 yılında Ermenistan parlamentosu milletvekilleri oybirliğiyle her ne şekil ve yöntemle olursa olsun Ermenistan topraklarından bir kısmının Dağlık Karabağ karşılığında Azerbaycan’a verilmesine karşılık bir bildirge yayımladılar. Ermenistan’daki aşırı milliyetçi gruplar her türlü anlaşmaya karşı çıkmaktadır. Özellikle bu gruplardan Özgürleştirilmiş Arazilerin Savunma Örgütü lideri Ziyirayer Sefiliyan, Azerbaycan’a verilecek her türlü imtiyaza karşı çıkacaklarını ifade etmiştir. Ayrıca Karabağ Ermenilerinin liderlerinden Arkada Gukasiyan, Los Angeles Times gazetesine verdiği bir demeçte şöyle demiştir: “Eğer Azerbaycan savaş istiyorsa cevabını alacaktır.”(7)</p>
<p>•  Ermenistan parlamentosunun kararına karşılık 2001 yılında Azerbaycan’da faaliyet gösteren siyasi partiler, devlet organları, sivil toplum örgütleri ve sayıları 600’ü bulan kişi, kuruluş ve gazete yöneticisi ortak bir bildiri yayımlayarak Azerbaycan Cumhurbaşkanı’na, Minsk Grubu’na ve uluslararası kuruluşlara 4 maddeyi içeren düşüncelerini iletmiştir. Bildiriye göre;</p>
<p>•  Ülkenin toprak bütünlüğü sağlanmalı ve işgal altındaki arazilerin tamamı ülkeye geri verilmelidir.</p>
<p>•  Başta Şuşa olmak üzere Dağlık Karabağ’dan göçe zorlanan bütün Azerilerin kendi topraklarına geri dönüşü gerçekleştirilmeli ve yaşamları güvence altına alınmalıdır.</p>
<p>•  Azerbaycan hâkimiyetinde bulunmak şartıyla Dağlık Karabağ bölgesine öz yönetim hakkı verilmelidir.</p>
<p>•  Eğer bu sorun barışçıl yoldan çözülmüyorsa, <acronym title="Birleşmiş Milletler Örgütü ya da kısaca Birleşmiş Milletler (BM), 24 Ekim 1945\'te kurulmuş dünya barışını, güvenliğini korumak ve uluslar arasında ekonomik, toplumsal ve kültürel bir iş birliği oluşturmak için kurulan uluslararası bir örgüttür.">BM</acronym> yasaları ve Güvenlik Konseyi’nin kararları gereğince Azerbaycan askeri güç kullanarak işgalcileri kendi topraklarından çıkarmalıdır.(8)</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Dağlık Karabağ meselesi ortaya çıktığı günden beri daha karmaşık bir hale dönüşerek varlığını sürdürmektedir. Bu sorundan kaynaklanan başka problemler ana sorun kadar bölgeyi etkilemektedir. Bunlardan en önemlisi, Ermenistan işgaliyle birlikte bu bölgelerde yaşayan yüz binlerce Azeri vatandaşının mülteci durumuna düşmeleri ve halen Azerbaycan’ın başkenti Bakü ve diğer büyük kentlerin banliyölerinde ilkel şartlarda yaşamlarını sürdürmeleridir. Sorunun diplomatik yollardan çözümlenmemesi her iki ülkede aşırı radikal grupların güçlenmesine neden olmaktadır. Üstelik çatışmalar, istikrarsızlık ve göçmenlerin sorunlarından kaynaklanan problemler ülke ekonomilerini olumsuz yönde etkilemektedir.</p>
<p>Kuşkusuz 20 yılı bulan fiili işgal durumu gün geçtikçe problemi daha da girift ve içinden çıkılmaz hale getirmiştir. Diğer devletlerin konuya dâhil olması ise sorunun çözümüne katkıdan ziyade, çıkar çatışmalarına yol açarak sorunu daha da karmaşıklaştırmaktadır. Hâlihazırda, ülkelerinin bir bölümünün işgal altında bulunması Azerbaycan devletinin ve her Azerbaycan vatandaşının en önemli problemidir. Zengin yer altı kaynakları (petrol ve doğalgaz kaynakları) bu açıdan akılcı bir şekilde kullanılmalıdır. Bu kaynaklardan elde edilen gelirler, ülkenin savunmasını gerçekleştirebilecek ve işgalci unsurları ülke topraklarından çıkarabilecek güçte modern bir ordunun tesisinde harcanmalıdır. Azerbaycan, güçlü bir orduya sahip olduğu nispette Ermenistan, işgalci konumunu sorgulamaya başlayabilir.</p>
<p>Azerbaycan, yabancı işgaline karşı güveneceği en büyük kaynağın halkının mukavemeti ve fedakârlığıdır. Bakü, Anadolu’nun müdafaasında Türk halkının tecrübesinden hareketle bu sermayeyi değerlendirmeye çaba sarf etmelidir. Batılı ülkelerin bölge siyasetine Ermenistan’ın menfaatleri istikametinde müdahalesi Dağlık Karabağ meselesinin çözümüne katkı sağlamamaktadır. Azerbaycan’ın İsrail’e yakınlaşması da uzun vadede bölgeye istikrarsızlıktan başka bir şey getirmeyecektir. Güney Kafkasya bölgesini bölgedeki diğer aktörlere karşı kullanmaya gayret eden İsrail, Azerbaycan’ı kendi bölgesinde farklı problemlerle karşı karşıya bırakabilecek girişimlerde bulunmaktadır. Nitekim Türkiye-İsrail ilişkilerinin bozulduğu bir dönemde Tel-Aviv’in gerek Balkanlarda gerekse Güney Kafkasya’da ikili ilişkilerini güçlendirmeye çabalaması, bu ülkelerde askeri üsler elde etmeye girişmesi tesadüf değildir.</p>
<p><strong>Dipnotlar:</strong></p>
<p>(1) Aland adaları, Baltık Denizi’nde 8000 küçük adadan oluşmaktadır. Eskiden beri İsveç dilinde konuşan Aland adaları sakinleri, 1808 yılında İsveç Krallığı hâkimiyeti altına girdiler. 1808-1809 yılları savaşlarında İsveç, bu adaları Rusya’ya bırakmak zorunda kalmıştır. 1856 yılında askerden arındırılmış bir bölge olarak İsveç’ten ayrılmıştır. 1921 yılında uluslararası anlaşmalar gereği adaların hâkimiyeti Finlandiya’ya bırakılmıştır. Hukuk, para ve banka sistemi yönünden Finlandiya’ya bağlı olan bu adalardan yerel bir hükümet iş başındadır.</p>
<p>(2) David D. Laitin and Grigor Suny, Armenia and Azerbaijan: Thinking a way out of Karabakh, Middle East Policy, Volume 7, Number 1, October, 1999.</p>
<p>(3) P. Goble, Coping with the Nagorno-Karabakh Crisis, The Fletchers of Forum World Affairs, 5-6, No: 2, Summer 1992.</p>
<p>(4) M. Halperin and D. Sceffer, Self-Determination in the New World Order, Washington D.C., 1996,  p. 46.</p>
<p>(5) Ali Abasov, Karabakh Conflict; Ideals &amp; Realities, Çev. Sala Cavadi, Ebrar Uluslararası Araştırmalar Merkezi, Tahran, 2005, s. 40.</p>
<p>(6) O. Lukhterhandt, Nagoro Karabakh’s Right to Indepence According to International Law, Boston, 1993.</p>
<p>(7) Los Angeles Times, 28.03.2001.</p>
<p>(8) Ali Abasov, a.g.e., s. 87.</p>
<p><strong>Yazar:</strong> Abbas KARAAĞAÇLI</p>
<p>15 Mayıs 2012 Salı</p>
<p><a title="İşgal Altındaki Dağlık Karabağ Sorunu" href="http://www.bilgesam.org/tr/index.php?option=com_content&amp;view=article&amp;id=2136:gal-altndaki-dalk-karaba-sorunu&amp;catid=86:analizler-kafkaslar&amp;Itemid=148" target="_blank"><strong>Kaynak</strong></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://uiportal.net/isgal-altindaki-daglik-karabag-sorunu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yunanistan yeniden seçime gidiyor</title>
		<link>http://uiportal.net/yunanistan-yeniden-secime-gidiyor.html</link>
		<comments>http://uiportal.net/yunanistan-yeniden-secime-gidiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 07:53:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>uiportal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[AB]]></category>
		<category><![CDATA[Evangelos Venizelos]]></category>
		<category><![CDATA[IMF]]></category>
		<category><![CDATA[Karolos Papulyas]]></category>
		<category><![CDATA[PASOK]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan seçimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://uiportal.net/?p=3047</guid>
		<description><![CDATA[Yunanistan&#8217;da hükümet kurma pazarlıkları çerçevesinde dün yapılan zirvenin de başarısızlıkla sonçlanması ardından PASOK&#8217;un lideri Evangelos Venizelos ülkenin yeniden seçim sürecine girdiğini açıkladı. Yunanistan&#8217;daki seçim düzenlemeleri, hükümet kurulamaması halinde seçimlerin bir ay içinde yinelenmesini öngörüyor. Yunanistan Cumhurbaşkanı Karolos Papulyas, bugün ilerleyen saatlerde ülkeyi bir sonraki seçimlere kadar götürecek geçici bir hükümet atayacak. Papulyas&#8217;ın bütün siyasi parti [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://uiportal.net/wp-content/uploads/2012/02/greece.png"><img class="alignleft size-medium wp-image-1946" title="greece" src="http://uiportal.net/wp-content/uploads/2012/02/greece-300x166.png" alt="" width="300" height="166" /></a><a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/yunanistan" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yunanistan">Yunanistan</a>&#8217;da hükümet kurma pazarlıkları çerçevesinde dün yapılan zirvenin de başarısızlıkla sonçlanması ardından <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/pasok" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with PASOK">PASOK</a>&#8217;un lideri <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/evangelos-venizelos" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Evangelos Venizelos">Evangelos Venizelos</a> ülkenin yeniden seçim sürecine girdiğini açıkladı.</p>
<p><a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/yunanistan" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yunanistan">Yunanistan</a>&#8217;daki seçim düzenlemeleri, hükümet kurulamaması halinde seçimlerin bir ay içinde yinelenmesini öngörüyor.</p>
<p><a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/yunanistan" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yunanistan">Yunanistan</a> Cumhurbaşkanı <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/karolos-papulyas" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Karolos Papulyas">Karolos Papulyas</a>, bugün ilerleyen saatlerde ülkeyi bir sonraki seçimlere kadar götürecek geçici bir hükümet atayacak.</p>
<p>Papulyas&#8217;ın bütün siyasi parti liderleriyle yerel saatle 13:00&#8242;de bir araya gelmesi ve yeni seçim tarihini açıklaması bekleniyor.</p>
<p>Gözlemciler bu tarihin ya 10 ya da 17 Haziran olacağını söylüyorlar.</p>
<p>Dünkü koalisyon pazarlıklarının son turunun da başarısızlıkla sonuçlanması ardından <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/pasok" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with PASOK">PASOK</a> lideri, &#8220;Maalesef ülke yeniden seçime doğru gidiyor&#8221; dedi.</p>
<p>Bundan önceki dört görüşme de sonuçsuz kalmıştı.</p>
<p>Son anketler, <acronym title="Avrupa Birliği ya da kısaca AB, yirmi yedi üye ülkeden oluşan ve toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenmedir. 1992 yılında, Avrupa Birliği Antlaşması olarak da bilinen Maastricht Antlaşması\'nın yürürlüğe girmesi sonucu, var olan Avrupa Ekonomik Topluluğu\'na yeni görev ve sorumluluk alanları yüklenmesiyle kurulmuştur."><a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/ab" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with AB">AB</a></acronym> ve <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/imf" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with IMF">IMF</a>&#8217;nin kredi karşılığında şart koştuğu kemer sıkma önlemlerini reddeden sol ittifak Syriza&#8217;nın, Haziran seçimlerinde sandıklardan en büyük parti olarak çıkabileceğine işaret ediyor.</p>
<p>6 Mayıs seçimlerinde Syriza, ikinci büyük parti olmuştu.</p>
<p>Kurtarma paketine ve buna bağlı kemer sıkma politikalarına destek veren merkez sağ Yeni Demokasi ve merkez sol <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/pasok" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with PASOK">Pasok</a>&#8217;un 6 Mayıs öncesinde toplam yüzde 77 olan oy oranları ise son seçimlerde yüzde 33&#8242;e geriledi.</p>
<p>On yıllarca Yunan siyasetine yön vermiş iki partinin Haziran&#8217;da yinelenen seçimlerde oy kaybının daha da artacağı tahmin ediliyor.</p>
<p>Avrupalı liderler Yunanistan&#8217;ı, kemer sıkma koşullarını yerine getirmezse kredi musluğunu kesmekle tehdit ediyor.</p>
<p>Analistler, bu durumda Yunanistan&#8217;ın iflasının ve euro&#8217;dan çıkmaktan başka çaresinin kalmayacağının kaçınılmaz göründüğünü söylüyorlar.</p>
<p>Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schaeuble, Yunanistan&#8217;da seçimlerden önceki hükümetle anlaşmaya vardıkları ekonomik kurtarma paketinin koşullarının değiştirilemeyeceğini açıkladı. <em>BBC Türkçe</em></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://uiportal.net/yunanistan-yeniden-secime-gidiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AB&#8217;den Somalili deniz haydutlarına baskın</title>
		<link>http://uiportal.net/abden-somalili-deniz-haydutlarina-baskin.html</link>
		<comments>http://uiportal.net/abden-somalili-deniz-haydutlarina-baskin.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 07:46:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>uiportal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği donanması]]></category>
		<category><![CDATA[Hint Okyanusu]]></category>
		<category><![CDATA[korsanlıkla mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Somali]]></category>
		<category><![CDATA[Somali korsanları]]></category>
		<category><![CDATA[Umman Denizi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://uiportal.net/?p=3044</guid>
		<description><![CDATA[Avrupa Birliği donanmasına mensup güçler Somali&#8217;de korsan üslerine yönelik ilk kara operasyonunu gerçekleştirdi ve çok sayıda tekneyi imha ettiğini açıkladı. Korsanlıkla mücadele biriminden deniz piyadeleri korsanların Haradheere limanı yakınlarındaki üslerine helikopterle indiler. AB korsanlıkla mücadele güçleri şimdiye kadar kaçırılan gemilerin mürettebatı ve yolcularına zarar gelebileceği kaygısıyla korsanların kara üslerine saldırmaktan kaçınmıştı. Somali&#8217;de üslenen korsanlar Hint [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://uiportal.net/wp-content/uploads/2012/01/EU.png"><img class="alignleft size-medium wp-image-480" title="EU" src="http://uiportal.net/wp-content/uploads/2012/01/EU-300x225.png" alt="" width="300" height="225" /></a><a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/avrupa-birligi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Avrupa Birliği">Avrupa Birliği</a> donanmasına mensup güçler <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/somali" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Somali">Somali</a>&#8217;de korsan üslerine yönelik ilk kara operasyonunu gerçekleştirdi ve çok sayıda tekneyi imha ettiğini açıkladı.</p>
<p><a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/korsanlikla-mucadele" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with korsanlıkla mücadele">Korsanlıkla mücadele</a> biriminden deniz piyadeleri korsanların Haradheere limanı yakınlarındaki üslerine helikopterle indiler.</p>
<p><acronym title="Avrupa Birliği ya da kısaca AB, yirmi yedi üye ülkeden oluşan ve toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenmedir. 1992 yılında, Avrupa Birliği Antlaşması olarak da bilinen Maastricht Antlaşması\'nın yürürlüğe girmesi sonucu, var olan Avrupa Ekonomik Topluluğu\'na yeni görev ve sorumluluk alanları yüklenmesiyle kurulmuştur."><a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/ab" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with AB">AB</a></acronym> <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/korsanlikla-mucadele" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with korsanlıkla mücadele">korsanlıkla mücadele</a> güçleri şimdiye kadar kaçırılan gemilerin mürettebatı ve yolcularına zarar gelebileceği kaygısıyla korsanların kara üslerine saldırmaktan kaçınmıştı.</p>
<p><a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/somali" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Somali">Somali</a>&#8217;de üslenen korsanlar <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/hint-okyanusu" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Hint Okyanusu">Hint Okyanusu</a>&#8217;nda çok sayıda tekne kaçırıyor ve serbest bırakmak için yüksek fidyeler istiyorlar.</p>
<p>Korsanların elinde şu anda toplam 17 tekne ve 300 mürettebat ve yolcu bulunduğu tahmin ediliyor.</p>
<p>Son olarak geçen hafta Smyrni adlı Yunan petrol tankeri <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/umman-denizi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Umman Denizi">Umman Denizi</a>&#8217;nde korsanlar tarafından kaçırılmıştı.</p>
<p>Liberya bandıralı, sahibi Yunan tanker 135 bin ton petrol ile <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/somali" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Somali">Somali</a>&#8217;ye gitmekteydi.</p>
