18 Ekim 2009’da görsel basına yansıdığı kadarıyla; İsrail Ordu Radyosu tarafından yapılan açıklamaya göre Türk-İsrail gerginliğine ABD el atmış ve Türkiye’den ilişkilerin bir an önce düzel[...]
Bilindiği gibi Türk-İsrail ilişkileri, 2006 yılında Hamas liderlerinin Türkiye’yi ziyareti ile başlayan ve Ocak 2009’da yapılan Davos görüşmelerindeki Başbakan Erdoğan’ın İsrail Cumhurbaşkanı Başkanı Peres’e çıkışından beri sorunların minimize edildiği rotasından kaymış ve gerilimli bir raya oturmuştur. Son olarak Konya’da periyodik olarak yapılan ve ABD ve İtalya ile birlikte İsrail’in de katıldığı Anadolu Kartalı isimli tatbikata İsrail’in katılmaması yönündeki Türk kararı [devamını oku]
Günümüzde devletlerin birbiriyle ileri derecede bağımlı durumda olduğu , hatta bir ülkenin ekonomik krize girmesinin tüm Dünyayı krize sokabildiği gelişmelerin yaşandığı bir ortamda [...]
Diğer devletler gibi Türkiye de kararlarını alırken bağımlı olduğu ülkelerin çıkarlarına aykırı hareket etmemeyi de göz önünde bulundurur. Bu açıdan bağımlılığın büyük riskleri de içinde barındırdığı bir gerçektir. Enerji konusunda Rusya’ya bağımlıyız. Ya da Kuzey Irak’tan gelen terör tehdidine sınır ötesi operasyon yapma konusunda Türkiye ABD’ye bağımlıdır. Savunma sanayisindeki silahlara sahip olma ve bunları kullanma konusunda tamamen olmasa da [devamını oku]
Bilindiği gibi 1974 Barış Harekâtı sonrasında ortaya çıkan coğrafi değişiklikler nedeniyle Güney Kıbrıs’taki Türk mal varlığı Rumlara, Kuzey Kıbrıs’taki Rum mal varlığı da Türklere kalmışt[...]
Rumlar davayı ancak İngiliz İstinaf Mahkemesine götürebileceklerdi. İşte bu safhada devreye Kıbrıs Cumhurbaşkanı Talat ve partisi girdi ve Rumların davanın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde görüşülme teklifine olumlu yanıt verdiler. Böylece Talat ve Partisi (CTP) inanılmaz bir kararla İngiliz Yüksek Mahkemesi’nin lehimize sayılabilecek kararından sonra Rumlarla aynı doğrultuda hareket etmiş ve konunun İngiliz İstinaf Mahkemesi’nde değil Avrupa Toplulukları Mahkemesi’nde ele alınmasına [devamını oku]
Dünya ülkelerinin Afrika kıtasındaki ülkelere karşı olan ilgisi giderek artıyor. Pek çok ülke bu ilgisini kanıtlamak için 2005 yılını “Afrika Yılı” ilan etmişti ve Türkiye de bu ülkelerden[...]
Zirveye AFB’ye üye 53 ülkenin tamamı davet edildi ve bunlardan 50 tanesinden katılım oldu. Katılımların 6’sı devlet başkanı, 5’i cumhurbaşkanı yardımcısı ve 6’sı da başbakan düzeyinde gerçekleşirken diğer ülkeler başbakan yardımcısı ve dışişleri bakanı düzeyinde temsil edildiler. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Zirveye katılan bütün ülkelerin heyetleriyle ayrı ayrı görüşmeler yaptı. Bu görüşmelerde heyetler tarafından Afrika kıtasında Türkiye’ye ve Türklere karşı bir [devamını oku]
Türk dış politikasının iki temel ilkesi, Cumhuriyet tarihi boyunca Türkiye’nin Avrupa güvenliğindeki rolüne yön verdi: Statükoculuk ve Batıcılık. Cumhuriyetin ilk yıllarında Batı tipi devlet sis[...]