<p><acronym title="Avrupa Birliği ya da kısaca AB, yirmi yedi üye ülkeden oluşan ve toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenmedir. 1992 yılında, Avrupa Birliği Antlaşması olarak da bilinen Maastricht Antlaşması\'nın yürürlüğe girmesi sonucu, var olan Avrupa Ekonomik Topluluğu\'na yeni görev ve sorumluluk alanları yüklenmesiyle kurulmuştur."><a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/ab" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with AB">AB</a></acronym> kaynakları, <acronym title="Avrupa Birliği ya da kısaca AB, yirmi yedi üye ülkeden oluşan ve toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenmedir. 1992 yılında, Avrupa Birliği Antlaşması olarak da bilinen Maastricht Antlaşması\'nın yürürlüğe girmesi sonucu, var olan Avrupa Ekonomik Topluluğu\'na yeni görev ve sorumluluk alanları yüklenmesiyle kurulmuştur."><a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/ab" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with AB">AB</a></acronym> güçlerinin Somali korsanlarının üssüne yaptığı gece baskını sırasında Somalililerden ve operasyona katılanlardan can kaybı olmadığını söylüyorlar.</p>
<p>Çok uluslu güçlerin helikopterlerin yanısıra iki de savaş gemisi kullandığı ve korsanların beş saldırı teknesini safdışı bıraktığı kaydediliyor.</p>
<p>Harekattan sonra yapılan açıklamada &#8220;Havadan, hedefi belli, hızlı ve ölçülü bir harekat başarıyla tamamlandı ve katılan personelin tamamı salimen <acronym title="Avrupa Birliği ya da kısaca AB, yirmi yedi üye ülkeden oluşan ve toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenmedir. 1992 yılında, Avrupa Birliği Antlaşması olarak da bilinen Maastricht Antlaşması\'nın yürürlüğe girmesi sonucu, var olan Avrupa Ekonomik Topluluğu\'na yeni görev ve sorumluluk alanları yüklenmesiyle kurulmuştur.">AB</acronym> savaş gemilerine döndü&#8221; denildi.</p>
<p>Bir sözcü, operasyonun Somali hükümetinin tam desteğiyle ve kapsamlı bir keşif ve izleme çalışması ardından yapıldığını, korsanların karada güvenli bir üs edinmesinin önüne geçmeyi hedeflediklerini söyledi. <em>BBC Türkçe</em></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://uiportal.net/abden-somalili-deniz-haydutlarina-baskin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uluslararası İlişkiler Kaynakları/Literatürü</title>
		<link>http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler-kaynaklariliteraturu.html</link>
		<comments>http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler-kaynaklariliteraturu.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 May 2012 19:43:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>uiportal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akademik Kaynaklar]]></category>
		<category><![CDATA[İlhan ARAS]]></category>
		<category><![CDATA[akademi dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[International Relations]]></category>
		<category><![CDATA[Turkish Yearbook]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası ilişkiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://uiportal.net/?p=3040</guid>
		<description><![CDATA[Herhalde uluslararası ilişkiler kadar güncel olan çok fazla disiplin yoktur. Öyle ki, haritadaki yerini bile ancak arayıp bulabildiğimiz bir ülkede meydana gelen bir olay sistemi ve teorileri bir anda etkileyebiliyor. Bütün bir akademi dünyası güncel gelişmeleri akademiye aktarmak için bir yandan gelişmeleri takip ediyor diğer yandan da bunun kuramsal boyutlarını ele alıyor. Bütün bu yoğunluk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://uiportal.net/wp-content/uploads/2012/01/BookArticle.png"><img class="alignleft size-full wp-image-373" title="BookArticle" src="http://uiportal.net/wp-content/uploads/2012/01/BookArticle.png" alt="" width="250" height="250" /></a>Herhalde <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/uluslararasi-iliskiler-2" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with uluslararası ilişkiler">uluslararası ilişkiler</a> kadar güncel olan çok fazla disiplin yoktur. Öyle ki, haritadaki yerini bile ancak arayıp bulabildiğimiz bir ülkede meydana gelen bir olay sistemi ve teorileri bir anda etkileyebiliyor. Bütün bir <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/akademi-dunyasi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with akademi dünyası">akademi dünyası</a> güncel gelişmeleri akademiye aktarmak için bir yandan gelişmeleri takip ediyor diğer yandan da bunun kuramsal boyutlarını ele alıyor.</p>
<p>Bütün bu yoğunluk içerisinde yayınlanan kitaplar, makaleler bazen göz ardı edilebiliyor. Konuyla ilgili çalışma yapanlar o konunun daha önce nasıl ve ne denli (eksik ya da yeterli bir şekilde) ele alındığını göremeyebiliyor. Bu noktada, her yıl uluslararası ilişkilerle ilgili yayınlanan eserlerin listesini görmek daha da bir önem kazanıyor.</p>
<p>1960’dan beri yayın hayatında olan “The <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/turkish-yearbook" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Turkish Yearbook">Turkish Yearbook</a> of <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/international-relations" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with International Relations">International Relations</a>” dergisi (<a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/ankara-universitesi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ankara Üniversitesi">Ankara Üniversitesi</a> tarafından çıkarılmaktadır) her sayısında o yıl uluslararası ilişkilerle ile ilgili yayınlanan eserlerin bir listesini yayınlamaktadır. Bu sayede bizlerde, literatürün geldiği noktayı görebiliyoruz.</p>
<p>Aşağıda 1960 yılına uzanan derginin sadece 2000-2010 arası listesi verilmiştir. Daha eski sayılarına bakmak isteyen okuyucular belirtilen internet adresinden erişebilirler.</p>
<p>Bu derlemenin uluslararası ilişkilerle ilgili araştırma yapanlara faydalı olmasını dileriz..</p>
<p>2010:</p>
<p><a href="http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/44/1571/17050.pdf" target="_blank">http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/44/1571/17050.pdf</a></p>
<p>2009:</p>
<p><a href="http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/44/1566/17011.pdf" target="_blank">http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/44/1566/17011.pdf</a></p>
<p>2008:</p>
<p><a href="http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/44/1554/16930.pdf" target="_blank">http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/44/1554/16930.pdf</a></p>
<p>2007:</p>
<p><a href="http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/44/680/8657.pdf" target="_blank">http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/44/680/8657.pdf</a></p>
<p>2006:</p>
<p><a href="http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/44/679/8648.pdf" target="_blank">http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/44/679/8648.pdf</a></p>
<p>2005:</p>
<p><a href="http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/44/677/8635.pdf" target="_blank">http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/44/677/8635.pdf</a></p>
<p>2004:</p>
<p><a href="http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/44/676/8619.pdf" target="_blank">http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/44/676/8619.pdf</a></p>
<p>2003:</p>
<p><a href="http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/44/674/8598.pdf" target="_blank">http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/44/674/8598.pdf</a></p>
<p>2002:</p>
<p><a href="http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/44/673/8582.pdf" target="_blank">http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/44/673/8582.pdf</a></p>
<p>2001:</p>
<p><a href="http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/44/672/8566.pdf" target="_blank">http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/44/672/8566.pdf</a></p>
<p>2000/2:</p>
<p><a href="http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/44/671/8554.pdf" target="_blank">http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/44/671/8554.pdf</a></p>
<p>2000/1:</p>
<p><a href="http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/44/670/8536.pdf" target="_blank">http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/44/670/8536.pdf</a></p>
<p><strong>Hazırlayan:</strong> İlhan ARAS</p>
<p>14 Mayıs 2012</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler-kaynaklariliteraturu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ortadoğu Coğrafyasının Temel Dinamikleri</title>
		<link>http://uiportal.net/ortadogu-cografyasinin-temel-dinamikleri.html</link>
		<comments>http://uiportal.net/ortadogu-cografyasinin-temel-dinamikleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 May 2012 15:32:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>uiportal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Orta Doğu]]></category>
		<category><![CDATA[11 Eylül saldırıları]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği projesi]]></category>
		<category><![CDATA[Clifford Greertz]]></category>
		<category><![CDATA[Francis Fukuyama]]></category>
		<category><![CDATA[John L. Esposito]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler Çatışması]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Otuz Yıl Savaşları]]></category>
		<category><![CDATA[Samuel P. Hungtington]]></category>
		<category><![CDATA[Teo-Strateji]]></category>
		<category><![CDATA[Yüzyıl Savaşları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://uiportal.net/?p=3030</guid>
		<description><![CDATA[Yaklaşık yirmi yıl önce, dünyanın en önemli Yahudi beyinlerinden birisi olan Samuel P. Hungtington tarafından ‘Medeniyetler Çatışması’ isimli bir makale yayınlandı. Uluslararası sistemde meydana gelen değişimleri inceleyen ve geleceğe yönelik son derece önemli tespitlerde bulunan bu makale dünya kamuoyunda oldukça geniş bir yankı uyandırdı. Yine benzer bir şekilde George W. Bush’un danışmanlığına da yapan Francis [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://uiportal.net/wp-content/uploads/2012/02/Akdeniz-articles.png"><img class="alignleft size-full wp-image-1753" title="Akdeniz-articles" src="http://uiportal.net/wp-content/uploads/2012/02/Akdeniz-articles.png" alt="" width="250" height="250" /></a>Yaklaşık yirmi yıl önce, dünyanın en önemli Yahudi beyinlerinden birisi olan <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/samuel-p-hungtington" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Samuel P. Hungtington">Samuel P. Hungtington</a> tarafından ‘<a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/medeniyetler-catismasi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Medeniyetler Çatışması">Medeniyetler Çatışması</a>’ isimli bir makale yayınlandı. Uluslararası sistemde meydana gelen değişimleri inceleyen ve geleceğe yönelik son derece önemli tespitlerde bulunan bu makale dünya kamuoyunda oldukça geniş bir yankı uyandırdı. Yine benzer bir şekilde George W. Bush’un danışmanlığına da yapan Francis Fukuyama, dünya tarihinin son bulduğunu belirten, ‘Tarihin Sonu ve Son İnsan’ ismini taşıyan bir tez hazırlamıştır. Bu iki önemli görüş özellikle Soğuk Savaş sonrası dönemi açıklamaya çalışan ve bu konuda bize değişik bakış açıları kazandıran çalışmalardır. Özellikle 11 Eylül İkiz Kulelere yapılan terör saldırılarından sonra bu görüşlerin önemi bir kat daha artmıştır.</p>
<p>Bu terör saldırısının ardından <acronym title="Amerika Birleşik Devletleri (kısaca ABD) (İngilizce: United States of America (USA), ayrıca Birleşik Devletler olarak da bilinir), elli tane eyalet ve bir tane federal bölgeden oluşan bir federal anayasal cumhuriyettir. Ülkenin çoğu (48 tane eyaleti olan Kıta ABD\'si ve ülkenin federal bölgesi olan Washington, DC), Kuzey Amerika\'nın ortasında, Büyük Okyanus ve Atlas Okyanusu\'nun arasında bulunmaktadır.">ABD</acronym> ve çok uluslu koalisyon kuvvetleri, Irak’a askeri bir müdahale gerçekleştirmiş, böylelikle <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/ortadogu" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ortadoğu">Ortadoğu</a> coğrafyasındaki dengeler alt üst olmuştur. Bütün dünyada önü alınamaz bir şekilde küresel terör söylemleri yükselmekte ve ne olduğu tam olarak anlaşılamayan, ucu bucağı belirsiz bir söylemin, uluslararası sistemi şekillendirmesi dünya kamuoyu tarafından şaşkınlıkla karşılanmaktadır. Yaşanılan bir dizi gelişme <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/ortadogu" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ortadoğu">Ortadoğu</a> coğrafyasını her geçen gün biraz daha önemli kılmakta, küresel ve bölgesel güçlerin bu coğrafyadaki rekabeti kızışmaktadır. Birinci Körfez Savaşı ile sarsılan, <acronym title="Amerika Birleşik Devletleri (kısaca ABD) (İngilizce: United States of America (USA), ayrıca Birleşik Devletler olarak da bilinir), elli tane eyalet ve bir tane federal bölgeden oluşan bir federal anayasal cumhuriyettir. Ülkenin çoğu (48 tane eyaleti olan Kıta ABD\'si ve ülkenin federal bölgesi olan Washington, DC), Kuzey Amerika\'nın ortasında, Büyük Okyanus ve Atlas Okyanusu\'nun arasında bulunmaktadır.">ABD</acronym> ve çok uluslu kuvvetlerin Irak’a askeri müdahalesi ile iyice karmaşık bir hal alan <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/ortadogu" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ortadoğu">Ortadoğu</a> coğrafyası, Arap Baharı ile sonu tahmin edilemeyen bir sürecin içine girmiştir. Bu durum bölgesel dinamikleri temelden sarsmış ve bu coğrafyada birlikte yaşama kültürünün masaya yatırılmasını zorunlu hale getirmiştir.</p>
<p><a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/ortadogu" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ortadoğu">Ortadoğu</a> coğrafyasındaki istikrar hem bölge ülkeleri açısından hem de dünya barışı açısından vazgeçilmez bir unsurdur. Yani <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/ortadogu" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ortadoğu">Ortadoğu</a>’da barış olmadan dünya barışı mümkün değildir. <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/ortadogu" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ortadoğu">Ortadoğu</a> coğrafyasındaki bir istikrarsızlık şüphesiz ki en çok <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Türkiye">Türkiye</a>’yi etkileyecektir. Nüfusunun büyük bir bölümü Müslüman olan, <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/ortadogu" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ortadoğu">Ortadoğu</a> ile Osmanlı’dan beri yakın ilişki içerisinde, bölge ülkeleri ile oldukça yüksek bir dış ticaret hacmine sahip <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Türkiye">Türkiye</a> için <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/ortadogu" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ortadoğu">Ortadoğu</a> barışı son derece önemlidir.</p>
<p>Üçüncü dünya ülkelerinin milliyetçi talepleri 19. yüzyıldaki Avrupalıların taleplerine benzemektedir. Bu talep bu coğrafyadaki demokrasi talebidir. Bu coğrafyada artık demokrasi ile gelişme birbiriyle bütünleşen bir talep olarak karşımıza çıkmaktadır. Bölge ülkelerinin halen Avrupa tarzındaki demokratik yönetimlerden oldukça uzak olan diktatörlük rejimleriyle yönetilmesi bu bölgedeki değişimi kaçınılmaz kılmaktadır. İletişim faktörünün etkisini giderek arttırdığı şu günlerde yeryüzündeki pek çok coğrafyanın dünyadaki gelişmelere ve bilgiye çok rahat bir şekilde ulaşması bu değişimi tetiklemiştir. Bu nedenle felsefi manada ünlü filozof Rene Descartes’in dediği ‘düşünüyorum o halde varım’ sözü artık geçerliliğini yitirmiş ve var olmak için artık düşünmek, yeterli bir kriter olmaktan çıkmıştır. Günümüz iletişim çağında artık düşünmek yetmez, düşünmekle beraber iletişim de kurmak gerekir. Bu iletişimin öncülüğünde diktatörlükle yönetilen çoğu halklar artık bazı şeylerin değişmesi gerektiği konusunda bir fikir birliği oluşturmuşlardır. Bu bağlamda Balkanlarda Soğuk Savaş Dönemi boyunca ülkeyi yöneten tek adam yönetimlerinin sonu, özellikle Romanya’da Çavuşesku’nun düşüşü Ortadoğu’daki yeni elitler için önemli bir örnektir. Böylelikle iktidarın kabile geleneğindeki gibi bir aile tarafından ele geçirilmesi ve ilelebet muhafaza edilmesi pek mümkün görünmemektedir.</p>