Sonuçta Türkiye’nin özellikle Cumhuriyetin kurulmasından bu yana, batılılaşma ile çağdaşlaşmayı eş tutması ve İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra dünya’daki politik konuşlanmada tercihini Batı Bloku’ndan yana kullanması, Türkiye’yi Avrupa kıtasında veya onu merkez alarak kurulan siyasi ve güvenlik oluşumlarının tümüne katılmayı yöneltmişti. Buna bağlı olarak Türkiye AET, Avrupa Konseyi ve NATO’yla birlikte 1948’de Ekonomik İşbirliği Kalkınma Örgütü (OECD) ve Avrupa Güvenlik [devamını oku]
Başbakanlık Dış Politika Baş Danışmanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu daha öğretim görevlisi olduğu ‘dış ilişkilerde çok boyutluluk’ ve ‘komşularla sıfır problem’ politikası gelişti[...]
Komşularla “sıfır sorun” ilkesi AKP öncesi koalisyon hükümetinin Dışişleri Bakanı İsmail Cem2in Yunanistan Açılımı ile başlamıştı. Ardından AKP hükümeti bu açılımı Kıbrıs’a uyguladı. Şimdi komşularla sıfır sorun yaşama adına bağımsızlıkların bu kadar arttığı bir dönemde (Kosova, Güney Osetya, Abhazya) KKTC’nin bağımsızlığından gönüllü bir şekilde vazgeçildiği görülmektedir. Ardından uluslararası camiada dışlanan Suriye ile benzer bir süreç işledi. Aslında Suriye ile başlayan [devamını oku]
Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Andreyeviç Yuşenko 27 Ekim 2008 tarihinde Türkiye’ye ikinci resmi seferine başlamıştır. İlk resmi ziyaretini 6 Haziran 2005 tarihinde yapan Yuşenko daha sonra Karad[...]
Karadeniz’in iki kıyıdaş ülkesi olarak Türkiye ve Ukrayna arasındaki ilişkilerin genel seyrine baktığımız zaman ilişkilerin “iyi” ve fakat mevcut potansiyel ile kıyasladığımızda “yetersiz” olduğu görülmektedir.
2003 yılında Türkiye dış politikada Ukrayna'ya öncelikli ülke statüsü tanımıştır, yani Ukrayna, dış politikasında öncelik tanıyacağı ülkelerden birisi haline gelmiştir. Özellikle Karadeniz'in güvenliği açısından Ukrayna, Türkiye için son derece büyük bir önem arz etmektedir. Tabii [devamını oku]
Soğuk Savaş’ın ileri karakolu Türkiye’nin geçmişteki rolü öncelikle Sovyetlerin, dolayısıyla komünizmin Orta Doğu’ya inmesini önlemek ve ikincil olarak da güçlü bir ordu ile Varşova [...]
Türkiye komşu milletlerle asırlardır süren komşuluk ilişkilerini pragmatik açıdan da hesaba katmak durumundaydı ve Türkiye’nin Suriye, Irak ve İran politikalarının ABD ile ilişkilerindeki hassasiyeti artık somut boyutlarda önem kazanmaya başlamıştı. Çünkü bu ülkeler ya asırlarca Türk egemenliğinde kalmış topraklardı ya da Türkiye’nin komşularıydı ve Türkiye ile ilişkileri bunlar var oldukça, söz konusu olacaktı. Kaldı ki ABD’nin 36. paralelin kuzeyindeki oluşuma [devamını oku]
İsrail’le olan ilişkiler, Soğuk Savaş döneminden sonra özellikle 1990’ların ikinci yarısında beklenmedik biçimde gelişmiştir. Bununla birlikte, bu iki devlet arasındaki ilişkilerin geçmişi[...]