<p>Arap Baharı ile birlikte diktatörlerin devrilebileceğinin göstergesi bu coğrafyada yaşayan halklar için bir özgüven meselesi haline dönüşmüştür. Ancak diktatörlüklerin yıkılmasıyla oluşacak olan otorite boşluğunun nasıl doldurulacağı halen merak konusudur. Diktatörlüklerin yıkılmasından sonra toplumda düzen ve güvenin yeniden temin edilmesi için ‘peki şimdi ne olacak’ sorusu kulaktan kulağa yayılmaktadır. Ortadoğu coğrafyasında bir arada yaşamak için hangi enstrümanların kullanılacağı cevap aranan en önemli sorulardan birisidir.</p>
<p>Ortadoğu coğrafyasında iktidar halktan kaynaklanmıyor ve buna bağlı olarak yasallık sayısal üstünlükle kurulmuyordu. Böylece bölgedeki rejimler yıkıldıktan sonra bu coğrafyada bir arada yaşamak için nasıl bir model oluşturulacağı ucu açık bir soru olarak karşımıza çıkmaya başladı. Bu çerçevede acaba ulus-devlet modelinin bölgede işlerliğinin olup olmadığını biraz açalım. Ortadoğu coğrafyasında bir ulustan söz edebilmemiz gün ve gün zorlaşmaktadır. Burada yaşayan halklar bir ulus olmaktan ziyade geniş akrabalık grupları şeklinde örgütlenmişlerdir. Buradaki geniş aile grupları bir toprağa değil, bu grubun kurulmasını üstlenen ve çoğunlukla dinsel bir içerikle birlikte kişisel bir dayanışmayı ifade eden risklere bağlı kavimlerdir.[i]</p>
<p>Libya bir ulus değildir. Libya’da sayıları sekizi bulan büyük kabileler vardır. Bu kabileler kendilerini bir Libya ulusuna ait görmemektedirler. Yine Suudi Arabistan bir ulus değildir. Orada da aynı Libya’da olduğu gibi kabile mantığı vardır ve insanların kimliğini bağlı oldukları aileye mensupluk şeklinde oluştururlar. Saddam Hüseyin’in Irak’ı ise totaliter rejimi yerleştirmek için uygulanan baskıcı politikalar ve devlet otoritesinin ön planda tutulması sebebiyle ulusa daha yakındır. Ancak Saddam Hüseyin’in devrilmesi ile sonuçlanan <acronym title="Amerika Birleşik Devletleri (kısaca ABD) (İngilizce: United States of America (USA), ayrıca Birleşik Devletler olarak da bilinir), elli tane eyalet ve bir tane federal bölgeden oluşan bir federal anayasal cumhuriyettir. Ülkenin çoğu (48 tane eyaleti olan Kıta ABD\'si ve ülkenin federal bölgesi olan Washington, DC), Kuzey Amerika\'nın ortasında, Büyük Okyanus ve Atlas Okyanusu\'nun arasında bulunmaktadır.">ABD</acronym> ve çok uluslu koalisyon kuvvetlerinin Irak’a askeri müdahalesi, dayatılan bir devlet yapılanmasının ne kadar kıymeti olduğu ayrı bir tartışma konusudur. Irak’ın iç savaşa sürüklenmesi, böyle bir ulus yapısının, onu kuran totaliter aygıttan sonra ayakta kalamayacağını gözler önüne sermiştir.</p>
<p>Ulus dediğimiz şey tarihsel bir arka plana sahip olan bir yapıdır. Asla dinsel ya da ırkçı bir boyuta indirgenemez. Sayısı 22’yi bulan değişik Arap devletlerinin olması bu durumu ispatlar niteliktedir. Ulus dediğimiz olgu insanları ne oldukları temelinde değil, onların geçmişte ne olduklarına ilişkin sahip benimsedikleri kıvanç birliği temelinde bir araya getirir. Ulus dediğimiz şey her koşulda ortak bir tarihsel mekâna ihtiyaç duymaktadır. Ulus dediğimiz kavram eğer soya gönderme yapan bir tanım olsaydı bu kavramın genişletilmiş bir kavimden bir farkı kalmazdı. O yüzdendir ki ulus dediğimiz şey daha çok sübjektif unsurları içerisinde barınır. Aksi takdirde insanları bir araya getirmenin bir unsuru olmaktan ziyade insanları ayrıştırmanın bir unsuru olur.</p>
<p>Gücün siyasal, kültürel, ekonomik ve askeri boyutlarını tek bir çerçevede birleştirme iddiasındaki ulus-devlet; yeteneklerini federal bir ilkeye göre yeniden dağıtsa bile, gücün mekânsal anlayışı içinde hapsolmuş durumdadır.[ii] Ancak günümüzde küreselleşme süreciyle beraber ulus-devlet dediğimiz olgunun ne kadar varlığını sürdürebileceği merak konusudur. İletişim çağının gelişmesiyle beraber mekân kavramı artık anlamını yitirmiştir. Bireyleri bir araya getiren olgunun mekân olmaktan çıktığı bir süreçte ulus kavramı artık insanları kümelendirmek için yeterli bir kavram değildir. Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla hızlanan ve küreleşme dediğimiz bilgi ve teknoloji çağı ulus kavramını tartışılır bir pozisyona sokmuştur. Eğer dayanışma artık aynı coğrafya içerisinde bulunan insanların bir ortak tutumu olmaktan çıkıyorsa ulus devlet kavramı gün geçtikçe tartışmalı bir hal alacaktır. Peki, artık ulus kavramı aşınıyor ve önemini kaybediyorsa ulusları yönetme sanatı olan siyaset ne derece varlığını devam ettirebilecektir?</p>
<p>Soğuk Savaş sonrası oluşan yeni dünya düzeninde ideolojiler yavaş yavaş önemini kaybetmeye başlamıştır. Ulus-devlet mekanizmasının çözülmesi, temelinde siyasetin de yok olmasını taşımaktadır. Dayanışma ve genel çıkarlar için ortak bir mekan oluşturmanın gittikçe zorlaştığı günümüzde bireyselciliğin ön plana çıkmasıyla ortak bir çıkar için beraber hareket etme geleneği olan siyaset gün geçtikçe erozyona uğramaktadır. Ulusal bilincin olmadığı, ülke topraklarının sınırlandırılmadığı yerde doğal olarak köklerin arayışı vardır. Eğer kendini yaşadığın yerle tanımlayamıyorsan o halde nerden geldiğini ve kim olduğunu tanımlayabilmek için ister istemez başka argümanlara ihtiyaç duyulur.</p>
<p>Ulus devletle beraber giderek önemini yitiren siyasetin yerini neyin alacağı ise bir başka tartışma konusudur. Bu kapsamda kişinin kültürel özellikleri ağır basar. Kültür, her şey unutulduktan sonra geriye kalanlardır. Dolayısıyla siyasetin önemini kaybettiği uluslararası sistemde siyasetten doğan boşluğu doldurmak için en güzel panzehir kültürdür. Günümüzde üniversitelerde kültür çalışmaları ile ilgili yüksek lisans programlarının açılması, <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/uluslararasi-iliskiler-2" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with uluslararası ilişkiler">uluslararası ilişkiler</a> bölümüne yavaş yavaş kültür ağırlıklı derslerin eklemlenmesi bu durumun en somut örneğidir. Günümüzde kültürün siyasetin yerini almasının bir başka göstergesi ise kamu diplomasisinin her geçen gün yükselişidir. Bununla beraber artık sosyoloji disiplini dış politikaya yön veren en önemli yardımcı unsurlardan biri haline gelmiştir. Dış politikada ülkelerin kültürel özellikleri artık oldukça önemli bir pozisyon almıştır.</p>
<p><a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/clifford-greertz" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Clifford Greertz">Clifford Greertz</a>, insan biyolojisini belirleyen genetik kodlar gibi, kültürün de insan davranışlarının belirlenmesinde son derece önemli olduğunu vurgulamaktadır. Toplumsal yaşam; ekonomi, biyoloji ve psikolojiye indirgenemez. <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/clifford-greertz" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Clifford Greertz">Clifford Greertz</a>, kültürel ve ideolojik sistemleri insan yaşamını yönlendiren haritalar olarak nitelemiştir.[iii] Sembolik koddan bağımsız yaşam söz konusu olamayacağı için ideolojinin yerini kültür, kültürünkini ise ideoloji alır. Başka bir deyişle kültürel sistem, toplumsal sistemleri temsil eden bir üstyapı değil, aksine toplumun yaşamını biçimlendiren bir altyapıdır. Toplumsal, kültürel konumundan bağımsız insan, insan olmaktan ziyade nörolojik bir yığındır.[iv]</p>
<p>Ortadoğu coğrafyasında ise bu kültürel yaklaşım İslam şeklinde tezahür etmiştir. Çünkü Ortadoğu dediğimiz coğrafya aslında İslam coğrafyasının ta kendisidir. 19. yüzyılın sonlarında Ortadoğu coğrafyası tanımlanırken Balkanlardan başlanılmaktaydı. Bunun altında yatan sebep ise Ortadoğu kelimesi ile İslam coğrafyasının akademik camiada eşdeğer kabul etmesini gösterebiliriz. İslamcı akımlar rekabet enerjilerini ekonomik modernliğin önlenemez bunalımı yüzünden dışlanmış toplumlara hitap ederler. Ortadoğu coğrafyasının içinde bulunduğu kültürel boyutun dünya politikasını nasıl etkileyeceği merak edilen bir konudur. Arap baharının etkilerini hissettirmeye başladığı, seküler yapıların birer birer yıkıma uğradığı şu günlerde İslamsız bir Ortadoğu ve dünya barışı tasavvur etmek mümkün görünmemektedir.</p>
<p>Bu bağlamda <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/samuel-p-hungtington" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Samuel P. Hungtington">Samuel P. Hungtington</a> meşhur ‘<a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/medeniyetler-catismasi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Medeniyetler Çatışması">Medeniyetler Çatışması</a>’ kavramı ile önümüzdeki dönemde uluslararası ittifakların kurulmasında medeniyetlerin belirleyici olacağı ve dolayışıyla olası çatışmaların farklı medeniyetler arasında olacağını ifade etmektedir. Amerikan dış politikasının en önemli ideologlarından birisi olan Samuel Hungtington’un bu tezi İslam medeniyetinin öneminin günümüz dünya düzeninde hızla arttığının göstergelerinden birisidir. Tarihsel gelişmeler, çatışmaların ve ittifakların medeniyetler arasında olacağı yönündeki görüşü haklı çıkarır niteliktedir. Yugoslavya’nın farklı inançlara sahip olan Sırp, Hırvat ve Boşnaklar arasında savaşlardan sonra çizilmiş olması, Irak’a yapılan askeri müdahaleye Batı’nın sessiz kalması, Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra kurulan Türk cumhuriyetlerinin <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Türkiye">Türkiye</a> ile yakın ilişkiler kurması, Tacikistan’ın kendilerini Farsça konuşan İran’a yakın hissetmeleri gibi pek çok gelişme Samuel Hungtington’un tezini doğru çıkarır niteliktedir.</p>
<p>Günümüzde artık dış politika yapım sürecinde sosyoloji, tarih, coğrafya ekonomi gibi disiplinlerin etkili olduğu kadar <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/teo-strateji" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Teo-Strateji">Teo-Strateji</a> adı verilen din ve medeniyetsel yaklaşımların önemini arttırması kaçınılmazdır. Örneğin İncil’i anlamadan Francis Fukuyama’nın ‘Tarihin Sonu ve Son İnsan’ tezini açıklamamız mümkün görünmemektedir. Çünkü Fukuyama’nın kastettiği son insan aynı zamanda son Hıristiyan insandır. Yine Tevrat’ı anlamadan İsrail’in neden Kudüs konusunda bu kadar ısrarcı olduğunu analiz etmemiz mümkün değildir. Dolayısıyla Soğuk Savaşın ardından şekillenen dünyada ‘Hangi taraftasın? ’ sorusu terk edilerek, ‘Sen kimsin?’ sorusuna odaklanıldığı bir gelecekle karşı karşıya kalmaktayız. <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/samuel-p-hungtington" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Samuel P. Hungtington">Samuel P. Hungtington</a> bütün bu analizleri yaparken dünyayı sekiz medeniyete ayırmaktadır. Bu medeniyetler; Batı, Latin Amerika, Afrika, İslam, Çin, Hindu, Ortodoks ve Japon medeniyetleridir. Bu manada bir arada yaşamanın temel koşulu aynı medeniyetten gelmektir diyebiliriz.</p>
<p>Samuel P. Hungtington, bu medeniyetler ekseninde ülkeleri; üye ülke, yalnız ülke, merkez ülke, bölünmüş ülke ve kararsız ülke olmak üzere gruplandırmıştır. Bu ülkeleri şöyle açıklayabiliriz[v]:</p>
<p>· <strong>Üye Ülke</strong>: Bu ülkeler, bir medeniyet ile tamamen özdeşleşmiş olan ülkelerdir. Mısır’ın İslam ile özdeşleştirilmesi ya da İtalya’nın Batı medeniyeti ile özdeşleştirilmesi bu ülkelere örnektir.</p>
<p>· <strong>Yalnız Ülke: </strong>Haiti veya Etiyopya gibi başka bir ülke ile kültürel bir bağı bulunmayan, dünyadan soyutlanmış ülkelere verilen isimdir.</p>
<p>· <strong>Merkez Ülke: </strong>Ait olduğu medeniyete beşiklik eden, o medeniyetin kültürünün kaynağı olarak kabul edilen ülkelerdir. Batı medeniyetinin <acronym title="Amerika Birleşik Devletleri (kısaca ABD) (İngilizce: United States of America (USA), ayrıca Birleşik Devletler olarak da bilinir), elli tane eyalet ve bir tane federal bölgeden oluşan bir federal anayasal cumhuriyettir. Ülkenin çoğu (48 tane eyaleti olan Kıta ABD\'si ve ülkenin federal bölgesi olan Washington, DC), Kuzey Amerika\'nın ortasında, Büyük Okyanus ve Atlas Okyanusu\'nun arasında bulunmaktadır.">ABD</acronym> olarak kabul edilmesi gibi. Ancak Hungtington’a göre Latin Amerika, Afrika ve İslam medeniyetlerinin herhangi bir merkez ülkesi yoktur.</p>
<p>· <strong>Bölünmüş Ülke: </strong>İçinde farklı medeniyetlere mensup olan çok sayıda insanı barındıran ülkelerdir. Bu ülkelere Çin, Hindistan ve Sudan’ı örnek olarak gösterebiliriz.</p>
<p>· <strong>Kararsız Ülke: </strong>Samuel P. Hungtington en çok kararsız ülkeler üzerinde durmaktadır. Hungtington’a göre kendilerine ait bir medeniyetleri olmasıyla birlikte liderlerinin halka rağmen bu medeniyetleri terk etmeyi ve başka medeniyetlere geçmeyi amaçlayan ülkeler bu gruba girer. Hungtington yeni bir kimliğe geçişin gerek sosyal, gerek politik, gerekse kültürel açıdan son derece sancılı olacağını belirtmiştir. Hungtington’un kararsız ülkelere verdiği örnekler ise; Rusya, Türkiye, Meksika ve Avusturya’dır.</p>
<p>Özetle dünyanın sekiz medeniyetinden merkez ülkeye sahip olan beşi, uluslararası sistem üzerinde belli bir ağırlığı olan ve dünyadaki gelişmelere öncülük edecek olan akımlardır. Merkezsiz üç medeniyet için ise böyle bir durum söz konusu değildir. Hungtington’a göre İslam medeniyetinin bir merkez ülkeye sahip olmaması aslında İslam ülkeleri arasında büyük bir ekonomiye, güçlü orduya sahip olan, dünyadaki Müslümanlara dini ve politik anlamda öncülük edebilecek bir ülkenin bulunmamasıdır. Bu sebepledir ki yakın dönem siyasi tarih, hep Ortadoğu coğrafyasında kimin lider ülke olacağı konusunda bir mücadeleye sahne olmuştur.</p>
<p>İslam dünyasının liderliği konusunda altı ülkenin adı geçmekte, ancak hiçbiri gerekli şartlara sahip olamadığı için lider ülke olamadıkları belirtilmektedir. Bu ülkeler şunlardır:</p>
<p>· <strong>Endonezya</strong> : En kalabalık Müslüman ülkedir. Ancak içinde bulunduğu jeopolitik konumu diğer İslam ülkelerine çok uzak bir coğrafyaya sahip olduğundan lider ülke olmaya uygun değildir.</p>
<p>· <strong>Mısır : </strong>Merkezi konumu itibariyle oldukça önemli bir ülke olmakla birlikte dinamik bir nüfusa da sahiptir. Ancak ekonomik olarak yetersiz ve petrol sahibi Arap ülkelerine muhtaç olması Mısır’ı zorlayan faktörlerdendir.</p>
<p>· <strong>İran :</strong> Yüzölçümü, coğrafi konumu, nüfusu, tarihi ve doğal kaynakları bakımından merkez ülke olmaya en güçlü adaydır, ancak Şii bir nüfusa sahip olması İran için büyük bir dezavantajdır.</p>
<p>· <strong>Pakistan :</strong> Yüzölçümü, nüfusu ve askeri gücü oldukça pozitif olmasına karşın, merkez ülke olmak için gerekli ekonomik dinamizme sahip değildir.</p>
<p>· <strong>Suudi Arabistan :</strong> İslam’ın kutsal şehirlerine sahip olması en büyük avantajıdır. Petrol açısından oldukça zengin olmasına rağmen nüfusu çok fazla değildir. Ayrıca coğrafyası işgal edilmeye çok müsaittir.</p>
<p>· <strong>Türkiye :</strong> İslam’ın merkez ülkesi olması için gerekli olan nüfusa, tarihe, ekonomiye sahip bir ülkedir. Osmanlı’dan kalan bir imparatorluk mirasını barındırması ve <acronym title="North Atlantic Treaty Organization/Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü. 4 Nisan 1949\'da Washington Antlaşması ile kurulan NATO bir kollektif savunma örgütü olarak bilinmektedir.">NATO</acronym>’nun en büyük ikinci ordusuna sahip olması Türkiye için oldukça büyük bir avantaj olmakla birlikte Türkiye’nin seküler yapısı, merkez ülke olma konusunda en büyük engeli teşkil etmektedir.</p>
<p>Arap Baharı adı verilen değişimle beraber artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı Ortadoğu coğrafyasında İslam medeniyetinin nasıl bir rol oynayacağı hem bölgesel dinamikler hem de uluslararası dinamikler açısından oldukça önemlidir. Senelerce kan ve gözyaşına maruz kalan bu coğrafyada barışın hâkim olması kuşkusuz Türkiye açısından son derece önemlidir. Türkiye olarak bölgeye istikrar ve barışın gelmesi için gerekli inisiyatifi almak tarihsel bir gerçekliktir.</p>
<p>Samuel P. Hungtington’un ‘<a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/medeniyetler-catismasi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Medeniyetler Çatışması">Medeniyetler Çatışması</a>’ tezine karşılık bir dönem George W.Bush’un da danışmanlığını yapan Francis Fukuyama, ‘Tarihin Sonu ve Son İnsan’ tezini ortaya atmıştır. Fukuyama, bu tez ile beşeri, siyasi ve idari kurumların gelişip değişerek ulaşabilecekleri en ideal formda, yani liberal demokrasi ve serbest piyasa ekonomisinin zaferinde birleşmelerini kastetmektedir.[vi] Fukuyama bu teziyle Ortadoğu coğrafyasındaki gelişmelere farklı bir bakış açısı getirmiştir. Fukuyama’nın İslam’a bakışı ise Hungtington’dan farklıdır. Ona göre İslam, toplumsal yaşama ilişkin bir takım ekonomik ve siyasi özellikler getirmesi bakımından diğer dinlerden farklıdır. Yani Fukuyama Siyasal İslam tanımını reddetmekte, İslam’ın kendisinin zaten bir fiil siyasi olduğunu belirtmektedir.</p>
<p>İslam’ın ekonomik ve siyasi alanı düzenlemek gibi bir felsefesi olmasından dolayı eğer Ortadoğu coğrafyasında bir arada yaşamdan söz etmek istiyorsak İslam’ı bu düzenlemenin dışında tutamayız. Ayrıca İslam’ı tasavvufi yönünden ele alırsak son derece evrenselci bir bakış açısı yakalamamız da sürpriz değildir. Fukuyama, İslam’ın bu yönlerini ve dünyada azımsanmayacak sayıda insan tarafından benimsenmesini kabul etmekle birlikte liberalizme alternatif oluşturabileceğine inanmamakta, zaten böyle bir durum Fukuyama’nın savunduğu liberal demokrasi kavramıyla da örtüşmemektedir. Fukuyama’ya göre İslam ancak ve ancak şu an var olduğu coğrafyada etkisini sürdürebilir ve onun ötesine geçemez. Bu bağlamda Fukuyama, tarihin sonu olarak mitleştirdiği dünya tasavvuru içerisinde İslam’ın mutlak egemenliliğinin mümkün görünmemekte olduğunu, çünkü İslam’ın demokratik bir hükümet sistemiyle bağdaşsa bile din ve vicdan özgürlüğü gibi konularda birtakım eksiklikleri barındıracağını düşünmektedir.</p>
<p>Fukuyama’nın bu görüşleri çoğu çevreler tarafından İslam fobisi şeklinde tanımlanmaktadır. Fukuyama’ya göre İslam dünyasını diğer dünya kültüründen ayıran şey demokrasinin temel ilkelerinden olan din ve vicdan özgürlüğü konusunda gerekli kriterlere sahip olmadığı şeklindedir. Batı medeniyetlerinde devletin dine hizmet etmek yerine dinsel hoşgörü ve çoğulculuğu benimsemesi Fukuyama’nın algıladığı İslam anlayışıyla örtüşmemektedir. Devletin belli bir dini benimseyerek topluma dayatması toplumda bir takım gerilimlere yol açabileceği gibi, ciddi ayrışmalara yol açabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Böyle bir durumda devlet ile toplum arasında bir kutuplaşma olabileceği gibi savunulan dini görüş bu durumdan olumsuz etkilenebilir.</p>
<p>Dünyanın kabul ettiği en önemli stratejistlerden olan Samuel P. Hungtington ile Francis Fukuyama’nın bu tezleri, bu coğrafyada bir arada yaşamanın nasıl olacağı konusunda göz ardı edilemez görüşler kapsamaktadır. Şüphesiz ki bir arada yaşam kavramı her şeyden önce akademik camiada tartışılmalı ve bunun öncülüğünü yapmalıdır. Bu bağlamda Fukuyama ile Hungtington’un tezleri birbirleriyle çatışmaktadır. Bu tartışma Ortadoğu coğrafyasında ortak bir kimlik oluşturma açısından oldukça önemlidir. İki düşünürün de İslam konusunda farklı yorumları vardır. Bu konudaki düşünceleri Ortadoğu halklarının bir arada yaşama felsefesi açısından oldukça önemlidir.</p>
<p>Samuel P. Hungtington ile Francis Fukuyama’nın tezleri arasındaki birbirine zıt tutum, uluslararası düzen ve istikrarın nasıl sağlanacağı konusundaki ayrışmalarından kaynaklanmaktadır. Fukuyama, Soğuk Savaş sonrasındaki dünya siyasetinin daha az çatışmacı olacağını öne sürerken, Hungtington ise ülke içi çatışmaların yerini medeniyetler arasındaki çatışmaların alacağını savunmaktadır. Ancak yaşanılan gelişmeler Hungtington’un görüşlerini biraz daha doğrular niteliktedir.[vii] 11 Eylül saldırıları ve sonrasında yaşanılan gelişmeler Hungtington’un görüşlerine işlerlik kazandıran gelişmeler olmuştur. Hungtington’un bu konudaki belki de en önemli tespitlerinden birisi ise, liberal demokrasi ve hukuk devletinin evrenselleşmediğini, çatışmaların sürdüğünü ve bundan sonrada artarak devam edeceğini iddia etmektedir. Dünyadaki diğer medeniyetlerin Batıyı taklit etmesine engel olan karakteristik özellikleri olduğunu ve bu sebepten dolayı mücadelenin kültürler arasında olacağını savunmaktadır. Burada uluslararası sistemin belirleyici unsuru olarak din ve kültür ön plana çıkmaktadır.</p>
<p>Fukuyama ise demokratikleşme sürecindeki siyasi tutumun kültür ve dine nazaran daha önemli olduğunu iddia etmektedir. Fukuyama’nın tezine göre bir arada yaşamak için savunmamız gereken en önemli unsur demokrasidir. Demokrasi kavramı Batı’nın tekelinde değildir. Herhangi bir medeniyete mensup olmak demokrasiye engel teşkil etmemektedir. Zaten modern liberal devlet olarak tanımlanan aygıt, farklı dinsel ve kültürel akımlara gösterdiği hoşgörü üzerinden meşruiyet sağlamıştır. Bunun en güzel örneği ise şüphesiz Avrupa’dır. Tarihsel olarak bakıldığında Avrupa’nın kendi içinde farklı kültürleri bir arada tutması bir arada yaşam açısından bir örnek teşkil etmektedir. Bu sebepledir ki <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/avrupa-birligi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Avrupa Birliği">Avrupa Birliği</a> projesi çok kültürlülüğü başarabildiği ölçüde gelecek için olumlu ve umut veren örnek bir projedir.</p>
<p>Fukuyama’nın dünyanın birleşmeye gittiği yönündeki anlayışı aslında Batı’nın değerlerinin küreselleşmeyle beraber tüm dünyaya hâkim olmasından başka bir şey değildir. Bu noktada İslam’ın diğer inanışlara nazaran toplumsal yaşamı düzenleyen bir yönünü olması İslam’ı ideolojik kılmaktadır. İşte bu ideoloji Fukuyama’nın tarihin sonundaki liberal kapitalist sisteme alternatif olabileceği yönündeki iddialar İslami çevrelerce dile getirilmektedir. Sovyetler Birliği’nin yıkılması ve sosyalizmin tarihe gömülmesi ile sonuçlanan yeni dünya düzeninde yer altı ve yer üstü zenginlik kaynaklarıyla, genç ve dinamik nüfusuyla, hayat felsefesiyle liberal kapitalist sistemin önünde duran en geniş tabanlı hareket olma noktasında ilerlemektedir. Demokrasiyi dışlamayan bir İslam’ın dünya nüfusunun beşte biri tarafından benimsendiği göz önüne alınırsa bir zaman sonra İslami değerlerin dünya siyasetinde bir çekim merkezi haline gelmesi kaçınılmaz olacaktır.</p>
<p>Ortadoğu coğrafyası içinde bulunduğumuz şu günlerde tarihsel bir sürece ev sahipliği yapmaktadır. Birinci ve İkinci Körfez Savaşı ile başlayan değişim süreci Arap Baharı ile giderek ivme kazanmıştır, ancak bölgedeki dinamiklerin temelden sarsılmasıyla beraber toplumun buna nasıl reaksiyon göstereceği ve bu coğrafyanın siyasi ve ekonomik geleceği konusunda tahmin yapmak gün geçtikçe zorlaşmaktadır. Bu bağlamda eğer aklıselim politikalar izlenmez ise Ortadoğu coğrafyasının bir parçalanma sürecine gitmesi kaçınılmazdır. Bu durum bütün Ortadoğu coğrafyasının Lübnan örneğinde olduğu gibi parçalanması anlamına gelmektedir. Homojen bir toplum olarak tanımlanamayan Lübnan, günümüzde yavaş yavaş bir toplumsal intiharın eşiğine gelmiştir. İktidarın toplumla paylaşılması terminolojisi, çeşitli cemaatler arasındaki çıkar çatışmalarının ötesine geçilememiş ve karşımıza paramparça bir Lübnan tablosu çıkmıştır. Bir tarafta Müslümanlar, bir tarafta Hıristiyanlar, bir tarafta Dürziler olmak üzere fiziksel olarak birbirine çok yakın ancak psikolojik olarak da bir o kadar uzak bir insan topluluğu meydana gelmiştir. Ülkeyi meydana getiren bu bileşenlerin hepsi bir dış müttefike aidiyet duygusu beslediğinden ülke bölünmenin eşiğine gelmiştir. Cemaatler, 1969 yılında Lübnan hükümetinden silahlı milis bulundurma izni alan Filistinli sığınmacıları örnek alarak silahlanma yoluna gitmiş ve gerginlik iyice artmıştır[viii]. Halen Müslüman ve Hıristiyan mahallelerin arasında yüksek duvarlar mevcuttur ve oluşturulan kurtarılmış bölgeler arası geçiş oldukça zor olmaktadır.</p>
<p>Globalleşen dünya düzeninde artık devletler arasında bile olmayan uçurumlar bir devletin içinde ortaya çıkmış, bu çizgiler halkları elma dilimi gibi ayırmıştır. Bu durum insanların kendilerini doğdukları yerle ve vatandaşlık duygularıyla değil, sosyolojik kimliksel duygularıyla tanımlamaya başlamalarına neden olmuştur. Akademik literatürde küçük Ortadoğu olarak tanımlanan Lübnan’ın içinde bulunduğu koşullar, tüm bölge ülkeleri için ibret alınması gereken somut bir örnektir. Taşların yerinden oynadığı Ortadoğu coğrafyasının artık kan ve gözyaşı ile anılmaması gerekmektedir. Bölgesel barış ve istikrar, hem ülkemizin milli menfaatleri açısından, hem de dünya barışı açısından son derece önemlidir.</p>
<p>Birbirinden farklı kültür ve medeniyetleri içinde barındıran bu coğrafyada bir arada yaşamak her şeyden önce çok kültürlülüğün, çeşitliliğin, kimseyi ötekileştirmeden kardeşçe yaşamanın Avrupa’ya özgü olmadığının kanıtlanmasıyla işlerlik kazanır. Hatta günümüzde Avrupa’da ayrımcılık ve dışlayıcılığın giderek arttığı şu günlerde neden bu coğrafya Avrupa’yı bile kıskandıracak bir barış ve kardeşlik projesine imza atmasın? Bu coğrafyanın ait olduğu medeniyet, tarihsel ve kültürel gelenek bunun için oldukça müsaittir. İslam kültürü, tarih içinde; Osmanlı, Selçuklu ve Endülüs deneyimleriyle farklı sosyo-politik koşullar altında halk ve kültürleri Balkanlardan Orta Asya steplerine kadar geniş bir coğrafyada insanları Müslüman olmaya zorlamadan barış ve hoşgörü içinde bir arada yaşatmıştır.[ix] İçinde bulunduğumuz coğrafyada her dinden, her inanıştan insanların barınması bu yorumu doğrular niteliktedir.</p>
<p>Bu bakış açısı sadece Müslümanlar tarafından yanlı bir görüş olarak dile getirilmemekte ve diğer medeniyetlerden çok sayıda aydın da bu durumu görmezden gelememektedir. Batılı yazarlar tarafından bu realite çeşitli vesilelerle pek çok kez açığa vurulmuştur. Adolph L. Wismar, 1927’de yayınladığı bir hoşgörü araştırmasında şu sözleri sarf etmektedir: ‘İslam’ın ilk günlerinde Yahudiler ile imparatorluk teolojisini kabul etmeyen Hıristiyanlar, Hıristiyan imparatorun egemenliğinden ziyade Müslüman egemenliğinde daha iyi durumdaydılar.’[x] Yine John L. Esposito 2002’de tarihteki Müslüman hoşgörüsünden söz ederken şu noktaya dikkat çekmektedir : ‘Hıristiyanlık, İslam’ın yayılmasını kendi hegemonyasına karşı bir tehdit olarak algılarken, İslam’ın Yahudilere ve yerli Hıristiyanlara karşı daha hoşgörülü olduğunu, onlara daha fazla dini özgürlük tanıdığını ve emperyal Hıristiyanlığın zulmünü ortadan kaldırdığını unutmamalıyız’ [xi] şeklindeki yorumuyla İslam medeniyetinin hoşgörüsüne vurgu yapmıştır. Donald Quatatert ise Osmanlı’nın hoşgörü rejimini günümüzün çok kültürlü ortamında kendisinden ders alınacak bir model olarak sunmaktadır. Quatatert, Osmanlı idaresinde halkın; Müslüman, Yahudi, Hıristiyan, Sünni, Şii, Yunan, Ermeni veya Suriyeli Ortodoks ya da Katolik olmasına bakılmadan din ve kültür hürriyetine sahip çıktığını ve bu durumun Kuran’ın hoşgörü felsefesine dayandığını vurgulamıştır.</p>
<p>Bu bağlamda Ortadoğu coğrafyası için bir arada yaşamanın formülünün öncelikle kendi medeniyetini tanımasıyla mümkün olabileceği görülmektedir. Bireyi kültürel kimliğinden yalıtılmış olarak gören klasik liberalizmin İslam coğrafyasını bir arada tutma konusunda yetersiz kalacağı su götürmez bir gerçektir. John Locke ve Immanuel Kant’tan bu yana liberal demokraside politik toplum ilk olarak dinsel ve kültürel kimliğinden yalıtılmış bireylerden oluşacak şekilde gelişmiş ve kültürel kimliklerin ancak özel alanla sınırlı olduğu düşüncesi hâkim olmuştur.[xii] Bu yaklaşım doğal olarak toplumdaki egemen çoğunluk kültürün lehine işler ve kültürel farklılıklara sahip bireylerin topluma entegrasyonu konusunda sancılı bir sürece öncülük eder. Örneğin; Jurgen Habermas, birey merkezli liberal bir demokraside yurttaşlık anlayışıyla çoğunluk kültürünün birbiri içinde eriyip kaynaşmasının kültürel farklılıklara karşı duyarsız, tek renkli bir sivil haklar anlayışıyla sonuçlanacağını ve bu durumun bir yandan farklı kültür ve yaşam biçimlerine karşı ayrımcılığa, öte yandan da medeniyetler çatışmasını önlemede zaafa yol açacağını öne sürmektedir.[xiii]</p>
<p>Böyle bir tarihi ve sosyolojik konjonktürde İslam kültürü gibi evrensellik iddiasında bulunan bir gelenek, ancak bir hoşgörü anlayışı çerçevesinde mevcut sorunların çözümüne katkıda bulunabilir. Bu bağlamda dinler arası diyalogun önemi gün geçtikçe artarak devam etmektedir. Dinler arası yürütülen bu proje dünya barışı için önemli bir fırsattır. Bölgede cereyan eden hadiseler özünde çoğunluğun dışında kalan, ötekileştirmeyi reddeden bütün kültürel kimliklerin sevgi ve özgüveni ile bir arada yaşaması meselesidir. Çok kültürlü bir ortamda hiçbir kültürün hoşgörü sınırlarını tek başına çizmesi mümkün görünmemektedir. Farklılıkların çatışma unsuru olmaktan çıktığı ve bir tür zenginlik olarak görüldüğü sürece bu coğrafyada ilelebet kardeşçe yaşamak hem bölge barışı hem de dünya barışı için son derece önemlidir. Aksi takdirde mezhep ve kabile savaşlarının getirdiği kan ve gözyaşlarıyla beraber büyük acılar yaşanılabilir. Böyle bir durum ise Avrupa tarihinde meydana gelen <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/yuzyil-savaslari" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yüzyıl Savaşları">Yüzyıl Savaşları</a>, <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/otuz-yil-savaslari" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Otuz Yıl Savaşları">Otuz Yıl Savaşları</a> gibi uzun soluklu savaşların yaşanmadığı İslam coğrafyası, kendi ‘<a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/yuzyil-savaslari" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yüzyıl Savaşları">Yüzyıl Savaşları</a>’nı yaşayabilir.</p>
<p><strong>Yazar:</strong> Çağdaş DUMAN</p>
<p>10 Mayıs 2012</p>
<p><a title="Ortadoğu Coğrafyasının Temel Dinamikleri" href="http://www.turksam.org/tr/a2662.html" target="_blank"><strong>Kaynak</strong></a></p>
<div align="left">
<hr align="left" size="2" width="33%" />
</div>
<p>[i] Jean Marine Guehenno, Demokrasinin Sonu, Dost Kitapevi, 1993, Sayfa:39</p>
<p>[ii] Jean Marine Guehenno, Demokrasinin Sonu, Dost Kitapevi, 1993, Sayfa:25</p>
<p>[iii] İlkay Sunar, Düşün ve Toplum, Doruk Yayınları, Ankara, 1999, Sayfa 47</p>
<p>[iv] İlkay Sunar, Düşün ve Toplum, Doruk Yayınları, Ankara, 1999, Sayfa 50</p>
<p>[v] Samuel Hungtington, The Clash of civilization, Foreign Affairs, 1993</p>
<p>[vi] Şule Şahin Ceylan, Francis Fukuyama ve Tarihin Sonu Tezi, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Yıl: 5, Sayı:10 Güz 2006/2 Sayfa:233-252</p>
<p>[vii] Şule Şahin Ceylan, Francis Fukuyama ve Tarihin Sonu Tezi, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Yıl: 5, Sayı:10 Güz 2006/2 Sayfa:233-252</p>
<p>[viii] Jean Marine Guehenno, Demokrasinin Sonu, Dost Kitapevi, 1993, Sayfa:40</p>
<p>[ix] Zafer Şenocak, Atlas of A Tropical Germany: Essays on Politics and Culture 1990-1998 sf:18</p>
<p>[x] Adolrh L. Wismar, A Study in Tolerance:(As Practiced by Muhammed and His Immediate Successors), Columbia University Press, New York 1927, Sf:105</p>
<p>[xi] John L. Esposito, Unholy War:Terror in the Name of Islam, Oxford University Press, New York, 2002</p>
<p>[xii] Hakan Gündoğdu, Çok Kültürlü Bir Toplumda Ötekiyle Yaşamak ve Hoşgörü, EKEV Akademi Dergisi, Yıl:12 Sayı:37, Sayfa:74</p>
<p>[xiii] Jurgen Habernas, ‘Equal Treatment of Cultures and the Limits of Postmodern Liberalism’, The Journal of Political Philosophy, Cilt:13, N. 1 , Blackwell Publishing, 2005 , sayfa:2-3</p>
<p><strong>KAYNAKÇA</strong></p>
<p>CANATAN, Kadir, Avrupa Toplumlarında Çok Kültürlülük, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 2009</p>