İsrail’le ilk diplomatik ilişkilerin kurulması 1949 yılında Türkiye'nin İsrail’i tanımasına kadar uzanır. Türkiye’nin, tarihsel nedenlerden dolayı Arap devletlerine duyduğu güvensizlik; Türk yetkililerce Orta Doğu’da Türkiye’ye en yakın devlet modeli olarak görülen İsrail’in modern, demokratik ve seküler devlet modeli; Arap devletlerinin başındaki yönetim kadrosunun antidemokratik, despot ve totaliter olması; Türkiye’nin 1923’de Irak’la Musul sorunu ve 1939’da Suriye’yle Hatay problemi gibi toprak [devamını oku]
Azerbaycan kendi başına bir jeopolitik önem arz etmekten ziyade Kafkasya bölgesinin jeopolitik önemini oluşturan bir unsur olarak önem taşımaktadır. Kafkaslar; Rusya-Orta Doğu, Rusya-Akdeniz ve Rusya-[...]
Kafkasya bölgesinde yer alan Azerbaycan ise Soğuk Savaş döneminde Doğu Bloku için önemli bir savunma hattı oluşturuyor, Anadolu ve Orta Doğu’ya çıkış yolu üzerinde bulunması ile jeopolitik değer kazanıyordu. Ayrıca, Hazar Denizi, Kara Deniz ve Kafkas Dağları ile Doğu Avrupa için güney kanatta önemli bir güvence oluşturuyordu. Ermenistan ile birlikte güneye karşı tampon oluşturuyor ve gerektiğinde bir çıkış noktası olma [devamını oku]
merhaba seyit ali, aramıza hoş geldin. öncelikle ilgin ve yardım talebin için teşekkürler. sorunlu linkleri bize iletebilirsin. sonra ne yapılabileceği konusunda teati edebiliriz. saygılarımızla.
merhaba herkese yeni üye oldum ben bu siteye sakarya üniv ulide okuyorum yararlı bir siteyniş ama şuan bütün linkleri ölüü lütfen yenileyebilir misiniz?ve kesinlikle aktiif katılım olduğu sürece birbirimizden yararlanabileceğimizi düşünüyorum..birr de sakarya üniv temsilciniz olmak isterim
Üye arkadaşlar sitede aktif katılımı sağlayabilirler. Bu arada belirtmek isterim ki, yeni dönem için çalışmalarımız devam etmektedir. Yakın zamanda daha aktif bir uiportal ile karşınızda olacağız.
arkadaşlar selamlar... Abd 'nin Soğuk Savaş sonrası Asya Pasifik politikası üzerine sunum yapmam gerekiyor.Yardımcı olursanız sevinirim teşekkürler.iletişim için ism8-ail@hotmail adresinide kullanabilirsiniz.teşekkürler
HAYIRLI RAMAZANLAR SEVGİLİ UİPORTAL..11 EYLÜL SONRASI TÜRK DIŞ POLİTİKASI ÜZERİNE BİR ANKET ÇALIŞMASI YAPILACAKTIR.ANKET ÇALIŞMASINA SORULARI İLE DESTEK OLMAK İSTEYEN ARKADAŞLARIN TARAFIMA ULAŞMALARINI HASSETEN RİCA EDER HERKESE BAŞARILAR DİLERİM.MUHABBETLE..
Uludağ kuşkusuz sakaryadan ve kocaeliden öndedir.Sonra sakarya ile kocaeli arasında bir tercih yapman gerekirse bu tartışılır,ben kocaelinin daha iyi olduğunu düşünüyorum,sakaryada ise uli sadece okuduğunla kalır,seminerler çok az bu yönü kötü.Ben saü'lü olarak beğenmiyorum
öncelikle slmlar size bir sorum olacak öss girdim uluslararası ilişkiler bölümünü tercih edeceğim size sorum nereyi yazayım kafamda 3 yer var kocaeli,uludağ ve sakarya siz hangisini önerirsiniz :)