<p>CEYLAN, Şule Şahin, Francis Fukuyama ve Tarihin Sonu Tezi, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Yıl:5 Sayı:10 Güz 2006</p>
<p>ESPOSİTO, John, Unholy War: Terror in the Name of Islam, Oxford University Press, New York, 2002</p>
<p>FUKUYAMA, Francis, Tarihin Sonu ve Son İnsan, Çeviren : Z.Dicleli, İstanbul, Gün Yayınları, 1999</p>
<p>FUKUYAMA, Francis, Devlet İnşası, Remzi Kitapevi, İstanbul, 2005</p>
<p>GUEHENNO, Jean Marine, Demokrasinin Sonu, Dost Kitapevi, Ankara, 1993</p>
<p>GÜNDOĞDU, Hakan, Çok Kültürlü Bir Toplumda Ötekiyle Yaşamak ve Hoşgörü, EKEV Akademik Dergisi, Yıl:12 Sayı:37</p>
<p>HABERNAS, Jurgen, Equal Treatment of Cultures and The Limits of Postmodern Liberalism, The Journal of Political Philosophy, Cilt:13, Blackwell Publishing, 2005</p>
<p>HUNGTİNGTON, Samuel, Medeniyetler Çatışması ve Yeni Dünya Düzeninin Yeniden Kurulması, Okyanus Yayınları, İstanbul, 2002</p>
<p>HUNGTİNGTON, Samuel, The Clash of Civilization, Foreign Affairs, 1993</p>
<p>SUNAR, İlkay, Düşün ve Toplum, Doruk Yayınları, Ankara, 1999</p>
<p>ŞENOCAK, Zafer, Atlas of A Tropical Germany : Essays on Politics and Culture, 1998</p>
<p>QUATATERT Donald, The Ottoman Empire 1700-1922: New Approaches to European History, Cambridge, New York, 2005</p>
<p>WİSMAR, Adolph, A Study in Tolerance : ( As Practiced by Muhammed and His Immediate Successors), Columbia University Press, New York, 1927</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://uiportal.net/ortadogu-cografyasinin-temel-dinamikleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atina&#8217;da hükümet kurma çabaları</title>
		<link>http://uiportal.net/atinada-hukumet-kurma-cabalari.html</link>
		<comments>http://uiportal.net/atinada-hukumet-kurma-cabalari.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 May 2012 14:14:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>uiportal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[AB]]></category>
		<category><![CDATA[Antonis Samaras]]></category>
		<category><![CDATA[Evangelos Venizelos]]></category>
		<category><![CDATA[IMF]]></category>
		<category><![CDATA[Karolas Papulyas]]></category>
		<category><![CDATA[Pasok Partisi']]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Demokrasi Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://uiportal.net/?p=3024</guid>
		<description><![CDATA[Yunanistan&#8217;da sosyalist Pasok Partisi&#8217;nin lideri Evangelos Venizelos, koalisyon hükümeti kurma çabaları kapsamında Muhafazakâr Yeni Demokrasi Partisi&#8217;nin lideri Antonis Samaras&#8217;la görüşecek. Venizelos, hiçbir partinin tek başına hükümet kuracak çoğunluğu elde edemediği geçen Pazar günkü genel seçimin ardından hükümet kurmaya çalışan üçüncü parti lideri. Seçimden sonra ilk olarak merkez sağ Yeni Demokrasi Partisi, ardından da radikal sol [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://uiportal.net/wp-content/uploads/2012/05/Greece-government-Greek-Flag-Building.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-3025" title="Greece-government-Greek-Flag-Building" src="http://uiportal.net/wp-content/uploads/2012/05/Greece-government-Greek-Flag-Building-300x179.jpg" alt="" width="300" height="179" /></a><a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/yunanistan" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yunanistan">Yunanistan</a>&#8217;da sosyalist <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/pasok" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with PASOK">Pasok</a> Partisi&#8217;nin lideri <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/evangelos-venizelos" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Evangelos Venizelos">Evangelos Venizelos</a>, koalisyon hükümeti kurma çabaları kapsamında Muhafazakâr <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/yeni-demokrasi-partisi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yeni Demokrasi Partisi">Yeni Demokrasi Partisi</a>&#8217;nin lideri <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/antonis-samaras" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Antonis Samaras">Antonis Samaras</a>&#8217;la görüşecek.</p>
<p>Venizelos, hiçbir partinin tek başına hükümet kuracak çoğunluğu elde edemediği geçen Pazar günkü genel seçimin ardından hükümet kurmaya çalışan üçüncü parti lideri.</p>
<p>Seçimden sonra ilk olarak merkez sağ <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/yeni-demokrasi-partisi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yeni Demokrasi Partisi">Yeni Demokrasi Partisi</a>, ardından da radikal sol blok Syriza hükümet kurmaya çalışmış ancak başarısız olmuşlardı.</p>
<p>Genel seçime dek ülkeyi, <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/pasok" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with PASOK">Pasok</a> ve <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/yeni-demokrasi-partisi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yeni Demokrasi Partisi">Yeni Demokrasi Partisi</a>&#8217;nden oluşan birlik hükümeti yönetiyordu.</p>
<p>Mali kaos, <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/yunanistan" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yunanistan">Yunanistan</a>&#8217;da büyük toplumsal hareketlenmelere ve kemer sıkmanın mimarları olarak düşünülen partilere karşı büyük bir güvensizliğe neden oldu.</p>
<p>Uzmanlar, bugünkü görüşmelerin başarılı olma ihtimalinin düşük olduğunu söylüyor.</p>
<p>Bu görüşmelerden de sonuç alınamazsa, Cumhurbaşkanı <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/karolas-papulyas" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Karolas Papulyas">Karolas Papulyas</a>&#8217;ın yeni genel seçime gidilmeden önce , tüm siyasi liderlere son bir kez hükümet kurmak için çaba göstermeleri çağrısında bulunması gerekiyor.</p>
<p>Yunan siyasi yaşamının son 40 yılındaki başlıca parti olan <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/pasok" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with PASOK">Pasok</a>, 300 üyeli parlamentoda sadece 41 sandalye kazanarak büyük bir oy kaybı yaşadı.</p>
<h2>Hükümet arayışları</h2>
<p>Samaras&#8217;ın Yeni Demokrasi Partisi,108 sandalye alarak birinci parti oldu. Ancak Samaras, hükümet kuramadı.</p>
<p>Radikal sol blok Syriza&#8217;nın lideri Alexis Tsipras ise, <acronym title="Avrupa Birliği ya da kısaca AB, yirmi yedi üye ülkeden oluşan ve toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenmedir. 1992 yılında, Avrupa Birliği Antlaşması olarak da bilinen Maastricht Antlaşması\'nın yürürlüğe girmesi sonucu, var olan Avrupa Ekonomik Topluluğu\'na yeni görev ve sorumluluk alanları yüklenmesiyle kurulmuştur."><a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/ab" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with AB">AB</a></acronym> ve <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/imf" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with IMF">IMF</a>&#8217;nin talep ettiği kemer sıkma önlemlerinin reddi konusunda ısrarcı olduğu için hükümet kurmayı başaramadı.</p>
<p>Pasok ve Yeni Demokrasi&#8217;nin toplam sandalye 149. İki partinin hükümet kurabilmek için gereken çoğunluğa ulaşmak için iki milletvekiline daha ihtiyacı var.</p>
<p>Venizelos, dün 19 sandalyeye sahip olan Demokratik Sol Partisi&#8217;nin lideriyle yaptıkları görüşmede ilerleme kaydettiklerini söylemişti.</p>
<p>Yeni Demokrasi lideri Fotis Kouvelis ise, ülkeyi Euro Bölgesi&#8217;nde tutacak, ancak uluslararası kurtarma planını reddedecek geniş tabanlı bir hükümete girmeyi istediğini belirtti.</p>
<p>BBC Atina Muhabiri Mark Lowen, kemer sıkma önlemlerinin mimarı olarak görülen ve yolsuzluk iddialarıyla yıpranan Pasok&#8217;un çok az destek aldığını söylüyor.</p>
<h2>&#8216;Syriza oylarını arttırıyor&#8217;</h2>
<p><a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/yunanistan" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yunanistan">Yunanistan</a>&#8217;da yeni bir genel seçim ihtimali giderek yaklaşırken, dün yapılan bir kamuoyu yoklaması radikal sol blok Syriza&#8217;nın yüzde 28 oy ve 128 parlamento üyeliğiyle birinci parti olacağını gösterdi.</p>
<p>Syriza geçen Pazar günkü seçimde yüzde 16.6 oy almıştı.</p>
<p>Yunanistan&#8217;daki siyasi kilitlenmeyle birlikte, Avrupalı liderler Yunanistan kesinti ve ekonomik reform reçetesine uymadığı takdirde, ortak para birimi Euro&#8217;dan çıkartılabileceği uyarılarında bulunmaya başladı.</p>
<p>Atina&#8217;nın <acronym title="Avrupa Birliği ya da kısaca AB, yirmi yedi üye ülkeden oluşan ve toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenmedir. 1992 yılında, Avrupa Birliği Antlaşması olarak da bilinen Maastricht Antlaşması\'nın yürürlüğe girmesi sonucu, var olan Avrupa Ekonomik Topluluğu\'na yeni görev ve sorumluluk alanları yüklenmesiyle kurulmuştur."><a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/ab" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with AB">AB</a></acronym> ve <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/imf" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with IMF">IMF</a>&#8217;nin toplam 240 milyar Euroluk kurtarma paketi karşılığında koyduğu kurallar uyarınca, gelecek ay 14,5 milyar Euroluk bütçe kesintilerini onaylaması gerekiyor.</p>
<p>Hem Almanya, hem de <acronym title="Avrupa Birliği ya da kısaca AB, yirmi yedi üye ülkeden oluşan ve toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenmedir. 1992 yılında, Avrupa Birliği Antlaşması olarak da bilinen Maastricht Antlaşması\'nın yürürlüğe girmesi sonucu, var olan Avrupa Ekonomik Topluluğu\'na yeni görev ve sorumluluk alanları yüklenmesiyle kurulmuştur."><a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/ab" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with AB">AB</a></acronym> açıkça, Atina&#8217;dan taahhütlerini yerine getirmesini beklediklerini vurguladılar. <em>BBC Türkçe</em></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://uiportal.net/atinada-hukumet-kurma-cabalari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uluslararası İlişkiler Dergileri</title>
		<link>http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler-dergileri.html</link>
		<comments>http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler-dergileri.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 May 2012 11:16:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>uiportal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akademik Kaynaklar]]></category>
		<category><![CDATA[İlhan ARAS]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası hakemli dergi]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası İlişkiler disiplini]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://uiportal.net/?p=3020</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye’de yayınlanan ulusal veya uluslararası hakemli dergi statüsünde sayısı yüzlerle ifade edilebilecek üniversitelerin fakülte/enstitü dergileri ve düşünce kuruluşlarının dergileri mevcuttur. Bu dergilerin çeşitli sayılarında uluslararası ilişkilerle ilgili az sayıda da olsa makaleler bulunmaktadır. Uluslararası İlişkiler ile doğrudan ilgili olan dergiler ise, yapılan çalışmada öncelikle başvurulan temel kaynaklar olmaktadır. Aşağıdaki listede belirtilen dergiler ulusal/uluslararası anlamda konuyla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://uiportal.net/wp-content/uploads/2012/05/international-relations-books.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-3021" title="international-relations-books" src="http://uiportal.net/wp-content/uploads/2012/05/international-relations-books-286x300.jpg" alt="" width="286" height="300" /></a><a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Türkiye">Türkiye</a>’de yayınlanan ulusal veya <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/uluslararasi-hakemli-dergi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with uluslararası hakemli dergi">uluslararası hakemli dergi</a> statüsünde sayısı yüzlerle ifade edilebilecek üniversitelerin fakülte/enstitü dergileri ve düşünce kuruluşlarının dergileri mevcuttur. Bu dergilerin çeşitli sayılarında uluslararası ilişkilerle ilgili az sayıda da olsa makaleler bulunmaktadır. Uluslararası İlişkiler ile doğrudan ilgili olan dergiler ise, yapılan çalışmada öncelikle başvurulan temel kaynaklar olmaktadır. Aşağıdaki listede belirtilen dergiler ulusal/uluslararası anlamda konuyla ilgili <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Türkiye">Türkiye</a>’de çıkan dergilerin tanıtılması amacıyla hazırlanmıştır. Belirtilen dergiler <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Türkiye">Türkiye</a>’de <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/uluslararasi-iliskiler-2" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with uluslararası ilişkiler">uluslararası ilişkiler</a> disiplininin gelişmesinde, kökleşmesinde önemli bir yere sahiptir. Yabancı literatürü takip edenler, konuyla ilgili daha dar kapsamlı, belli bir bölgeye veya konuya odaklanan dergilerin yoğunlukta olduğunu bilirler. Bu noktada, dileğimiz konuyla ilgili yayınların çeşitlenerek artması ve disiplinin daha da zenginleşmesidir. Basit nitelikte bir derleme olan bu çalışmanın, konuyla ilgili araştırmalar yapanlara faydalı olmasını dileriz.</p>
<p><em>Akademik <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/ortadogu" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ortadoğu">Ortadoğu</a>:</em></p>
<p><a href="http://www.akademikortadogu.com/">http://www.akademikortadogu.com/</a></p>
<p><em>Alternatif Politika:</em></p>
<p><a href="http://www.alternatifpolitika.com/page/index.php?option=com_content&amp;view=category&amp;id=38&amp;Itemid=50&amp;lang=tr">http://www.alternatifpolitika.com/page/index.php?option=com_content&amp;view=category&amp;id=38&amp;Itemid=50&amp;lang=tr</a></p>
<p><em>Alternatives-Turkish Journal of <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/international-relations" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with International Relations">International Relations</a>:</em></p>
<p><a href="http://www.alternativesjournal.net/new/index.php?menu=pages&amp;p=archive">http://www.alternativesjournal.net/new/index.php?menu=pages&amp;p=archive</a></p>
<p><em>Ankara Avrupa Çalışmaları Dergisi:</em></p>
<p><a href="http://ataum.ankara.edu.tr/arsiv.htm">http://ataum.ankara.edu.tr/arsiv.htm</a></p>
<p><em><a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/ankara-universitesi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ankara Üniversitesi">Ankara Üniversitesi</a> Afrika Çalışmaları Dergisi:</em></p>
<p><a href="http://dergiler.ankara.edu.tr/detail.php?id=65">http://dergiler.ankara.edu.tr/detail.php?id=65</a></p>
<p><em>Avrasya Etütleri:</em></p>
<p><a href="http://www.tika.gov.tr/yayinlar/sureli-yayinlar/avrasya-etudleri/32">http://www.tika.gov.tr/yayinlar/sureli-yayinlar/avrasya-etudleri/32</a></p>
<p><em>Bilge Strateji Dergisi:</em></p>
<p><a href="http://www.bilgesam.org/tr/index.php?option=com_content&amp;view=article&amp;id=1247&amp;Itemid=213">http://www.bilgesam.org/tr/index.php?option=com_content&amp;view=article&amp;id=1247&amp;Itemid=213</a></p>
<p><em>Ermeni Araştırmaları Dergisi:</em></p>
<p><a href="http://www.eraren.org/index.php?Lisan=tr&amp;Page=DergiSayilar&amp;DergiNo=1">http://www.eraren.org/index.php?Lisan=tr&amp;Page=DergiSayilar&amp;DergiNo=1</a></p>
<p><em>Güvenlik Stratejileri Dergisi:</em></p>
<p><a href="http://www.harpak.edu.tr/saren/default.asp?sayfa=5">http://www.harpak.edu.tr/saren/default.asp?sayfa=5</a></p>
<p><em>Insight Turkey:</em></p>
<p><a href="http://www.insightturkey.com/Issues/4">http://www.insightturkey.com/Issues/4</a></p>
<p><em>Marmara Avrupa Araştırmaları Dergisi:</em></p>
<p><a href="http://avrupa.marmara.edu.tr/index.php?sayfa=12">http://avrupa.marmara.edu.tr/index.php?sayfa=12</a></p>
<p><em>Orta Asya ve <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/kafkasya" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kafkasya">Kafkasya</a> Araştırmaları Dergisi:</em></p>
<p><a href="http://www.usak.org.tr/dmenu.asp?id=44">http://www.usak.org.tr/dmenu.asp?id=44</a></p>
<p><em><a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/ortadogu" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ortadoğu">Ortadoğu</a> Analiz Dergisi:</em></p>
<p><a href="http://www.orsam.org.tr/tr/Yayinlar/OrtadoguAnaliz.aspx?ID=38">http://www.orsam.org.tr/tr/Yayinlar/OrtadoguAnaliz.aspx?ID=38</a></p>
<p><em><a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/ortadogu" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ortadoğu">Ortadoğu</a> Etütleri Dergisi:</em></p>
<p><a href="http://www.orsam.org.tr/tr/Yayinlar/OrtadoguEtudleri.aspx?ID=6">http://www.orsam.org.tr/tr/Yayinlar/OrtadoguEtudleri.aspx?ID=6</a></p>
<p><em>Perceptions:</em></p>
<p><a title="Perceptions" href="http://sam.gov.tr/?cat=6" target="_blank">http://sam.gov.tr/?cat=6</a></p>
<p><em>The <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/turkish-yearbook" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Turkish Yearbook">Turkish Yearbook</a> of <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/international-relations" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with International Relations">International Relations</a>:</em></p>
<p><a href="http://dergiler.ankara.edu.tr/detail.php?id=44">http://dergiler.ankara.edu.tr/detail.php?id=44</a></p>
<p><em>Turkish Policy Quarterly:</em></p>
<p><em></em><a title="Turkish Policy Quartely" href="Turkish Policy Quarterly: http://www.turkishpolicy.com/archive/ " target="_blank">http://www.turkishpolicy.com/archive/</a></p>
<p><em>Uluslararası Hukuk ve Politika Dergisi:</em></p>
<p><a href="http://www.usak.org.tr/dmenu.asp?id=18">http://www.usak.org.tr/dmenu.asp?id=18</a></p>
<p><em>Uluslararası İlişkiler Dergisi:</em></p>
<p><a href="http://www.uidergisi.com/?page_id=626" target="_blank" class="broken_link">http://www.uidergisi.com/?page_id=626</a></p>
<p><strong>Hazırlayan:</strong> İlhan Aras</p>
<p>11 Mayıs 2012 Cuma</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler-dergileri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Kamu Diplomasisi ve Fransız Kamuoyu</title>
		<link>http://uiportal.net/turk-kamu-diplomasisi-ve-fransiz-kamuoyu.html</link>
		<comments>http://uiportal.net/turk-kamu-diplomasisi-ve-fransiz-kamuoyu.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 May 2012 07:56:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>uiportal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Devletler]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dış Politikası]]></category>
		<category><![CDATA[1915 olayları]]></category>
		<category><![CDATA[AB üyeliği]]></category>
		<category><![CDATA[Edmund Gullion]]></category>
		<category><![CDATA[Erasmus jenerasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni İddiaları]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[Hans Tuch]]></category>
		<category><![CDATA[Joseph Nye]]></category>
		<category><![CDATA[kamu diplomasisi]]></category>
		<category><![CDATA[pro-aktif dış politika]]></category>
		<category><![CDATA[sözde Ermeni soykırımı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://uiportal.net/?p=3013</guid>
		<description><![CDATA[Fransa’da yeni sona eren başkanlık seçimleri Türkiye-Fransa ilişkilerinin kırılganlığını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Tarih boyunca inişli çıkışlı bir seyir izleyen ilişkiler, seçim kampanyasına yönelik olarak Fransız hükümetinin yürürlüğe koymaya çalıştığı 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddinin suç sayılmasını öngören yasa nedeniyle yeniden gergin bir döneme girmiştir. Söz konusu yasa tasarısı Anayasa Konseyi tarafından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://uiportal.net/wp-content/uploads/2012/05/Turkey-France-relations.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-3014" title="Turkey-France-relations" src="http://uiportal.net/wp-content/uploads/2012/05/Turkey-France-relations-300x191.jpg" alt="" width="300" height="191" /></a><a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/fransa" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Fransa">Fransa</a>’da yeni sona eren başkanlık seçimleri <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Türkiye">Türkiye</a>-<a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/fransa" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Fransa">Fransa</a> ilişkilerinin kırılganlığını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Tarih boyunca inişli çıkışlı bir seyir izleyen ilişkiler, seçim kampanyasına yönelik olarak Fransız hükümetinin yürürlüğe koymaya çalıştığı 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddinin suç sayılmasını öngören yasa nedeniyle yeniden gergin bir döneme girmiştir.</p>
<p>Söz konusu yasa tasarısı Anayasa Konseyi tarafından iptal edilmiş olmakla birlikte zaten <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/nicolas-sarkozy" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Nicolas Sarkozy">Nicolas Sarkozy</a> dönemi boyunca bir türlü rayına oturamayan ilişkilerin kısa vadede düzelmesi mümkün görünmemektedir. Bu yasa tasarısının ifade özgürlüğünü hiçe saydığı ve Fransız iç politika kaygılarının bir ürünü olduğu şüphe götürmemekle birlikte gerek bu konuda gerekse <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/fransa" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Fransa">Fransa</a>’yla olan ilişkilerin bütününde <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Türkiye">Türkiye</a>’nin iğneyi kendisine batırması gereken nokta, Fransız toplumuna yönelik <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/kamu-diplomasisi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with kamu diplomasisi">kamu diplomasisi</a> faaliyetlerinin yetersizliğidir. Son seçimlerle Sarkozy döneminin sona ermesine rağmen yeni hükümetin izleyeceği politikalar ve <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Türkiye">Türkiye</a>’ye yaklaşımı belirsizdir. Dolayısıyla <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Türkiye">Türkiye</a>’nin bir kez daha aynı şekilde iç politika malzemesi yapılmasının önüne geçmek için kendini Fransız toplumuna doğru ve net biçimde anlatması gerekmektedir.</p>
<p>Türklere ve <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Türkiye">Türkiye</a>&#8217;ye karşı olumsuz algılamaların temelinde dini (özellikle 11 Eylül sonrası yükselen islamofobia) ve tarihi (Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa aleyhine genişlemesi ve Türklerin 18. Yüzyılın sonuna kadar Avrupa&#8217;nın en önemli güçlerinden birisi olması) faktörler bulunmaktadır. Bu faktörler sebebiyle <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Türkiye">Türkiye</a>’ye önyargılı yaklaşan Fransız toplumunun büyük bir kısmı, günümüz <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Türkiye">Türkiye</a>’sini yeterince tanımamakta fakat tanıdığını düşünmektedir. Dolayısıyla <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Türkiye">Türkiye</a> hakkındaki bilgi eksikliği ve bunun yol açtığı stereotip düşünceler güvensizliği, olumsuz imajı, yönlendirmelere ve dış etkilere açık olmayı da beraberinde getirmektedir. National Branding konusunda uzman Simon Anhalt’in <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/turkiye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Türkiye">Türkiye</a> örneğinden yola çıkarak belirttiği gibi “eğer bir ülke kendi algısını ve itibarını yönetmezse, itibarı kendi doğal ritmiyle ilerlemekte, başkaları tarafından yönetilir hale gelmektedir.”(1) Bu durumun en belirgin örnekleri <acronym title="Avrupa Birliği ya da kısaca AB, yirmi yedi üye ülkeden oluşan ve toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenmedir. 1992 yılında, Avrupa Birliği Antlaşması olarak da bilinen Maastricht Antlaşması\'nın yürürlüğe girmesi sonucu, var olan Avrupa Ekonomik Topluluğu\'na yeni görev ve sorumluluk alanları yüklenmesiyle kurulmuştur.">AB</acronym> üyeliği ve Ermeni meselesi konusunda yaşanmaktadır. Bu bağlamda yabancı toplumlar nezdinde imajını yenilemek, kendini tanıtmak ve basmakalıp düşünceleri yıkmak amacıyla başvurulacak temel araç olarak <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/kamu-diplomasisi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with kamu diplomasisi">kamu diplomasisi</a>, Türkiye&#8217;nin hiçbir şekilde ihmal edemeyeceği bir alandır.</p>
<p>Bu çalışmanın amacı, iki ayrı makale konusu oluşturabilecek <acronym title="Avrupa Birliği ya da kısaca AB, yirmi yedi üye ülkeden oluşan ve toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenmedir. 1992 yılında, Avrupa Birliği Antlaşması olarak da bilinen Maastricht Antlaşması\'nın yürürlüğe girmesi sonucu, var olan Avrupa Ekonomik Topluluğu\'na yeni görev ve sorumluluk alanları yüklenmesiyle kurulmuştur.">AB</acronym> üyeliği ve Ermeni meselesi konularında gerçekleştirilmesi gereken faaliyetleri ortaya koymak değil, genel olarak Fransız toplumundaki Türkiye ve Türk algısının düzeltilmesi ve önyargıların giderilmesi amacıyla yürütülmesi gereken kamu diplomasisini tartışmaktır.</p>
<p><strong><a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/kamu-diplomasisi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with kamu diplomasisi">Kamu Diplomasisi</a> Nedir?</strong></p>
<p>Kamu diplomasisi en basit şekilde, bir hükümetin başka bir ulusun halkını ve aydınlarını, bu ulusun politikalarını kendi avantajına döndürmek amacıyla etkilemeye çalışması olarak tanımlanabilir.(2) <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/hans-tuch" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Hans Tuch">Hans Tuch</a>’ın tanımıyla “kamu diplomasisi, kendi ulusunun düşüncelerini ve ideallerini, kendi kurumlarını ve kültürünü aynı zamanda ulusal hedeflerini ve güncel politikalarını yabancı halklara anlatma amacı taşıyan bir hükümetin iletişim sürecidir.”(3) Kamu diplomasisi kavramı ilk olarak 1965 yılında Tuft Üniversitesi’ne bağlı olan Edward Murrow Merkezi’nin başkanı olan <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/edmund-gullion" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Edmund Gullion">Edmund Gullion</a> tarafından gündeme getirilmiştir. Gullion’a göre kamu diplomasisi, kamuoyu davranışlarının dış politika oluşumunda ve yürütülmesindeki etkisidir. Geleneksel diplomasinin ötesinde uluslararası ilişkilerin farklı boyutlarını (diğer ülkelerdeki kamuoyunun etkilenmesi, bilginin ve fikirlerin akışı, ülkelerdeki çıkar gruplarının etkileşimi gibi) kapsamaktadır.(4)</p>
<p>İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra uluslararası örgütlerin ve sivil toplum kuruluşlarının uluslararası ilişkilerin yeni aktörleri olarak ortaya çıkışı ve gelişen iletişim teknolojileri, geleneksel diplomasi kavramının da değişmesine sebep olmuştur. İletişim ve bilgi devrimleri ile yeniden yapılanan uluslararası sistemde, kamuoyları ve gündemi etkileme becerisinin önem kazanmasıyla kamu diplomasisi dış politikanın vazgeçilmez unsurlarından biri olmuştur.</p>
<p>Kamu diplomasisinin geleneksel diplomasiden en büyük farkı, sadece hükümetler tarafından gerçekleştirilen faaliyetleri değil, aynı zamanda hükümet dışı kuruluşların ve toplumların da birbirleriyle olan etkileşimlerini kapsamasıdır. Dolayısıyla kamu diplomasisi hem devletten-halka hem de halktan-halka bir iletişim stratejisi izlemek demektir. Kamu diplomasisi, iki yönlü bir iletişim ve etkileşimi öngörmektedir. Öncelikle hedef kitlenin dinlenmesi ve önceliklerinin tespit edilmesi esastır. İkinci olarak da bilgilendirme, paylaşım, ikna ve etkileme amaçlanmaktadır. Bu çift yönlü, dinamik iletişim sürecinin önemine Gifford Malone, “eğer kendi toplumumuzu ve politikalarımızı anlatmak istiyorsak öncelikle iletişime geçmek istediğimiz halkın kültürünü, tarihini, psikolojisini ve özellikle dilini öğrenmeliyiz” şeklinde vurgu yapmaktadır.(5) Yine bu çift yönlü iletişim, kamu diplomasisi ile propaganda arasındaki temel ayrımdır. Propaganda dezenformasyon boyutuyla sadece tek yönlü bir iletişimi hedeflemektedir. Ayrıca propagandada bilginin kaynağı her zaman belli olmayabilir, doğruluğu kanıtlanamayan rivayetler ve dedikodular üretilebilir. Oysa kamu diplomasisinde bilginin kaynağı bellidir ve doğruluğu kesindir.</p>
<p>Kamu diplomasisi sürecindeki temel aktörler genellikle Dışişleri Bakanlıkları ve dış temsilcilikler olmakla birlikte  sivil toplum kuruluşları (STK), araştırma merkezleri, kamuoyu araştırma şirketleri, basın, üniversiteler, dernek ve vakıflar da bu sürece dâhil olan/olması gereken kurumlardır. Kamu diplomasisi çeşitli kanallar ve teknikler vasıtasıyla gerçekleştirilir. Uluslararası yayıncılık, bilimsel ve kültürel öğrenci değişim programları, burslar, sanatçıların ve entelektüellerin konferanslara, festivallere ya da sergilere katılımı, ticari işbirliği, ortak derneklerin kurulması, dilin öğretimi, kültürel merkezlerin kurulması…vs..</p>
<p><a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/joseph-nye" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Joseph Nye">Joseph Nye</a>, kamu diplomasisini bir yumuşak güç politikası olarak tanımlamaktadır. Kamu diplomasisi bir ülkenin sahip olduğu yumuşak güç kaynaklarından beslenmektedir: kültür, siyasi değerler, dış politika, ekonomi, eğitim düzeyi, medya, tanıtım faaliyetleri…vs. Bu bağlamda yumuşak güç kaynaklarına sahip ülkelerin etkin kamu diplomasisi yürütme hususunda avantajlı olacağını söylemek yanlış olmayacaktır. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki yumuşak güç sahibi olmadan kamu diplomasisi yürütmek (Kuzey Kore gibi) veya yumuşak güç sahibi olup da kamu diplomasisini asgari düzeyde tutmak da (İrlanda gibi) mümkündür.(6)</p>
<p>Günümüzde internet teknolojisinin yaygınlaşması ve uydu yayıncılığı, bilgilerin çok hızlı biçimde tüm dünyaya yayılmasına olanak sağlamıştır. Bu bakımdan kamu diplomasisinin yürütülmesi hem kolaylaşmış hem de kaçınılmaz hale gelmiştir. Zira pek çok farklı bilginin bu kadar hızlı paylaşıldığı, dolayısıyla manipülasyona açık bir ortamda kendini anlatabilmek ve algıları yönetmek zaruridir. Dolayısıyla internetin tüm olanaklarından yararlanmak (websiteleri, bloglar, Youtube ve MySpace gibi sosyal medya uygulamaları, Facebook ve Twitter gibi sosyal iletişim ağları… ) yabancı kamuoylarını mobilize etmede vazgeçilmez unsur haline gelmiştir. Bununla birlikte bir ülkenin algısı ve imajı toplumdan topluma değiştiğinden bir topluma yönelik olarak hangi kamu diplomasisi araçlarının daha etkili olacağını anlamak için öncelikle hedef kamuoyundaki algıyı ve hassas noktaları iyi analiz etmek gerekmektedir.</p>
<p><strong>Fransa’daki Türkiye Algısı</strong></p>
<p>Sıradan bir Fransız vatandaşının Türkiye algısının oluşmasında genel olarak etkili olan unsurlar ders kitaplarında Türkiye hakkında yazılanlar, medyada çıkan yazılar ve görsel ögeler, Fransa’da yaşayan Türk nüfusu, Fransız devlet adamlarının söylemleri ve Ermeni diasporasının işlediği konulardır. Tüm bu unsurlar dışında, seküler bir toplum olmasına karşın Katolikliğin önemli bir yere sahip olduğu Fransız toplumunda din faktörü de Türkiye’ye olan bakışı etkilemektedir. Özellikle 11 Eylül 2001 tarihinde <acronym title="Amerika Birleşik Devletleri (kısaca ABD) (İngilizce: United States of America (USA), ayrıca Birleşik Devletler olarak da bilinir), elli tane eyalet ve bir tane federal bölgeden oluşan bir federal anayasal cumhuriyettir. Ülkenin çoğu (48 tane eyaleti olan Kıta ABD\'si ve ülkenin federal bölgesi olan Washington, DC), Kuzey Amerika\'nın ortasında, Büyük Okyanus ve Atlas Okyanusu\'nun arasında bulunmaktadır.">ABD</acronym>’de bulunan Dünya Ticaret Merkezi ve Pentagon’a yönelik saldırılar, Müslümanlara yönelik kuşkuları beraberinde getirmiştir. Institut d’Etudes Politiques de Paris’den Prof. Dr. Anne-Marie Le Gloannec; Fransız kamuoyunun Türkiye hakkında fazla bilgi sahibi olmadığını ancak İslam kültürünün bir parçası olarak görüldüğünü ve tarihsel olarak Müslümanlık kimliğine karşı duyulan tedirginlik ve korkunun doğrudan Türkiye algısında da rol oynadığını belirtmektedir. (7)</p>
<p>Fransa’da temel eğitimde kullanılan tarih kitaplarında Türklerle olan ilişkilerde daha çok çatışmacı yönün ve savaş olgusunun ön plana çıkarıldığı görülmektedir. Strasbourg Üniversitesi Türkoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Paul Dumont’a göre Fransızların genel Türkiye algısını daha iyi anlayabilmek için bugüne değil, tarihe bakmak gerekmektedir.(8) Dumont, Fransızların Türkiye algısını daha çok dini çatışma üzerine inşa edilmiş fikirlerin şekillendirdiğini ve Türkiye’nin hep Doğu’nun bir parçası olarak görüldüğünü ifade etmektedir.</p>
<p>Öte yandan Fransız kamuoyundaki Türkiye algısı ister istemez Fransa’da yaşayan Türk nüfusu ile ilişkilendirilmektedir. Göç ve entegrasyon sorununun olumsuz yansımaları Türkiye’ye olan bakışta kendini göstermektedir. <acronym title="Avrupa Birliği ya da kısaca AB, yirmi yedi üye ülkeden oluşan ve toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenmedir. 1992 yılında, Avrupa Birliği Antlaşması olarak da bilinen Maastricht Antlaşması\'nın yürürlüğe girmesi sonucu, var olan Avrupa Ekonomik Topluluğu\'na yeni görev ve sorumluluk alanları yüklenmesiyle kurulmuştur.">AB</acronym>&#8217;li Türklerden kentli, çağdaş, yaşadıkları topluma katkıda bulunan, kendi işini kuran, istihdam sağlayan, bilimde, sanatta, medyada ve diğer iş kollarında başarılı konumlarda olanlar ise “Türk” olarak görülmemekte, yalnızca zihinlerdeki imaja uygun olanlar Türk olarak algılanmaktadır.</p>
<p>Türkiye’nin kültürünün ve dininin bazı siyasi partiler ve devlet adamları tarafından oy gayesiyle “ötekileştirilmesi” gerçekten kaygı verici bir durumdur. Bu tür düşünce tarzı, Fransa’nın benimsediği çok kültürlülük anlayışına ters düşmekte ve tüm dünyaya ihraç etmiş olduğu “Aydınlanma” idealleri ile de açıkça çelişmektedir. Özellikle sağcı partilerin seçim dönemlerinde Türkiye’nin <acronym title="Avrupa Birliği ya da kısaca AB, yirmi yedi üye ülkeden oluşan ve toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenmedir. 1992 yılında, Avrupa Birliği Antlaşması olarak da bilinen Maastricht Antlaşması\'nın yürürlüğe girmesi sonucu, var olan Avrupa Ekonomik Topluluğu\'na yeni görev ve sorumluluk alanları yüklenmesiyle kurulmuştur.">AB</acronym> üyeliği üzerinden oy kazanmaya çalıştığı bilinen bir gerçektir. Bu çerçevede Fransız devlet adamı Dominique De Villepin, &#8220;Avrupa aslında bir dinsel alan değildir. Aksine, bir değerler bütünüdür ki bu değerlerden biri de dünyevi işlerle dinsel sorunların birbirinden ayrılması gereğidir. Özgürlüklerin savunusu, barışın korunması yolunda sarsılmaz irade, hak eşitliğinin tanınması; bütün bunlar farklı Avrupa halklarını birleştiren karakteristik göstergelerdir. Bir devlet bu bütüne katılmak istediğinde, bizim gözümüzde ölçü, onun dinsel kimliği değil, bu değerleri içselleştirme yetisi olmalıdır.(9)</p>
<p>Ermeni diasporasına gelindiğinde, Fransa’da yaklaşık 400-600 bin Ermeni yaşadığı ve önemli kısmının bu ülkeye tamamen entegre olup pek çok alanda önemli yerlere geldiği bilinmektedir. Hemen hemen aynı orana sahip olmakla beraber Türklerle kıyaslandığında Ermenilerin büyük kısmının Fransız vatandaşlığı kazandığı, entellektüalite ve siyasi etki bağlamında çok daha fazla güce sahip olduğu görülmektedir. Bu durumu lobi faaliyetleri ile destekleyen Ermeni nüfusu “<a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/sozde-ermeni-soykirimi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with sözde Ermeni soykırımı">sözde Ermeni soykırımı</a>” tartışmaları üzerinden Fransız toplumunun Türklere bakışını da etkilemektedir. Fransa’daki Uluslararası İlişkiler Çalışmaları Merkezi (CERI) Başkanı Prof. Dr. Christian Lequesne’e göre sokakta yürüyen kadın veya erkek sıradan bir Fransız vatandaşı 1915’de neler olduğunu bilmez, anlamaz ve bir bilgisi de yoktur. Bununla birlikte beyinlerinde ve algılarından Türkiye’ye yönelik kesin, kuralcı bir yabancı kavramı bulunmaktadır.(10)</p>
<p><strong>Fransız Toplumuna Yönelik Kamu Diplomasisi</strong></p>
<p>Eğer gerek <acronym title="Avrupa Birliği ya da kısaca AB, yirmi yedi üye ülkeden oluşan ve toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenmedir. 1992 yılında, Avrupa Birliği Antlaşması olarak da bilinen Maastricht Antlaşması\'nın yürürlüğe girmesi sonucu, var olan Avrupa Ekonomik Topluluğu\'na yeni görev ve sorumluluk alanları yüklenmesiyle kurulmuştur.">AB</acronym> üyeliği gerekse Ermeni meselesi hususunda Türkiye’nin iç politika oyunlarına karıştırılması engellenmek isteniyorsa öncelikle Fransız toplumundaki basmakalıp düşünceler yıkılmalı ve önyargılar giderilmelidir. Zira Fransız hükümetinin Türkiye’yle ilgili karar alırken halkının düşüncelerini ve eğilimlerini göz önünde bulundurması doğaldır. Bu bakımdan günümüz Türkiye’si hakkında bilgili ve önyargılardan arınmış bir toplumda Türkiye üzerine oynayarak oy kazanmak da kolay olmayacaktır. Türkiye’nin <acronym title="Avrupa Birliği ya da kısaca AB, yirmi yedi üye ülkeden oluşan ve toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenmedir. 1992 yılında, Avrupa Birliği Antlaşması olarak da bilinen Maastricht Antlaşması\'nın yürürlüğe girmesi sonucu, var olan Avrupa Ekonomik Topluluğu\'na yeni görev ve sorumluluk alanları yüklenmesiyle kurulmuştur.">AB</acronym> üyeliğine açıkça destek veren Fransa eski Başbakanı ve Avrupa Parlamenteri Michel Rocard, bu durumu şöyle dile getirmektedir: “Avrupa kamuoyunun Türkiye’yi algılayışı değişmediği sürece, <acronym title="Avrupa Birliği ya da kısaca AB, yirmi yedi üye ülkeden oluşan ve toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenmedir. 1992 yılında, Avrupa Birliği Antlaşması olarak da bilinen Maastricht Antlaşması\'nın yürürlüğe girmesi sonucu, var olan Avrupa Ekonomik Topluluğu\'na yeni görev ve sorumluluk alanları yüklenmesiyle kurulmuştur.">AB</acronym> liderleri bu ülke hakkında gerekli cesur kararları alamazlar.”(11)</p>
<p>Şüphesiz Fransız toplumunun bilincinde yer etmiş Osmanlı-Türk imajını değiştirmek ve bugünün gerçekleriyle olan farkını anlatmaya çalışmak kolay değildir ve uzun bir süreç gerektirmektedir. Zira Hans-Georg Gadamer’in de belirttiği gibi tarih, kullandığımız dilde, kelimelerde, remizlerde, zihnimizdeki resimlerde ve anlattığımız hikâyelerde yaşamaya devam etmektedir.(12) Ancak kamu diplomasisi de doğası itibariyle uzun soluklu bir süreçtir.</p>
<p>Daha önce de belirtildiği gibi kamu diplomasisi ülkenin sahip olduğu kültür, siyasi değerler, dış politika, ekonomi, eğitim, medya, turizm, sportif başarılar gibi unsurlardan beslenmektedir. Bu açıdan Türkiye’nin etkin bir kamu diplomasisi yürütebilmek için yeterli araçlara sahip olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Öncelikle Türkiye Doğu-Batı sentezinden oluşan köklü bir kültüre sahiptir. Tarihi yapıtları, sanat eserleri, müziği, mutfağı ve edebiyatı Türkiye’yi yabancı toplumlar nezdinde çekici kılan ögelerdir. Bu nedenle Fransız toplumunda Türk kültürünü tanıtıcı nitelikte etkinliklerin düzenlenmesi önem taşımaktadır. Örneğin Temmuz 2009-Mart 2010 arasında Fransa’da “Türkiye Mevsimi” çerçevesinde kültürel zenginlikleri tanıtan 400’den fazla etkinlik gerçekleştirilmiştir. Bu beş ay boyunca Fransa’nın Paris, Bordeaux, Lyon, Marsilya, Lille ve Strasbourg gibi önemli şehirlerinde birçok sergi, konser, sinema festivali, tiyatro, dans gösterisi ve konferans düzenlenmiştir. Kendi izlediği etkinliklerde salonların oldukça dolu olduğunu ve izleyicilerin büyük kısmının Fransız olduğunu vurgulayan Türkiye’nin Paris Büyükelçisi Tahsin Burcuoğlu, “Mevsim”in amacına ulaştığını ifade etmiştir.(13) Dolayısıyla çeşitli vesilelerle toplumda ses getirecek, geniş kapsamlı ve halka açık bu tür etkinliklerin (uluslararası üne sahip Türk müzisyenlerin konserleri, Türk sanatçılarının sergileri, dans gösterileri…vs) gerçekleştirilmesi ve temasıyla ilgi çekecek, sanatsal değer taşıyan Türk veya ortak yapım filmlerin gösterilmesi Türk kültürünün tanıtımına ve Türkiye’nin imajına olumlu katkı sağlayabilir. Nitekim Prof. Dr. Paul Dumont, Fransa’daki Türkiye algısının değiştirilmesinde propaganda veya dinler arası işbirliği gibi unsurların etkisiz kaldığını, tarihten gelen ön yargıların ortadan kaldırılması için doğrudan sanatsal, kültürel ve toplumsal düzeyde bir işbirliği ve tanıtım çalışmasının gerçekleştirilmesi gerektiğini ileri sürmektedir.(14)</p>
<p>Kamu diplomasisinin diğer iki temel kaynağı dış politika ve siyasi değerlerdir. Son yıllarda Türkiye’nin ortaya koyduğu <a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/pro-aktif-dis-politika" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with pro-aktif dış politika">pro-aktif dış politika</a> etkin bir kamu diplomasisinin yürütülmesini de kolaylaştırmaktadır. Öte yandan hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan hakları gibi değerlerin uluslararası platformlarda savunulması ve hükümet icraatları ile bunlara önem verildiğinin gösterilmesi de söz konusu ülke için olumlu bir imaj teşkil etmektedir. Fransızlar Türkleri savaşçı bir millet olarak görmektedir ancak bu milletin silahlı kuvvetlerinin dünyanın farklı bölgelerindeki barış güçlerine ve yeniden yapılandırma faaliyetlerine destek verdiğini bilmemektedir. Komşularıyla iyi ilişkiler kuran, bölgesel istikrar ve barışı destekleyen,  anlaşmazlıklarda yumuşak güç unsurlarına öncelik verilmesini savunan, hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına riayet eden, geçmişte tabu niteliğinde olan konuları tartışmaya açan Türkiye gerçeğinden bugün pek çok sıradan Fransız vatandaşı habersizdir. Bu sebeple Türkiye kendi hikâyesini Fransızlara kendisi anlatmak durumundadır.  Kendini yeterince iyi anlatamadığında veya anlatma gereği duymadığında doğan sonuçların en canlı örneği Ermeni meselesidir.</p>
<p>Kamu diplomasisi açısından önem taşıyan bir diğer unsur şüphesiz ülkenin ekonomik gücüdür. Avrupa ekonomisinin % 1,5 büyüdüğü 2011 yılında Türkiye ekonomisi % 8,5 oranında bir büyüme gerçekleştirmiştir.(15) Ekonomik krizle boğuşan <acronym title="Avrupa Birliği ya da kısaca AB, yirmi yedi üye ülkeden oluşan ve toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenmedir. 1992 yılında, Avrupa Birliği Antlaşması olarak da bilinen Maastricht Antlaşması\'nın yürürlüğe girmesi sonucu, var olan Avrupa Ekonomik Topluluğu\'na yeni görev ve sorumluluk alanları yüklenmesiyle kurulmuştur.">AB</acronym> ülkeleriyle karşılaştırıldığında Türkiye ekonomisi yükselen bir grafik çizmektedir. Türk firmaları yurtdışında büyük projeler gerçekleştirmekte ve bazı iş kollarında marka haline gelmektedir. Ekonomi alandaki bu gelişme günümüz Türkiye’sinin hikayesinin bir parçasıdır ve bunu Fransız toplumunda görsel-işitsel iletişim araçları ve sosyal medya aracılığıyla görünür hale getirmek gerekmektedir. Örneğin bugün kaç Fransız vatandaşı Vestel’in, otomatik çamaşır makineleri için motor üreten ancak kapısına kilit vurma noktasına gelen Fransız firması SELNI&#8217;ye yılda iki milyon motor siparişi vererek batmaktan kurtardığını bilmektedir?(16) Beko, Paşabahçe, Mavi Jeans, Merinos Halı gibi Türk firmaları Fransa’da bilinmekle birlikte, tanınır ve güvenilir firma sayının artırılması Türkiye’nin olumlu imajı açısından önem arz etmektedir. Türk firmalarının Fransız iş çevrelerinde varlığının hissedilmesi, Türk şirketlerinin Fransa’da yatırım yapması ve istihdam sağlaması hem Türkiye imajını olumlu etkileyecek hem de iş çevrelerinin baskısı Fransız hükümetinin ilişkileri bozacak adımlar atmadan önce tekrar düşünmesine yol açacaktır.</p>
<p>Türkiye’nin yükselen grafiği yabancı öğrencilerin eğitim için ülkemizi seçmesinde de etken teşkil etmektedir. Özellikle öğrenci değişim programları kapsamında Türkiye’ye gelen öğrenci sayısı son yıllarda ciddi artış kaydetmiştir. 2010-2011 öğretim yılı içerisinde Türkiye’de eğitim gören yabancı uyruklu öğrencilerin sayısı 25 bin 545’e yükselmiştir.(17) Türkiye’ye gelerek Türk kültürünü ve yaşam tarzını öğrenen öğrencilerin Türkiye’ye bakışının ciddi oranda değiştiği yadsınamaz bir gerçektir. Erasmus aracılığıyla yurtdışına en çok öğrenci gönderen (28.300 kişi) ülke olan Fransa’daki bu potansiyelden yararlanılmalı ve Fransız öğrenciler Türkiye’ye çekilmeye çalışılmalıdır.(18) Öte yandan Türkiye’deki Fransız okullarının Fransa’daki muadilleri ile gerçekleştirdiği değişim programlarının önemi de inkâr edilemez. Bu konuyla ilgili olarak Haziran 2008-Kasım 2009 tarihleri arasında Almanya, Fransa, İngiltere, İspanya ve Polonya’da Türkiye’nin <acronym title="Avrupa Birliği ya da kısaca AB, yirmi yedi üye ülkeden oluşan ve toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenmedir. 1992 yılında, Avrupa Birliği Antlaşması olarak da bilinen Maastricht Antlaşması\'nın yürürlüğe girmesi sonucu, var olan Avrupa Ekonomik Topluluğu\'na yeni görev ve sorumluluk alanları yüklenmesiyle kurulmuştur.">AB</acronym> üyeliği konusunda yapılan anketlere dayanan araştırmaya göre, 18-24 yaş aralığında bulunanların %52’si Türkiye’nin üyeliğini desteklerken, bu oran 65 yaş ve üzerinde %30’a düşmektedir. Gençlerin Türkiye’ye karşı açıklığını “<a href="http://uiportal.net/uluslararasi-iliskiler/erasmus-jenerasyonu" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Erasmus jenerasyonu">Erasmus jenerasyonu</a>” olmalarına bağlayan Prof. Dr. Hakan Yılmaz, Türkiye’yle kültürel alışveriş içinde olan bu yaş grubunun kültür unsurunu olumlu bir etken olarak değerlendirdiğini vurgulamıştır.(19) Dolayısıyla gelecekte kendi ülkelerinde önemli mevkilere gelmeleri muhtemel öğrenci ve gençlerin Türkiye’yi doğru tanıması ülkemiz için önemli bir artıdır. Bu sebeple gerek orta öğretim gerekse üniversite düzeyinde değişim programlarının yaygınlaştırılması, yabancı öğrenci ve araştırmacılara verilen burs imkânlarının artırılması önem taşımaktadır.</p>
<p>Gerginleşen ikili ilişkilere rağmen 2011 yılında 1 milyondan fazla Fransız turistin Türkiye’yi ziyaret etmesi umut verici bir gelişmedir. Türkiye’yi gezip gördükten ve Türklerle iletişim kurduktan sonra pek çok turistin ülkemize olan bakışının değiştiği göz önüne alınırsa Fransız turist sayısının artırılması amacıyla girişimlerde bulunmak gerekmektedir.  Bu amaçla Türk Hava Yolları (THY) yılın belli dönemlerinde Fransız turistler tarafından çok tercih edilen Bodrum, Kapadokya, İzmir ve İstanbul güzergâhlarına yönelik kampanyalar düzenleyebilir. Bilhassa Fransız hükümetinin iç politika kaygıları nedeniyle ilişkilerin gerildiği dönemlerde THY’nin “gör ve kararını ver” temasıyla cazip kampanyalar sunması yerinde bir strateji olacaktır.</p>
<p>Bir diğer önemli konu 7 gün 24 saat İngilizce yayın yapan televizyon kanalının kurulmasıdır. Zira bu kanal aracılığıyla hem Türk kültürü, tarihi ve turistik yerleri hakkında bilgi verilebilir, hem de Türkiye’nin tezleri, politikaları ve dünyayla olan ilişkileri doğru ve net şekilde aktarılabilir. Ayrıca Türk firmaları ve bu firmaların ürettikleri mallar tanıtılabilir, Türkiye veya Türk STK’lar aracılığı veya ortaklığıyla düzenlenen etkinlikler duyurulabilir.</p>
<p>Tüm bunların dışında geniş kapsamlı sportif organizasyonlara ev sahipliği yapmak, uluslararası üne sahip sporcular yetiştirmek, uluslararası kongre ve fuarlar düzenlemek, üniversiteler arası işbirliği geliştirmek ve akademisyenler için değişim programı düzenlemek gibi etkinlikler de önemli kamu diplomasisi araçlarıdır.</p>
<p>Türkiye’nin tanıtımı yapılırken dikkat çekici ve ayırıcı unsurlar özellikle vurgulanmalıdır. Türkiye’nin belli başlı karakteristiklerinin altını çizen, hedef kitle odaklı, etkin ve güvenilir mesajlar hazırlanmalıdır. Örneğin pek çok Fransız vatandaşı, Müslüman olup Arap olmamak konusunda çelişkiye düşmektedir. Bu bağlamda Fransa’da en iyi tanınan Türk devlet adamı olan Atatürk’e, cumhuriyet rejimine, laik düzene ve Latin harfli Türk alfabesine dikkat çekilebilir. Ayrıca Amerikalı yazar Katherine Branning’ın “Evet, bir bardak daha çay istiyorum” adlı kitabı için hazırladığı ve büyük ilgi uyandıran çay üzerinden Türk kültürünün tanıtıldığı video tarzında kısa belgesel veya tanıtım videoları hazırlanabilir. Buna ilaveten günümüzdeki önemi yadsınamaz olan sosyal medya araçları etkin olarak kullanılmalı, Türkiye’yi tanıtmaya yönelik Fransızca websiteleri, bloglar ve videolar yaygınlaştırılmalıdır.</p>
<p>Pek çok farklı alanı kapsayan tüm bu tanıtım faaliyetlerinin başarıya ulaşması, uzun ve titizlik isteyen bir süreç gerektirmektedir. Dolayısıyla hükümet kurumlarının yanı sıra STK’lar, yurtdışında yaşayan Türk vatandaşları ile yurtiçi ve yurtdışındaki tüm diğer kurumlar bu sürece destek vermelidir.</p>
<p><strong>Türk Kamu Diplomasisi Adına Gelişmeler ve STK’ların Önemi</strong></p>
<p>Uzun yıllar kamu diplomasisine gereken önemi vermemenin sıkıntısını yaşayan Türkiye’de memnuniyet verici bir gelişme olarak son yıllarda, devlet bünyesinde kamu diplomasisi çalışmalarına verilen önem artmıştır. Türkiye’nin doğru ve etkin bir şekilde tanınması ve bilinmesi için kamu kurumları ile sivil örgütlenmeler arasında koordinasyonu sağlamak amacıyla 2010 yılında Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü kurulmuştur. Koordinatörlük; dünyada yaşanan gelişmelerin, ortaya çıkan sorunların ve çözüm yollarının, uluslararası kamuoyunu meşgul eden meselelerin yetkili ve uzman kişiler tarafından masaya yatırılmasını hedefleyen  Akil Adamlar Konferans Serisi, ülkemize duyulan bu ilgi ve merakı karşılamak üzere, yabancı basın mensuplarının ülkemize davet edilmesi için hazırlanan Gazeteci Heyetleri Programı,  yurtdışında Türkiye konusunda çalışan araştırmacılar ve uzmanları, Türkiye’den araştırmacı ve uzmanlarla bir araya getirmeyi hedefleyen Ülke Programları, kamu diplomasisi panelleri, toplantı ve çalıştaylar, yabancı basın bilgilendirme ve tanıtım faaliyetleri gibi çalışmalar yürütmektedir.(20) Ancak kamu diplomasisinin çok boyutlu ve uzun soluklu niteliği göz önüne alındığında Koordinatörlük’ten tüm kamu diplomasisi faaliyetlerini yürütmesini beklemek akılcı olmayacaktır. Zaten daha önce de ifade edildiği gibi kamu diplomasisinin sadece devlet kurumları tarafından yürütülmemesi gerekir. Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü’nün önceliği, STK’lar ve diğer kuruluşların gerçekleştireceği projelerin kontrol, koordinasyon ve finansman zeminini hazırlamak olmalıdır.</p>
<p>Uluslararası arenada devlet dışı aktörlerin rolünün gitgide artmasına bağlı olarak sivil toplum kuruluşlarının faaliyetleri ulusal sınırların ötesine geçmeye başlamıştır. Bu nedenle sivil toplum müesseseleri kamu diplomasisi çalışmalarında devletlerin en önemli ortakları haline gelmiştir. STK’ların, farklı ülkelerdeki muadilleri ile birlikte, ortak projeler üretme ve lobi çalışmaları yapma gibi roller üstlenmeleri, o ülkelerin halkına ulaşmak bağlamında son derece önemlidir. Fransa’daki STK’lar ile Türkiye’dekiler arasında somut işbirlikleri ve ağlar kurmak ve bunları aktif tutabilmek, uluslararası ağlara dâhil olmak ve ortaklıklar kurmak yürütülmeye çalışılan kamu diplomasisine ciddi katkı sağlayacaktır. Örneğin 2009’daki “Interact-<acronym title="Avrupa Birliği ya da kısaca AB, yirmi yedi üye ülkeden oluşan ve toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenmedir. 1992 yılında, Avrupa Birliği Antlaşması olarak da bilinen Maastricht Antlaşması\'nın yürürlüğe girmesi sonucu, var olan Avrupa Ekonomik Topluluğu\'na yeni görev ve sorumluluk alanları yüklenmesiyle kurulmuştur.">AB</acronym>, Fransa, Türkiye Üniversite Diyalogu” projesinin faaliyetlerinden biri olan “Fransa ve Türkiye Arasındaki STK Diyalogu: Sivil Toplum Diyalogu Atölye Serisi”, insan hakları, sosyal haklar, barınma hakları ve kadın hakları gibi haklara dayanan konularda çalışan Türk ve Fransız STK’ları bir araya getirerek, sivil toplum üzerine tartışmalar yapmak, çalışma konularına ilişkin deneyimlerini paylaşmak, birbirleriyle çalışma kapasitelerini artırmak, ağ yapıları kurmalarını ve/veya mevcut ilişkilerini güçlendirmelerini sağlamak adına memnuniyet verici bir gelişmedir.</p>
<p>Bir diğer kayda değer gelişme, TÜSİAD tarafından Türkiye ile Fransa arasındaki ilişkileri güçlendirmek amacıyla, bağımsız ve objektif bir düşünce platformu oluşturmak adına Fransa’da “Paris Boğaziçi Enstitüsü (Institut du Bosphore)” adlı düşünce kuruluşu tesis edilmesidir. Türk ve Fransız kamuoyları arasında müşterek bir düşünce zemini tesis etmeyi amaçlayan Enstitü bünyesinde, Türkiye ve Fransa’nın önde gelen siyasetçi, iş insanı, ekonomist ve kanaat önderlerinin bir araya geldiği bir bilim kurulu da yer almaktadır.</p>
<p>Şüphesiz Fransa merkezli Türk STK’lar da bu süreçte önemli rol oynayacaktır. Fransız kamuoyunu iyi tanımaları, Fransız kamuoyunun hassasiyetlerini ve görüşlerini iyi bilmeleri sayesinde öncelikli olarak yürütülmesi gereken kamu diplomasisi çalışmaları hakkında hükümetlere tavsiyelerde bulunabilecek, bu çalışmaların uygulanmasına katkı sağlayabilecek olanlar bu kuruluşlardır.</p>
<p>Örneğin, merkezi <acronym title="Avrupa Birliği ya da kısaca AB, yirmi yedi üye ülkeden oluşan ve toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenmedir. 1992 yılında, Avrupa Birliği Antlaşması olarak da bilinen Maastricht Antlaşması\'nın yürürlüğe girmesi sonucu, var olan Avrupa Ekonomik Topluluğu\'na yeni görev ve sorumluluk alanları yüklenmesiyle kurulmuştur.">AB</acronym>’nin en önemli şehirlerinden Strazburg’da bulunan Cojep International,  50 ülkeden sivil toplum kuruluşları ile işbirliği halinde olan; demokrasi, insan hakları, hukuk, adalet ve barış alanlarında çalışan, <acronym title="Birleşmiş Milletler Örgütü ya da kısaca Birleşmiş Milletler (BM), 24 Ekim 1945\'te kurulmuş dünya barışını, güvenliğini korumak ve uluslar arasında ekonomik, toplumsal ve kültürel bir iş birliği oluşturmak için kurulan uluslararası bir örgüttür.">BM</acronym> ECOSOC ve Avrupa Konseyi’ne katılımcı statüsü elde etmiş ve UNESCO üyesi bir Türk organizasyonudur.(21) Barış, çokkültürlülük, birlikte yaşama, kültürlerarası diyalog gibi alanlara yönelik faaliyetler düzenleyerek Türkiye’nin bu değerlere verdiği önemi bir anlamda temsil etmektedir. Siyasetçiler, gazeteciler, akademisyenler, yazarlar, öğrenciler ve genel olarak faaliyet alanındaki tüm Fransız ve Türk halkı kapsayan çalışmalarda bulunmaktadır. Her yıl düzenlediği “Birlikte Yaşama Buluşmaları”, “Yurttaşlık Kampanyaları” “Gençlik Buluşmaları” gibi uluslararası organizasyonlarla çeşitli ülke ve kültürlerden insanları bir araya getiren Cojep International’in, geçtiğimiz yıl Konya Belediyesi ile ortaklaşa gerçekleştirdiği Hz. Mevlana’yı tanıtım programı ve sema gösterisi büyük ilgi uyandırmıştır. Ayrıca son olarak Fransa’da bir ortaokulda ders dokümanı olarak kullanılan ve Türkleri “soykırımcı” olarak gösteren bir karikatürün müfredattan çıkarılması amacıyla Fransa Eğitim Bakanlığı nezdinde çalışma başlatmıştır.(22) Bu tür kuruluşların devlet tarafından desteklenmesi ve ortak projeler üretilmesi etkin bir kamu diplomasisi için gereklidir.</p>
<p>Ayrıca yine 2010 yılında kurulan Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı ile dünyanın dört bir yanında yaşayan soydaş ve akraba toplulukları ile değişik ülkelerdeki vatandaşlarımıza daha organize hizmet sunulması, hizmetlerin tek merkezden koordine edilmesi amaçlanmaktadır. Bu Başkanlık aracılığıyla yabancı öğrenci projelerinin hayata geçirilmesi, yurt dışında lobicilik çalışmalarının güçlendirilmesi, Türk vatandaşlarının bulunduğu ülkelerle ekonomik, sosyal, kültürel ve ticari bağlar geliştirilerek Türkiye’nin uluslararası düzeyde tanınması ve tanıtılması gibi kamu diplomasisi alanına giren faaliyetlerin yürütülmesi daha kolay ve organize şekilde gerçekleştirilebilir. Örneğin Yurtdışı Türkler Başkanlığı önderliğinde Fransa’daki yerleşik Türk imajının değiştirilebilmesi için “Fransa’daki başarılı Türkler” temasıyla Fransız toplumuna entegre olmuş ve belli bir alanda önemli başarılar elde etmiş Türklerin daha görünür olması desteklenebilir.</p>
<p>Son olarak belirtilmesi gereken, sıradan halkı hedef alan kamu diplomasisi çalışmaları yürütülürken kamuoyu üzerinde önemli etkisinin olduğu bilinen Fransız siyasi elitlerin (uzmanlar, gazeteciler, yazarlar…) ihmal edilmemesi gerektiğidir. Siyasi elitlerin Türkiye hakkındaki görüşleri, çalışmaları ve söylemlerinin halkı etkileyebileceği göz ardı edilmemelidir. Türkiye’ye bakış bağlamında siyasi elitin kendi içinde üç gruba ayrıldığı söylenebilir: Türkiye’yi yakından takip eden ve iyi tanıyan, dolayısıyla Türk tezlerini savunanlar; Türkiye’yi iyi tanımayan, din ve kültürü hakkında önyargıları bulunan ancak son dönemde Türkiye’nin uluslararası arenadaki yükselen rolü nedeniyle ılımlı yaklaşan solcu kesim; tamamen Türkiye karşıtı aşırı sağcı kesim.(23) Kamu diplomasisi kapsamında bu üç grubu da hedefleyen faaliyetler icra edilerek siyasi elitler kazanılmaya çalışılmalıdır. Türkiye’ye yakın olanlarla bağların kuvvetlendirilmesi şüphesiz önemlidir. Ancak yapılabilecek en büyük hatalardan biri Türkiye karşıtı görüşleri savunan kesimi görmezden gelmektir. Fikirler değişmek içindir ve Türkiye kendini doğru ifade ettiği takdirde ikinci ve üçüncü gruptaki elitlerin bir kısmının fikirlerinin değişmesini en azından yumuşamasını sağlayabilir. Paris Boğaziçi Enstitüsü ilk yıllık toplantısına Fransa’dan Türkiye’ye yakınlığı ile bilinen senatör Catherine Tasca, eski başbakan Michel Rocard, sosyalist milletvekilleri Pierre Moscovici ve Laurence Dumont, UMP milletvekil Thierry Mariani’nin yanı sıra Alexandre Adler, Bernard Guetta ve Ariane Bonzon gibi gazetecileri davet etmiştir.(24) Bu önemli organizasyonda Türkiye karşıtı isimlerin yokluğu gözden kaçmamaktadır ki eğer davet edilmemişlerse bu ciddi bir kayıptır. SOFRES eski başkanı Pierre Weil, Fransız toplumunun Türkiye hakkındaki görüşlerinin henüz olgunlaşmamış olduğunu dolayısıyla siyasi elitlerce yönlendirilebileceğini ifade etmektedir. Weil’e göre karizmatik bir devlet adamı veya elitin, etkin bir iletişim stratejisi izlenmesi durumunda Fransız toplumunun görüşlerini zaman içinde Türkiye lehine değiştirmesi muhtemeldir.(25)</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Kamu diplomasisine uzun yıllar gereken önemi vermeyen Türkiye bugün bunun yol açtığı sonuçlarla karşı karşıyadır. Fransız toplumunun Türkiye’yi yeterince tanımaması, eksik veya yanlış bilgilere sahip olması ve önyargılı yaklaşımı değişmediği sürece <acronym title="Avrupa Birliği ya da kısaca AB, yirmi yedi üye ülkeden oluşan ve toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenmedir. 1992 yılında, Avrupa Birliği Antlaşması olarak da bilinen Maastricht Antlaşması\'nın yürürlüğe girmesi sonucu, var olan Avrupa Ekonomik Topluluğu\'na yeni görev ve sorumluluk alanları yüklenmesiyle kurulmuştur.">AB</acronym> üyeliği ve Ermeni meselesi gibi konularda Türkiye, Fransız iç politika oyunlarına alet edilecektir.</p>
<p>Şüphesiz zihinlerde yer etmiş bir algıyı değiştirmek ve yeni bir imaj inşa etmek kolay olmayacak ve zaman alacaktır. Ancak kamu diplomasisi de uzun vadeli bir yatırımdır. Belli bir olayın sonucunda ortaya çıkmaması gerektiği gibi, herhangi bir tepkiye bağlı olarak askıya da alınmamalıdır.</p>
<p>Türkiye’nin kültürü, dış politikası, siyasi değerleri, ekonomisi, uluslararası arenada yükselen profili göz önüne alındığında etkin bir kamu diplomasisi yürütebilmek için gerekli araçlara sahip olduğu görülecektir. Bu bakımdan Türkiye’nin Fransız kamuoyuna dönük etkin bir kamu diplomasisi stratejisi belirleyip tutarlı ve cesaretli şekilde bunu sürdürmesi gerekmektedir. Hükümet kurumlarının ve dış temsilcilerin yanı sıra yurtdışında yaşayan Türk vatandaşları ve Türk sivil toplum kuruluşlarının da bu sürece katılımı büyük önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>Dipnotlar:</strong></p>
<p>1. Özdem SANBERK, Hakan ALTINAY, « Kamu diplomasisi ve yumuşak güç », Sabah, 8 Ocak 2008, bkz. arsiv.sabah.com.tr/2008/01/08/haber (erişim 15 Nisan 2012)<br />
2. Evan POTTER, «Canada and the New Public Diplomacy», Netherlands Institute of International Relations, s.3<br />
3. Hans N. TUCH, Communicating With the World: U.S. Public Diplomacy Overseas, New York, St.Martin’s Press, 1990, s. 3<br />
4. What is Public Diplomacy?, The Edward R. Morrow Center of Public Diplomacy, bkz. fletcher.tufts.edu/murrow/public-diplomacy.html  (erişim 16 Nisan 2012)<br />
5. Gifford MALONE, Political Advocacy and Cultural Communications: Organising the Nation’s Public Diplomacy, Lanheim, University of America, 1988, s. 12<br />
6. Nicholas J. Cull, Public Diplomacy: Lessons from the Past, Los Angeles, Figueroa Press, 2009, s.15<br />
7. “Türkiye-Fransa Krizinde Algının Rolü: Fransızların Türkiye Algısı”, ORSAM, No.94, Aralık 2011, s.8<br />
8. Ibid., s.7<br />
9. Jorge Semprun ve Dominique De Villepin, Avrupa insanı, çev. Aydın Cıngı, İstanbul, Agora kitaplığı, 2006, s. 41<br />
10. “Türkiye-Fransa Krizinde Algının Rolü: Fransızların Türkiye Algısı”, ORSAM, No.94, Aralık 2011, s.13<br />
11. Bahadır KALEAĞASI, Avrupa Galaksisinde Türkiye Yıldızı, Istanbul, Doğan Kitap, 2006, s. 355<br />
12. İbrahim Kalın, “Soft Power and Public Diplomacy in Turkey”, Perceptions, Vol. XVI, No.3, Autumn 2011, s.17<br />
13. Fransa’da Türkiye Mevsimi, İKV Değerlendirme Notu, No.19, Temmuz 2010<br />
14. “Türkiye-Fransa Krizinde Algının Rolü: Fransızların Türkiye Algısı”, ORSAM, No.94, Aralık 2011, s.8<br />
15. “Türkiye&#8217;nin 2011 büyüme hızı %8,5”, BBC, 2 Nisan 2012, bkz.<a href="http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2012/04/120402_turkey_growth.shtml">www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2012/04/120402_turkey_growth.shtml</a> (erişim 18 Nisan 2012)<br />
16. Bkz. <a href="http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2012/04/21/vestel-fransizi-ipten-aldi">www.sabah.com.tr/Ekonomi/2012/04/21/vestel-fransizi-ipten-aldi</a> (erişim 18 Nisan 2012)<br />
17. “Yabancı öğrencilerin yeni adresi”, Deutsche Welle, 01 Mart 2012, bkz. <a href="http://www.dw.de/dw/article/0,,15778032,00.html">www.dw.de/dw/article/0,,15778032,00.html</a> (erişim 18 Nisan 2012)<br />
18. Bkz. global.mezun.com/egitim-haberleri/diger/erasmus-ta-sampiyon-fransa-turk-ogrenciler-ataga-gecti.html (erişim 18 Nisan 2012)<br />
19. Bkz. <a href="http://www.turkiyeavrupavakfi.org/index.php/genel-haberler/1798-turkiye-imaji.html">www.turkiyeavrupavakfi.org/index.php/genel-haberler/1798-turkiye-imaji.html</a> (erişim 20 Nisan 2012)<br />
20. Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü, bkz. kdk.gov.tr/faaliyetler/15 (erişim 20 Nisan 2012)<br />
21. COJEP International, bkz. <a href="http://www.cojep.com/">http://www.cojep.com/</a> (erişim 23 Nisan 2012)<br />
22. Bkz. haber.mynet.com/fransada-sozde-soykirim-karikaturu-rezaleti-626443-dunya/ (erişim 23 Nisan 2012)<br />
23. Dorothée Schmid, “Les Elites Françaises et La Turquie”, EDAM,  Juin 2010, p.29<br />
24. Ariane Bonzon, “Pourquoi la Turquie fait peur aux français”, bkz. <a href="http://www.slate.fr/story/12621/pourquoi-la-turquie-fait-peur-aux-francais">www.slate.fr/story/12621/pourquoi-la-turquie-fait-peur-aux-francais</a> (erişim 23 Nisan 2012)<br />
25. Dorothée Schmid, op. cit., p.27</p>
<p><strong>Yazar:</strong> Emine AKÇADAĞ</p>
<p>08 Mayıs 2012 Salı</p>
<p><strong>Kaynak</strong></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://uiportal.net/turk-kamu-diplomasisi-ve-fransiz-kamuoyu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

